Zaman: 30 Ağu 2014 21:29

Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

  
Bilmece ve zeka sorusu soranların ve cevaplayanların yeri. Sor yada cevapla...

Moderatörler: Deva, SüperMod

Forum kuralları
Forum Kuralları.

Bir bilmece sormadan önce aynı bilmeceden olup olmadığını kontrol edin lütfen.
Belki aynı başlık adı altında olmayabilir yalnız arattırma yaparsanız kolayca bulabilirsiniz, aksi takdirde silinecektir.
Emeğiniz boşa gitmesin.

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 14:15

Denizcilik dilinde bir halatın ya da zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA

Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA

Denizcilik işletmelerinde gemi adamlarını gemilere atama belgesi. : ORDİNO

Denizcilikte bir donanımı ters çevirme.:BATİ

Denizcilikte bir palanganın, makaralarını, trentilerini, vatalarını sökme. : ISPASA

Denizcilikte bir şeyi,bir yerden bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan halat.:VARAGELE

Denizcilikte çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan.:İZBİRO

Denizcilikte çok durgun deniz ve havaya verilen ad.:BONAÇA

Denizcilikte eski kalafat üstüpülerini çıkarmada kullanılan ucu kanca biçiminde kalafatçı aleti.:MAVUÇ

Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi. : MATİZ

Denizcilikte kırılmış bir direği, bir sereni geçici olarak onarmaya yarayan ve eski halat liflerinin bükülmesiyle oluşturulan bir tür tirnele, ya da gırcala. : LİGADORA

Denizcilikte kullanılan bir tür ince halat. : LENTİYE

Denizcilikte kullanılan ucu halkalı cıvata.:MAPA

Denizcilikte küreklerin suya her daldırılışı ve çıkarılışı. Kürekleri her daldırmada sandalın aldığı yol. : HAMLA

Denizcilikte maçuna ve başka makinelerin çevrilmesi için verilen komut. :VİRA

Denizcilikte mürettebatın tören için küpeşteye dizilmesi.:ÇAMARİVA

Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST

Denizcilikte sancağı, yelkeni ya da sereni direkten aşağı alma… ARİYA

Denizcilikte temiz,düzgün,derli toplu anlamında kullanılan terim.:NETA

Denizcilikte topun ateşlenmesi için verilen komut.:FOGA

Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN

Denizcilikte yarım serenleri sağa sola yada ortaya çevirmek için bunların ucuna bağlı bulunan donanım.:ABLİ

Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE

Denizcilikte yelken indirme. : MAYNA

Denizcilikte yelkenleri açtırmak için verilen komut.:FORA

Denizcilikte yelkenleri yerlerine çekmekte kullanılan halatların genel adı.:KANDİLİSA

Denizcilikte yelkenlerin açılması komutu.:AMORA

Denizcilikte zincirin ırgat çalıştırılarak aşağı alınması,indirilmesi.:AYBOCU

Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA

Denizcilikte,hareket halindeki bir halatın yada zincirin bir süre tutularak bırakılmaması için verilen komut.:AGANTA

Denizcilikte,hep birlikte yapılan işlerde,çalışanları gayrete getirmek için kullanılan sözcük.:YİSA

Denizcilikte,kandilisaların donatılması için çubukların üzerine açılan dikdörtgen biçimindeki batiska.:LAVRA

Denizde açığa yada kıyılara yerleştirilen,belirli aralıklarla yanıp sönen küçük fener : ÇAKAR

Denizde ada.:CEZİRE

Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA

Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR

Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ

Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar). Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı.:YAKAMOZ

Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA

Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ

Denize doğru uzanan taşlık burun.:KEREMPE

Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL

Denizin çekilmesi.:CEZİR

Denizin örttüğü vadi.:RİA

Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan,yüzücü,orta büyüklükte kabuklu eti yenilir bir deniz hayvanı.:KARİDES

Denizlerde yaşayan iki çenetli ve iri bedenli yumuşakça cinsi.:PİNA

Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL

Denizlerin fiziksel,kimyasal ve biyolojik özelliklerini araştıran bilim dalı.:OŞİNOGRAFİ

Denizlerin yeryüzünde oluşturduğu yuvar,su yuvarı.:HİDROSFER

Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA

Denizli, Isparta ve Burdur’un dağ köylerinde dokunan bir tür kaba kumaş. : MENEVREK

Denizli’de “ulusal park” kapsamına alınan dağ. : HONAZ

Denizli’nin Çardak ilçesinde bir çok kuş türünü barındıran bir göl.:BEYLERLİ

Denizli’nin Sarayköy ilçesinde bir kaplıca.:BABACIK

Denk, uygun. : MÜTEVAZİN

Denk,eşit.:HEMAYAR

Deoksiribo nükleik asit için kullanılan kısaltma.:DNA

Deprem bilimi.:SİSMOLOJİ

Deprem dalgası.: TSUNAMİ

Deprem,rüzgar,sel gibi iç ve dış güçlerin etkisiyle oluşan,yayla,ova,koyak,çukur,dağ vs biçimlerin bütünü yüzey şekilleri.:ENGEBE

Depremle ilgili.:SİSMİK

Depresyon tedavisinde kullanılan ve yapay olarak elde edilen ilaç.:NİALAMİT

Derbeder, başıboş yaşayış. : BOHEM

Derbeder. : HARABATİ

Dere kenarlarında yetişen uzun saplı bir çalı.Eskiden kırbaç olarak kullanılırmış.:HAYIT

Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF

Derebeylik düzeninde soyluluk unvanlarının en alt basamağı.:ŞÖVALYE

Derebeylik Japonyası’nda en aşağı sınıfı oluşturan halk. : ETA

Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF

Derebeylikte,kendisine itaat edilen efendi.:SÜZEREN

Derece,radde,durum.:KERTE

Dergi. : MECMUA

Deri ciltlerde,kurt yeniklerinden dolayı meydana gelen iz.:OKRA

Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ

Deri hastalığı. : LİKEN

Deri hastalıkları için kullanılan bir tür pudra.:TALK

Deri tüberkülozu. : SIRACA

Deri üzerinde tümör görünümü alan kaba yara izi. : KELOYİT

Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT

Deri ve kıkırdak gibi hayvansal maddelerden elde edilen,katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta,kağıt vb yapıştırmaya yarayan bir madde.:TUTKAL

Deri yada tahta kazımakta kullanılan ve iki ucunda da sapı olan eğri bıçak.:IŞKI

Deri yüzeyleri sırım yada küçük çivilerle gerilmiş,genellikle sopalarla çalınan,fıçı biçiminde çeşitli Japon davullarına verilen ad.:TAİKO

Deri,kösele vs kesmekte kullanılan,bir ucu küt diğeri sivri ve keskin bıçak.:FALÇATA

Deri,kürk veya kumaştan yapılmış bir başlık türü.:KALPAK

Deri,tırnak,saç,boynuz gibi yapılarda bulunan protein.:KERATİN

Deride oluşan şişkinlik,kızartı,ağrı ve ateşle kendini gösteren irin birikimi.:ÇIBAN

Deride özellikle ellerde oluşan zararsız pürtüklü küçük ur.:SİĞİL

Deride, sinirler boyunca,özellikle gövde, bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA

Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA

Deriden yapılmış su kabı.:KIRBA

Deriden yapılmış torba.:DAĞAR

Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ

Derin sular. : ABİSAL

Derin üzüntü veya acı.:KAHIR

Derin vadi. : KANYON

Derin ve doğal kuyu.:DÜDEN

Derinin parlatılması.:APRE

Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE

Derinleştirme. : TAMİK

Derinliği aynı olan sığ su alanı.:FİLET

Derinliği az metal kap. : SAHAN

Derinliğine, iyice.Enine boyuna. : ARİZAMİK

Derinlik ölçme aracı. : SONDA

Derinlik., aptallık. : AMAKAT

Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN

Derişik nitrik asit.:KEZZAP

Deriye sürme yada ovma suretiyle uygulanan ve ağrıların dindirilmesine yarayan sıvı ilaç.:LİNİMENT

Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ

Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK

Deriyle kaplı tek kişilik Eskimo kayığı.:KAYAK

Derlem.:KOLEKSİYON

Derlerin sepilenmesinde yada hayvan yaralarının iyileştirilmesinde kullanılan meşe kabuğu tozu.:TETİLE

Derli toplu,düzgün anlamında kullanılan denizcilik terimi.:NETA

Ders alınması gereken kısa hikaye.:KISSA

Ders verme.:TAKRİR

Dervişlerin başlarına giydikleri,tiftikten yapılmış,ince ve hafif bir çeşit takke.:ARAKIYE

Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH

Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka. : FERACE

Dervişlerin giydiği eski ve yamalı hırka.:DELK

Dervişlerin omuzlarına örttükleri post.:RİDA

Dervişlerin taktıkları tiftikten yapılmış ince ve hafif bir takke türü.:ARAKİYE

Deseni ve atkısı bozuk olan halı.:ABRAŞ

Desenli kumaş. : BASMA

Desibel. : DB

Destan. : EPOPE

Destansı. : EPİK

Destek.:PAYANDA

Destroyer.:MUHRİP

Devamlı su akan boru.:MASLAK

Deve semeri. : HAVUT

Deve yada domuz yavrusu.:POTLAK

Deve yavrusu. : POTUK : KÖŞEK: DORUM:TORUM

Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN

Devekuşu tüyü.:OTRİŞ

Devenin sırtındaki tümsek,çıkıntı.:HÖRGÜÇ

Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH

Devinbilimi. : DİNAMİK

Devinim izlenimi uyandıran optik etkilerin ağır bastığı resim akımı.:OPART

Devinimi, etkisi olmayan. : EDİLGİN

Devirler,çağlar.:DEVRAN

Devlet bankasını yöneten kimse.Bir kamu veya özel kuruluşu yöneten kimse.:GUVERNÖR

Devlet büyüklerinin ve zengin kimselerin buyruğunda çalışan ve onların birtakım işlerini gören kimse. : KETHÜDA

Devlet harcamalarını denetleyen kamu kurumu.:SAYIŞTAY

Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL

Devlet kuşu.:HÜMA

Devlet malı, beylik. Devlet hazinesi.: MİRİ

Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM

Devlet merkezinde bulunan il memuru. . : AMED

Devlet tahvilleri, kambiyo ve menkul değerler üzerinde yapılan spekülatif işlemler. : ACYOTAJ

Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM

Devlet yönetiminde seçimle gelenlere karşı son sözün yönetim ve ekonomi uzmanlarına bırakılmasına dayanan siyasal yöntem. : TEKNOKRASİ

Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT

Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON

Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL

Devletçilik. : ETATİZM

Devlete ve kişilere ait ormanların,önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi. : AMENAJMAN

Devlete yada bir vakıfa kira olarak ödenen para.:İCARE

Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN

Devletin yada özel bir kuruluşun ödünç para almak için çıkardığı,yıllık faiz getiren yazılı senet.:TAHVİL

Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT

Devletler.:DÜVEL

Devrimden önce Fransa’da soylu olmayanlardan alınan bir vergi.:TAİLLE

Devrinin sanat anlayışı içerisinde güzel bir eser meydana getirmek.:İBDA

Devriye. : GEZGE

Dış beslenen.:HETEROTROP
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 14:16

Dış deri.:EKTODERM

Dış evlilik.:EGZOGAMİ

Dış mahalleler.:VAROŞ

Dış merkezli,merkez dışı olan.:EKSANTRİK

Dış ticarette,iki ülke arasında yapılan alışverişlerin karşılıklı olarak malla ödenmesi,takas.:KLİRİNG

Dış yüz,görünüş.:ZAHİR

Dış yüzey yada kenar,çevre.:PERİFERİ

Dışarıda kalmış ağaç kökü.:ÇOTUK

Dışavurumcu anlayıştaki gravürleriyle tanınan kadın sanatçımız. :ALİYE BERGER

Dışkı görmekten duyulan aşırı korku. : KOPRAFOBİ

Dışkulak yoluyla kulak zarını muayene etmeye yarayan alet.:OTOSKOP

Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse.:TOKSİMAN

Dibek. : SOKU

Difteri.: KUŞ PALAZI

Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON

Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD

Dik açıları ölçmeye ve çizmeye yarayan dik üçgen biçiminde araç.:GÖNYE

Dik burun da denilen köpekbalığı cinsi.:MAKO

Dik taşların üstüne yerleşmiş masa biçimindeki yassı kaya.:PERİMASASI

Dik tutularak parmakla çalınan,üç köşeli ve telli,büyük çalgı.:ARP

Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK

Dik yokuş ya da uçurum. : KABAN

Dik, sarp. : YALMAN

Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu. : LANGIRT

Diken. : NİŞ

Dikenleri olmayan ve süs bitkisi olarak yetiştirilen bir cins kaktüs.:FESTAN

Dikenli bir bitki türü.:PITRAK

Dikenli bir çalı. : KEVEN

Dikenli salyangoz.:İSKERLET

Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA

Dikey,dikine.:AMUDİ

Dikilitaş. : OBELİSK

Dikilmiş fasiküllerin tümünü karton bir kapak içine koyarak yapılan hafif cilt.:BRADEL

Dikiş dikerken,iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde koruncak.:YÜKSÜK

Dikişi gizlemek için ayakkabının taban astarına yada taban köselesine açılan yarık.:HARAMA

Dikişte hata. : POT

Dikişte kullanılan pamuk ipliği.:TİRE

Dikişten çıkan kitapların sırtına makine ile bez geçirme.: BRAKET

Dikit.:STALAGMİT

Dikiz.:ERKETE

Dikme kiriş bağlantılarında direnci sağlayan sargı.:ETRİYE

Dikme.Dik. : AMUT

Dil bilgisi.:GRAMER

Dil bilimi.:LENGÜİSTİK

Dil Bozukluğu. : ASİLABİ

Dil devriminin ilk yıllarında “vali” anlamında kullanılan sözcük : İLBAY

Dil devriminin ilk yıllarında belediye başkanı anlamında kullanılan sözcük.:ŞARBAY

Dil tutukluğu.:ANARTRİ

Dil ve estetik kurallarını tanımayıp,kapalılığa yönelen çığır.:DADAİZM

Dil,gelenek,görenek ve kültür bakımından belli bir birlik gösterdiği halde,anayurt dışında kalmış toprağı anayurda katmayı amaçlayan milliyetçi hareket.:İRREDANTİZM

Dil,toplum ve kültür arasındaki ilişkileri konu edinen dilbilim adı. : SOSYOLENGÜİSTİK

Dilbilgisinde bulunma hali.:LOKATİF

Dilbilgisinde,günlük kullanışa uymayan sözcük ve deyimleri kullanmama yada eskiden kullanılan üsluba dönme isteği. : PÜRİZM

Dilde dolaşan,söylenmesi adet olan sözler.:EVRAT

Dilde tutukluk, kekemelik. : REKAKET

Dilek. : KAM

Dilekçe. : ARZUHAL

Dilenci,yoksul,fakir.:GEDA

Dilenci.: GOYGOYCU.:SAİL

Dili anlam açısından inceleyen bilim. : SEMANTİK

Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK

Dili veya yazılı belgeleri dil ve tarih açısından inceleme.:FİLOLOJİ

Dilim,parça.:ŞERHA

Dilimize de çevrilen Ağaca Tüneyen Baron, Sandık Müşahidi, Varolmayan Şövalye gibi romanlarıyla tanınmış İtalyan yazar. : İTALO CALVİNO

Dilsiz,sessiz.:EBKEM

Din adamlarının simgesi sayılan başlık. : İMAME

Din adamlarının simgesi sayılan başlık.:İMAME

Din adına yapılan savaş.:GAZA

Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 14:16

Din dışı. : LADİNİ

Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE

Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL

Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT

Din,yasa,töre vs bakımından işlenmesinde,yapılmasında sakınca olmayan,yapılıp işlenmesine izin verilen.:CAİZ

Dinamik. : DEVİNİMBİLİMİ

Dince çok kötü sayılan davranışlar.:FÜCUR

Dince yapılmasında sakınca olmayan,yapılması günah veya sevap olmayan.:MUBAH

Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA

Dine sonradan girmiş boş inanç.:HURAFE

Dingil. : AKS

Dingin halde bulunan hava ve gazların dengeleriyle ilgili yasaları inceleyen fizik dalı.:AEROSTATİK

Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN

Dini bir sözü sürekli tekrarlama.:VİRT

Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL

Dini tören masası.: SUNAK

Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.:DOKTRİN

Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan kimse.:SOFU

Dinin ve din kuramlarının toplum hayatının çeşitli kesimlerindeki yerini güçlendirmeyi amaçlayan toplumsal,ekonomik akım.:KLERİKALİZM

Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren kimse.:ZAHİT

Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp,buyurduklarını yerine getirme,takva. :ZÜHT

Dinleme salonu. : ODİTORYUM

Dinlemek,işitmek.:GUŞETMEK

Dinlenmiş,rahatlamış.:ARAMİDE

Dinler. : EDYAN

Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı.:FORUM

Dinleyiciler önünde, bir konuşmacı grubunun, genellikle sosyal ya da siyasal bir konuyu tartışmak amacıyla düzenlediği toplantı. : PANEL

Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad.:ORATORYO

Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL

Dinsel kurallar gereğince, kirlenmiş sayılan bir şeyi en az üç kez sudan geçirip kirli sayılmaktan kurtarmak. ŞARTLAMAK

Dinsel tören ve kuralları., mason töreni. Ritüel. : RİT

Dinsel törenlerde kuran okunan on ayetlik bölüm.:AŞİR

Dip kabuklularını ve bazı yumuşakçaları avlamaya yarayan taraklı balık ağı.:DREÇ

Diploma,sertifika.:ŞAHADETNAME.:BRÖVE

Diplomatlar arasında yapılan anlaşma tutanağı.:PROTOKOL

Dipnot. : HAŞİYE

Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI

Direk tepeliği.:ERİŞEK

Direk.Yapıda kullanılan dört köşe ya da yuvarlak, kalınca sırık. : MERTEK

Direkler üzerine yüksekte kurulmuş zahire ambarı.:KOÇU

Direkleri pruva ve pupa yönünde geren çelik yada tekstil halat.:İSTİRALYA

Direnme,ayak direme,üsteleme.:ISRAR

Dirgen,yaba.:ANADUT

Diri balık saklanan havuz.:LİVAR

Dirsekle bilek arasında biten,bileğe kadar uzamayan kısa kol veya boyu.:TRUVAKAR KOL

Disiplin.:DÜZENCE

Diskjokeyin kısa yazılışı.:DJ

Disprosyum’un simgesi.:DY

Diş çıkarma. : ISNAN

Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ

Diş eti iltihabı.:PİYORE

Diş kiri,diş pası.:PESEK

Diş köklerini kaplayan sert madde.:SEMAN

Dişçi kerpeteni.:DAVYA

Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM

Dişi at.:KISRAK

Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO

Dişi deve. : NAKA: MAYA: ARVANA

Dişi geyik. : MARAL : BURÇİN

Dişi koyun.:MARYA

Dişi.:ÜNSA

Divan edebiyatındaki süslü düzyazının 17. yüzyıldaki en güçlü temsilcilerinden biri olan yazar. :NERGİSİ

Divan edebiyatı geleneğini sürdüren şiirlerini “LEAMET” adlı kitabında toplamış, acıklı hayatı Behçet Necatigil’in “Ertuğrul Faciası” adlı oyununa konu olmuş XIX. yy. Türk Şairi. : ALİ RUHİ

Divan edebiyatında abartmanın en aşırı derecesine verilen ad.:GULÜV

Divan edebiyatında beş mesnevinin bir araya gelmesinden oluşan eser.:HAMSE

Divan edebiyatında beşer dizelik bentlerden oluşan şiir türü.:TARDİYE

Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir.:RUBAİ

Divan edebiyatında dört dizeli bentlerden oluşan şiir türü.:MURABBA

Divan edebiyatında gazelin yada kasidenin son beyti.:MAKTA

Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME

Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA

Divan edebiyatında kasidenin giriş bölümüne verilen ad.:NESİB

Divan edebiyatında manzum bilmece.:LUGAZ

Divan edebiyatında meyhaneye verilen ad.:HARABAT

Divan edebiyatında övgü şiiri.:KASİDE

Divan edebiyatında sevgilinin kaşı, kirpiği, bakışı için kullanılan benzetme. : TİG

Divan edebiyatında şarabın verdiği coşkunluğu, şarabın tasavvuftaki anlamını yorumlayan şiirlere verilen ad. : HAMRİYE

Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet,kadın sultanların evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad.:SURNAME

Divan edebiyatında,dört dizeden oluşan bir şiir türü.:TUYUĞ

Divan edebiyatının en büyük hiciv şairi. : NEFİ

Divan edebiyatının en uzun nazım şekli.:MESNEVİ

Divan edebiyatının ilk kadın şairlerinden,Hace-i Zenan da denilen şair.:ANİKADIN

Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü, sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ

Divan şiirinde meyhaneci,tasavvufta ise tarikat şeyhi anlamında kullanılan sözcük.:PİRİMUGAN

Divan şiirinde sakiye sesleniş biçiminde yazılmış,içkiyi,içkili eğlencenin türlü yönlerini gerçek ve tasavvuftaki anlamlarıyla konu edinen şiir.:SAKİNAME

Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES

Divan şiirinin ölçüsü. : ARUZ

Divan,sedir. :KEREVET

Divit.yazı hokkası. : AME

Diyalektik. : EYTİŞİM

Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ

Diyarbakır ilinde,Anadolu’da bu güne değin bilinen en eski köy düzenine ilişkin bulguların ele geçtiği höyük.:ÇAYÖNÜ

Diyarbakır ve Gaziantep yöresinde dokunan bir tür kumaş.:MEYDANİ

Diyarbakır ve Siirt yörelerinde düzenlenen cigor şenliği sırasında yapılması gelenekselleşmiş olan bumbar dolmasına verilen ad.:ZİMBİLOK

Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE

Diyarbakır yöresine özgü, bir tür yoğurt çorbası. : LEBENİ

Diyarbakır yöresine özgü,buğday ve yoğurtla yapılarak soğuk olarak yenen bir yemek.:MEHİR

Diyarbakır’a özgü bir peynir cinsi.:ÖRGÜ

Diyarbakır’da bir köprü.:MALABADİ

Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde,Asur dönemine ait kalıntılarla ünlü üç mağaranın ortak adı.:BİRKLEYN

Diyelim ki, tutalım ki. : BİLFARZ

Diyelim ki.:BİLFARZ

Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR

Diz meniski travması. : MENİSKUS

Dizanteri. : KANLI BASUR

Dizgi işlerinde kullanılan harf türlerinin bütünü.:HURUFAT

Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR

Dizi, sıra. : NAF

Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri derin yuva. : KUMPAS

Dizleri bükmeksizin bacakları hızla hareket ettirerek kulaçla yüzme.:KRAVL

Doçentlik sınavı.:KOLOKYUM

Dogma. : NAS : İNAK

Doğa biçimlerini değil boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün,insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğuna inanan soyut resim anlayışı.:LEKECİLİK

Doğa güzelliklerinden yararlanmak yada spor yapmak için oluşturulmuş konaklama tesisi.:OBERJ

Doğa ötesi. : METAFİZİK

Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.:ONOMATOPE

Doğa yasalarıyla yada bilinen algı,duyum ve usavurma yollarıyla açıklanamayan olayları inceleyen bilim. :PARAPSİKOLOJİ

Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA

Doğaçlama tiyatro. : TULUAT

Doğada serbest olarak bulunmayan ama birçok cismin bileşimine giren, karbon ve azottan oluşmuş bir gaz. : KİYANUS
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 14:17

Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON

Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT

Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ

Doğal baryum sülfat.:BARİTİN

Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kitle. : BREŞ

Doğal demir karbonat.:SİDEROZ

Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT

Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük. : LAĞAR

Doğal set. : SEKİ

Doğal titan oksit. : ANATAZ

Doğal ve derin kuyu.:DÜDEN

Doğalcılık.:NATÜRALİZM

Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ

Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN

Doğan kuşunun erkeği.:BAZ

Doğana benzeyen yırtıcı,avcı kuş.:SUNGUR

Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM

Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM

Doğrama işlerini kahverengiye boyamakta kullanılan toprak boya.:OMBRA

Doğramacı,marangoz.:HARRAT

Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA

Doğranmış ekmeği yağ ve et suyuyla sahanda pişirilerek yapılan bir çeşit yemek. : ISLAMA

Doğru olarak kabul edilen iki yargıdan üçüncü bir yargı çıkarma temeline dayanan bir uslamlama yolu.:TASIM

Doğru olmayan, gerçekliği su götürür söz ve yazı. : APOKRİF

Doğru yolda olan,hidayete ermiş olan.:MEHDİ

Doğru yolu arama.:HİDAYET

Doğru yolu gösteren kimse,kılavuz.:MÜRŞİT

Doğru yolu gösterme, doğru yola yöneltme. : İRŞAT

Doğru, dürüst, kusursuz. : SELİM

Doğru,doğruluktan şaşmayan.:MÜSTAKİM

Doğru,gerçek.:ÇIN

Doğrudan doğruya ateşte veya kap içinde susuz olarak pişirilmiş et.:KEBAP

Doğrudan yeni uygulanmış ıslak sıvanın üstüne yapılan duvar resmi. : FRESK

Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:PRAGMATİZM

Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazı.:APOKRİF

Doğruluğuna inanma,emin olma.:İTMİNAN

Doğrusal yada dairesel boyutların ölçülmesinde,ölçme duyarlığını artıran,çok küçük boyutların ölçülebilmesini sağlayan düzen.:VERNİYE

Doğrusu,gerçekten.:ELHAK

Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK

Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk. : MASAİLER

Doğu Anadolu Bölgesine özgü bir halk oyunu. : NARE

Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR

Doğu Anadolu’da bir dağ ve geçit.:KOP

Doğu Anadolu’da bir göl. : ARIN – NAZİK – HAZAR

Doğu Anadolu’da çift sürülürken hep bir ağızdan söylenen türkü yada mani.:HORAVEL

Doğu Anadolu’da çökelek peynirinin kurutulmuşuna verilen ad.:ÇORTAN

Doğu Anadolu’da Kars yöresine özgü bir halk oyunu. : ALMADERE

Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY

Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.:ÇONGURİ

Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.:MEY

Doğu Anadolu’da toplu olarak oynanan bir halk oyunu. :TAMZARA

Doğu Anadolu’da Van gölü ve çevresinde kurulmuş eski bir krallık.:URARTU

Doğu Anadolu’da yetişen ve otlu peynirin içine de konulan yabani sarımsak türü.:SİRMO

Doğu Anadolu’da yüksek bir dağ.:İSPİRİZ

Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS

Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde oynanan halay türü bir halk oyunu. :SEPE

Doğu Anadolu’nun bazı bölümlerinde yaygın olan geçici kırsal yerleşme tipi.:KOM

Doğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinde üretilen ünlü bir tulum peyniri.:ŞAVAK

Doğu Anadolu’nun Irak sınırı yakınında yüksek bir dağ. : SAT

Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.: MEYROKİ .:NARE

Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:NARE

Doğu Anadolu’ya özgü,bozaş da denilen et ve nohutla yapılan bir yemek.:PİTİ

Doğu Anadolu’ya özgü,çeşitli sebzelerle yapılan bir tür çorba.:AVŞOR

Doğu Anadolu’ya özgü,yumurtayı tereyağı ve unla kavurarak yapılan ve kahvaltıda yenilen yemek.:MURTUĞA

Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU

Doğu Avrupa kökenli Yahudilere verilen ad.:AŞKENAZİ

Doğu Avrupa kökenli Yahudilerin geleneksel düğün müziği.:KLEZMER

Doğu Avrupa ve Kuzey Asya köylülerinin,çam ağacından yapılmış konutları.:İZBA

Doğu Hindistan’da yetişen bir bitki.:HALİLE

Doğu Karadeniz bölgesi’nde bir akarsu. : SALAÇOR

Doğu Karadeniz bölgesi’nde yetişen ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan ormangülü.:KOMAR

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yetişen, salatası, yemeği ve turşusu yapılan, pazıya benzer bir bitki.:TOMARA

Doğu Karadeniz Bölgesine özgü ahşap tahıl deposu.:SERANDER

Doğu Karadeniz Bölgesinin kıyı kesimlerinde yetiştirilen siyah bir üzüm cinsi. : İSABELLA

Doğu Karadeniz dağlarının en yüksek doruğu.:KAÇKAR

Doğu Karadeniz dağlarının yüksek kesimlerinde yaygın geçici kırsal yerleşme tipi.:OBA

Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad.:KARAYAKA

Doğu Karadeniz yöresinde patlamış mısıra verilen ad. : PAFULİ

Doğu Karadeniz yöresinde yetişen ve karayemiş de denilen bir meyve.:LAZKİRAZI

Doğu Karadeniz yöresine özgü, üzüm suyu ve mısır unuyla yapılan bir çeşit pelte kıvamında tatlı.:PEPEÇURA

Doğu Karadeniz yöresine özgü,pekmezle yapılan aşuremsi bir tatlı.:TERMONİ

Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK

Doğu Karadeniz’de içine peynir bastırılan ve çam ağacından yapılan fıçıya verilen ad. : KADİNA

Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO

Doğu Karadeniz’de tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel yayla eğlencesi.:VARTAVAR

Doğu Karadeniz’de yetişen ve derideki tahrişleri iyileştirmekte kullanılan otsu bir bitki.:LİVERA

Doğu Karadeniz’e özgü ipek başörtüsü. : ŞAY

Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme.:SABUK

Doğu kilise büyüklerine,özellikle Habeş piskoposlarına verilen unvan.:EBUNA

Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA

Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT

Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME

Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ

Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde oynanan halay türü bir halkoyunu.:LORKE

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar-göçerlerin kıl çadırlarından oluşan yayla yerleşmesi.:ZOMA.:ZUMA

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:DELİLO

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü bir tür köfte.:KİTEL

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER

Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu’ya özgü bir üzüm cinsi. : SAPAKLAVİ

Doğum meleği.:AYZIT

Doğum sancısı.:BURU

Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden loğusanın tutulduğu ateşli hastalık.:ALBASMA

Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN

Doğurganlığıyla ünlü Frigya Kraliçesi.:NİOBE

Doğurmamış dişi sığır.:DÜVE

Doğurması yakın olan hamile. : AĞIRAYAK

Doğuştan fikirlerin var olduğunu ileri süren görüş.:NATİVİZM

Doğuştan gelen huy.:HULK

Doğuştan kör.:DARİR

Doğuştan meme ucu yokluğu.:ATELİ

Doğuştancılık. : NATİVİZM

Doğuya özgü bir duyarlılıkla Batı resim tekniğini birleştirdiği, fantastik öğeler de içeren figüratif yapıtlarıyla tanınmış ressamımız. : BALKAN NACİ İSLİMYELİ

Doktor No, Rusya’dan Sevgilerle, Yıldırım Harekatı gibi James Bond filmleriyle tanınan İngiliz sinema yönetmeni. : TERENCE YOUNG

Doktorlar,hekimler.:ETİBBA

Doktorların düz bağırsak ile kalın bağırsağın alt bölümlerinin gözle incelenmesinde kullandıkları ışıklı tüp.:PROKTOSKOP

Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP

Doku bozukluğu.:LEZYON

Doku ölümü.:NEKROZ
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 14:17

Doku.:NESİÇ

Dokubilim. : HİSTOLOJİ

Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.:NİRE

Dokuma tezgahında enine atılan iplik,atkı.:ARGAÇ

Dokuma tezgahında tarağı tutan ağaç veya metal parça.:TEFE

Dokuma tezgahındaki dişli araç.:ÇIMBAR

Dokuma,dokumalar,tekstil.:MENSUCAT

Dokumacıların kullandığı küçük kamış.:NEYÇE

Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden yada ağaçtan yapılmış dişli araç.:KİRKİT

Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ

Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL

Dokumacılıkta,atkı ipliklerinin ayrı ayrı denetlenebilmesini olanaklı kılan tezgah. : JAKAR

Dokumacılıkta,mekikle enine atılan iplik.:ATKI

Dokumada çözgüler arasından enine geçirilen iplik.:ARGAÇ

Dokumalar,tekstil. : MENSUCAT

Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN

Dokunaklı,etkili.:PATETİK

Dokunma duyusu. : LAMİSE

Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi. Sanayide kimi metalleri ve yüzeylerini parlatma. : POLİSAJ

Dokusunda altın ve gümüş tellerin de bulunduğu ipekli bir kumaş.:SÜNDÜS

Dokusunda çoğunlukla gümüş ve altın renginde tel bulunan kumaş.:LAME

Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER

Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN

Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM

Dolama. Parmak çıbanı. : ETYARAN

Dolambaçlı, eğri büğrü, çapraşık. : LAMELİF

Dolambaçlı,dolanarak giden.:YILANKAVİ

Dolandırıcı.:AYYAR

Dolaşma,gezinti.:CEVELAN

Dolayısıyla anlatmak,ima etmek.:İMLEMEK

Dolgun,kalın,yağlı,tıknaz.:TIKIZ

Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS

Dolmuş yapan uçak. :ÇARTER

Dolu,doldurulmuş.:MEMLÜ

Dolu,dolmuş.:MEŞBU

Dolunay, mehtap, ayın on dördü : . BEDİR : AYAS

Dolunay,mehtap.:AYAŞ

Dolunayda huyu değişen. : AYSAR

Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME

Domates,taze soğan,maydanoz gibi sebzelerle yapılan bir salata.:BOSTANA

Domates.: BANADURA

Domatese kırmızı rengini veren organik bileşik.:LİKOPEN

Dominik’in Uluslar arası kodu.:DMA

Domuz lahanası,yılan yastığı gibi adlar da verilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki.:NİVİK

Domuz lahanası” da denilen ve yaprakları sebze olarak kullanılan bir bitki. : NİVİK

Domuz yavrusu. : MOZAK

Domuz.:BOCUK

Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ

Don Kişot’un atının adı.:ROSİNANTE

Don yağı ile yağlanmış ve et kısmı temizlenmiş inek derisi.:MAKETA

Don, şalvar. : TUMAN

Donanım. : TEÇHİZAT

Donanma. : ARMADA

Donanmalarda personel ve yük taşımada kullanılan en büyük filika.:İŞKAMPAVİYA

Dondurulmuş krema.:FRİGO

Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE

Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE

Donkişot’un atının adı. : ROSİNANTE

Donmuş et suyu ile şeker vs den yapılan billur gibi parlak ve şeffaf bir tatlı.:ELMASİYE

Donmuş lav akıntılarıyla kaplı alan.:LEÇE

Donmuş,donuk.:CAMİT

Donuk, şeffaf olmayan. : OPAK

Dost,yakın arkadaş,kan kardeşi.:KANKA

Dost,yakın arkadaş.:ENİS

Dostlar, arkadaşlar. : İHVAN

Dostlar.:YARAN

Dostluğunda ve inançlarında içten olan. : MUHLİS

Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanının baş kişisi. : RASKOLNİKOV

Down sendromlu.:MONGOL

Doyma,doymuşluk.:İŞBA

Dökme demir, font. : PİK

Dökme demiri eritmede kullanılan fırın.:KUPOL

Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA

Dökülen yaprak. : HAZAL

Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA

Döl değişimi gösteren bazı bitkilerdeki eşeysiz evre. : SPOROFİT

Döl kesesi.:AMİNOS

Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN

Döl yolu. : VAGİNA

Döllenmesiz üreme,döllenmesiz çoğalma. :PARTENOJENEZ

Döllenmiş yumurtaya, gelişmeye başladığı andan cenin olmasına kadar geçen sürede verilen ad.:EMBRİYO

Dölyatağı,rahim.:UTERUS

Dönbaba, Turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. : İĞNELİK

Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve Ege yöresinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK

Döneç. : ROTOR

Dönek, uğursuz. : ALABACAK

Dönem. : RAVNT

Dönemeç. : BÜK

Dönemeçlerde otomobilin iki arka tekerinin aynı hızla dönmesini sağlayan dişli aygıt.:DİFERANSİYEL

Dönence.:MEDAR

Dönence.:TROPİKA

Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK

Dönüş,geri gelme.:AVDET

Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM

Dört beş metre boyunda ve tek kişilik bir spor yelkenlisi.:LASER

Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR

Dört buçuk ve yirmi altı metre ölçülerindeki alanda küçük toplarla oynanan bir spor dalı.:BOCCE

Dört büyük Yahudi peygamberinden biri. :YEŞU

Dört dizeli bir kıtada abba biçimindeki uyak dizilişine verilen ad.:SARMAUYAK

Dört halifenin ilki. : EBUBEKİR

Dört İncil’den üçüncüsünün yazarı.:LUKA

Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO

Dört kız ve dört erkek oyuncudan oluşan sekizer kişilik iki takım arasında oynanan ve basketbol ile hentbolun karışımı olan spor dalı.:KORFBOL

Dört kişi arasında ve 48 kağıtla oynanan bir iskambil oyunu. : REVERSİ

Dört kişilik müzik topluluğu veya bu topluluğun çaldığı,söylediği parçalar.:KUARTET

Dört köşe kesilmiş küçük hamur parçalarından yapılan yoğurtlu çorba.:TUTMAÇ

Dört köşe kesilmiş uzun direk.:DİLME

Dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı.:BURÇ

Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA

Dört şeyden oluşan,dörtlü.:MURABBA

Dört tekerlekli yaylı bir at arabası. : BRİK

Dört tekerlekli, içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON

Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA

Dört tekerlekli,üstü kapalı,yaylı bir tür at arabası.:TALİKA

Dört telli bağlama.:BULGARİ

Dört tempolu bir dans.:FOKSTROT

Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE

Dört. : CIHAR

Dörtköşe yelkenleri boğarak yüzeylerini küçültme işi. : CAMADAN

Dörtlü. : KUARTET

Dörtlü.:MURABBA

Dörtte bir, çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBU

Döşeme , divan gibi yerlere serilen , genellikle desenli , havsız , kalın , kıl veya yün dokuma. :KİLİM

Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY

Döşeme sıvası.: ŞAP

Döşemecilikte kullanılan bir dolgu ve örtü malzemesi.:TAHTAPAMUK

Döşemecilikte kullanılan sentetik parke.:LAMİNAT

Döşemelik bir kumaş cinsi. : ÇATMA

Döşemelik olarak kullanılan kadifemsi kumaş cinsi. : ŞÖNİL

Döviz paritesinin alış ve satış değerlerinin serbest piyasa kurallarına göre Merkez Bankasının müdahalesi olmaksızın belirlenmesi.:DALGALIKUR

Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte.:ORUK

Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.:AYOLİ

Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABANDONE

Dövüşken iri koç yada teke.:KÖSEMEN

Dren. : AKAÇ

Duacı.:D

Dudak sesleriyle başlayan kelimelerin ilk seslerini güçlükle söyleyen ve birkaç kez tekrarladıktan sonra arkasını getirebilen kimse.:PEPE

Dul kadınlar. : ERAMİL

Dul kalan kadının sadakatini göstermek üzere kendisini kurban etmesi şeklinde bir Hindu geleneği.:SATİ

Duman rengi. : FÜME

Duman.:DUHAN

Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.:DAVLUMBAZ

Dumlupınar denizatlısına 4 Nisan 1953’de çarparak batmasına neden olan İsveç yük gemisi.:NABOLAND

Durağan yıldız.:SABİTE

Durgun su. : RAKİT

Durmadan,habire.:VİRE

Durum. : HALET

Duruşma.:MURAFAA

Duvar içindeki kapaksız küçük dolap. : TAKA

Duvar içindeki oyuk, raf,göz,hücre. : NİŞ

Duvar lambası. : APLİK

Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. :KERPİÇ

Duvar örülürken büyük taşların arasına konulan ufak taşlar.:HELİK

Duvar resimleriyle ünlü Meksikalı ressam.:DİEGO RİVERA

Duvar taşlarının ya da tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala geçirilerek düzeltilen aralığı.:DERZ

Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ

Duvara bitişik,alçak tahta sedir,kerevet.:PEYKE

Duvara ya da tavana püskürtülerek yapılan bir sıva türü. : FASARİT

Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE

Duvarda açılmış olan su deliği.:AVGIN

Duvarda suyun geçmesine yarayan delik ya da üstü kapalı su yolu.:AVGIN

Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE

Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL

Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç yada boya.:BADANA

Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ

Duvarları,yontulmamış ağaç gövdelerinin üst üste oturtulmasıyla oluşturulan ve Karadeniz Bölgesinde yaygın olan ev tipi.:ÇANTI

Duyarga, dokunma duyusu. : LAMİSE

Duyarga.:ANTEN

Duygu kapanıklığı,duyumsamazlık. : APATİ

Duygulu,içli,hassas.:SANTİMANTAL

Duygulu. : MÜTEHASSİS

Duygusal, hikayeli türkü./ Serbest biçimli, romantik, müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD

Duygusal,düşçü.:ROMANESK

Duygusuz, kayıtsız, uyuşuk. : APATİK

Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri. : İMGE

Duyular aracılığıyla edinilen izlenim.:DUYUM

Duyuların sağladığı bildirimleri tanıyamama rahatsızlığı.:AGNOZİ

Duyusal, ruhsal ya da harekete ilişkin çok çeşitli rahatsızlıklarla tanımlanan psikonevroz. : İSTERİ

Düden de denilen ve karstik yörelerde kapalı havzaların sularını toplayan oyuk.:SUBATAN

Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad. : UVALA

Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON

Düğümler anlamında eski sözcük.:UKAD

Düğün armağanı. : SAÇI

Düğün çiçeği de denilen bir süs bitkisi. : SÜTLÜCE

Düğün,balo vs eğlencelerde,spor karşılaşmalarında serpilen,küçük yuvarlak pul biçiminde kesilmiş renkli kağıt parçaları.:KONFETİ

Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ

Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ

Düğünün ertesi günü.:PAÇAGÜNÜ

Dükkan kepengi.:DARABA

Dümen kolu. : YEKE

Dümen kullanmakla görevli bilgili ve tecrübeli tayfa.:SERDÜMEN

Dümeni ortaya alarak gemiyi bulunduğu doğrultuda yürütme.:VİYA

Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL

Dünya ile ahret.:DAREYN

Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA

Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE

Dünyaca ünlü Champagne şaraplarının Fransa’da bulunan başlıca üretim merkezi.:REİMS

Dünyada da ,ahrette de işe yaramayan adam.:BUR

Dünyada yalnızca Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde yetişen bir çiçek.:YANARDÖNER

Dünyadaki bütün canlıların yaşadığı 16-20 km kalınlığında tabaka.:BİYOSFER

Dünyadaki bütün Ortodoks kiliselerinde kullanılan ve yalnızca İstanbul’da hazırlanan kutsal yağ.:MİRON

Dünyalar.:ALEMİN

Dünyamızın damı. : TİBET

Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Karya kralı.:MAUSOLOS

Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi.:SEMİRAMİS

Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO

Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR

Dünyanın en büyük adası.:GRÖNLAND

Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS

Dünyanın ilk ses üstü yolcu uçağı. : CONCORDE

Dünyanın tek kuyruksuz kedi cinsinin adı.:MAN

Dünyanın yakınından 76 yılda bir geçen kuyruklu yıldız.:HALLEY

Dünyanın yıl içinde güneşe en uzak olduğu nokta.:AFEL

Dünyaya ait olanlar,insanlar.:ALEMİYAN

Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ

Dürüst,iyi ahlaklı.:ONAT

Dürüstlük ilkesine aykırı hareket edilerek tüketicilerin farkına varamayacakları şekilde, bir malın içine değersiz veya daha düşük değerli madde karıştırılması. : TAĞŞİŞ

Düş gücü.:MUHAYYİLE

Düşen,düşmüş,düşük.:SAKIT

Düşkünler evi.:DARÜLACEZE

Düşkünlük, tutku. : İPTİLA

Düşkünlük,talihsizlik.:NİKBET

Düşman toprağına yağma için yapılan akın.:GARET

Düşman,hasım. : YAĞI : ADU

Düşmanın kafasından bir tutam saçı,altındaki deri parçasıyla birlikte savaş ganimeti olarak alma eylemi.(Kafa derisi yüzme).:SKALP

Düşmanlık duygusu,kin besleme.:NEFSANİYET

Düşmanlık. : ADAVET

Düşme.:SUKUT

Düşsel.:FANTASTİK

Düşük gramajlı küçük boy ekmek. : BAGET

Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.:DANDİK

Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan,huni biçimli küçük krater.:MAAR

Düşünce ve işinde aşırıya kaçmayan,ölçülü,ılıman.:MUTEDİL

Düşünceden çok aşka dayanan sanat eseri.:GARAMİ

Düşünceden çok canlı duygulara ve aşklara dayanan sanat yapıtı. : GARAMİ

Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ

Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan.:İDEAL

Düşünme gücü. : KARİNA

Düşünme,düşünce.:FİKRET:FİKİR

Düşünmeden,yalnız kasların hareketiyle yapılan iş,hareket .Mekanik.:MİHANİKİ

Düşünmenin bilincini belirten Japonca bir terim.:İŞİKİ

Düşünüleni dolaylı olarak anlatan söz. : KİNAYE

Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ

Düşünüp söyleme yeteneği. : NATIKA

Düşünüp taşınmadan,bir çırpıda. : CEFFELKALEM

Düşünüş biçimi. : MANTALİTE

Düşürme,aşağı atma.:İSKAT

Düz dam, taraça. : ŞATU

Düz dokunmuş,açık saman renginde bir tür ipek kumaş.:SADAKOR

Düz duruma getirilmiş,sağlamlaştırılmış.:STABİLİZE

Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE

Düz kanatlılardan,bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi,termit.:AKKARINCA

Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE

Düz nehir gemisi. : TOMBAZ

Düz tepeli, sarp yamaçlı dağ, masa dağ. : MESA

Düz toprak damlarda kirişlerin üzerine serpilip toprakla örtülen hasır.:FEDRE

Düz ve ensiz bağ. : BANT

Düz yada desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE

Düz yada kıvrımlı her çeşit yumuşak kumaş vb maddeden yapılan başlık.:BONE

Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE

Düz yazı.:MENSUR:NESİR

Düz yazıda uyak. : SECİ

Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK

Düz,ince ve sık dokunmuş bir tür ipekli.:PONJE

Düzce ilinde bir kaplıca ve göl ve bir kaplıca.:EFTENİ

Düzce ilinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir şelale. : SAMANDERE

Düzce ilinde,doğal güzelliğiyle tanınmış beş şelalenin ortak adı. : AYDINPINAR

Düzce’nin Gölyaka ilçesinde bir şelale.:GÜZELDERE

Düzelme,iyileşme,iyilik.:SALAH

Düzelten,ıslah eden.:MUSLİH.:MUSAHHİH

Düzeltilmiş bir ağaç parçasının yüzüne paralel çizgiler çizmeye arayan marangoz aleti.:NİŞANGEÇ

Düzeltme amacıyla yapılan değişme.:RÖTUŞ

Düzeltme,iyileştirme.:ISLAH

Düzen,hile.: DEK.:FENT

Düzeni bozma,karışıklık çıkarma.:İFSAT

Düzenleme. : ARANJMAN

Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE

Düzenleyen. : NAZIM

Düzenleyici. : ARANJÖR

Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK

Düzensiz şekilleri konu alan geometri dalı. : FRAKTAL

Düzensiz yaşayan,pasaklı.:ÇAPAÇUL

Düzensiz,karışık,darmadağınık. : DANDİNİ

Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA .

Düzgün konuşan.:ELSEN

Düzgün konuşma ya da gerçeği belirtme. : İRAP

Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA

Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT

Düzgün. : ONAT

Düzgünlük,tutarlılık.:İNSİCAM
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 22:04

Ebabil kuşu.:EBREHE

Ebcet hesabında otuz sayısının adı.:LAM

Ebedi,sonsuz.:HALİT

Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA

Ebru sanatında,kırmızı boya elde etmekte kullanılan iyi cins bir toprak.:GÜLBAHAR

Eceabat’ın eski adı.:MAYDOS

Eczacılık. : İSPENÇİYARİ

Eczacılıkta kullanılan bir bitki,eşek kulağı.:KARAKAFES

Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA

Eczacılıkta, parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN

Edat. : İLGEÇ

Edebiyat yapıtlarını sinema,televizyon ve radyonun teknik olanaklarına uygun duruma getirmek.:UYARLAMAK

Edebiyat,müzik ve plastik sanatlarda geleneklere bağlı kalma eğilimi.:AKADEMİZM

Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak 1910’da kurulan edebi topluluk. : FECRİ ATİ

Edebiyatta anlatımın konuyla bağdaşması,tutarlık.:İNSİCAM

Edebiyatta anlatışta düzgünlük ve açıklıkla birlikte amaca uygunluk.:FESAHAT

Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL

Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS

Edebiyatta ve müzikte,kır hayatını ve törelerini anlatan eser.:PASTORAL

Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM

Edebiyatta,kişileştirilen varlıklara,hayali yaratıklara söz söyletme sanatı,dillendirme.:İNTAK

Edebiyatta,sözün düzgün ve tutarlı,birbirine bağlanarak söylenmesi.:İNSİCAM

Edepsiz,şamatacı.:ŞEREMET

Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA

Edipler. : UDEBA

Edirne ilinde bir dere.:PRAVADİ

Edirne yöresinde yaşayan Çingenelerin geleneksel bahar eğlencelerine verilen ad. : KAKAVA

Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUS

Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE

Edirne’nin Enez ilçesinde bir göl.:LAMPARO

Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS

Edmond Rostad’ın ünlü oyunu.:CYRANO DE BERGERAC (Sirano dö Berjerak)

Efe.:ZEYBEK

Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA

Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN

Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE

Efes’te bir tapınak. : SERAPİS

Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK

Efsane köpek.:KITMİR

Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT

Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON

Efsanevi bir kuş. : SİMURG

Eftalitler de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR

Ege bölgesi kıyılarında,Edremit Körfezinin kuzeybatı ucunda,Ali bey Adası olarak da bilinen ada.:CUNDA

Ege bölgesinde bir dağ.:YUNT

Ege bölgesinde de yetişen ve antik çağlarda meşale olarak kullanılan,sarı çiçekli bir bitki.:ATKASNAĞI

Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS

Ege bölgesinde körpe sapları sebze olarak kullanılan bir ot.:ARAPSAÇI

Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP

Ege bölgesinde yetişen,özellikle iplere dizilip satılan bir çiçek.:SELLUKA

Ege bölgesindeki Yunt dağlarında yaşayan Yörük erkeklerinin giydiği bir çeşit ceket.:ÇETİKE

Ege bölgesine özgü zeybek türü bir halk oyunu.:GERALİ: FERAYİ

Ege bölgesine özgü, küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM

Ege denizinde,Gökçeada (İmroz) batısında,Türkiye’nin batı ucunu oluşturan burnun adı.:AVLAKA

Ege denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ

Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. : ARŞİPEL

Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT

Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK

Ege ve Akdeniz de yaşayan eti lezzetli bir balık.:BAKALYARO

Ege ve Akdeniz kıyılarımızdaki küçük koylara verilen ad.:BÜK

Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA

Ege ve Akdeniz’de de yaşayan yırtıcı bir balık.:ÇATALKUYRUK

Ege yöresinde körpe sürgünleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:TİLKİŞEN

Ege yöresinde salatası yapılan lahana filizine verilen ad.:CİBEZ

Ege yöresine özgü, patlıcanla yapılan bir yemek. : PABUCAKİ

Ege yöresine özgü,et suyu ve unla yapılan bir çorba.:LADURİ

Egemenliğini tanıma.:BİAT

Eğerin altındaki belleme. : YUNA

Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH : ŞATAF

Eğilim,yönelim.:TANDANS.:TREND

Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE

Eğirmen,kirmen.:İĞ

Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ

Eğlence,neşe,zevk.:SAFA

Eğlencelerde kullanılmak için kendi üzerine sarılarak hazırlanan,savrulduğunda çözülen,renkli kağıttan yapılmış ince ve uzun şerit. :SERPANTİN

Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET

Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER

Eğreti dikiş.: TEYEL

Eğretileme,istiare.:METAFOR

Eğri kunduracı bıçağı.:FALÇATA

Eğri,yamuk.:YILIK

Eğrikoca, çamurcun” gibi adlar da verilen yabanıl bir ördek. : ÇAKIRKANAT

Eğrilmek için temizlenmiş ve taranmış yumak biçiminde yün.:SÜMEK

Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE

Ehli. : EVCİL

Ejderha.:DRAGON

Ek çizgisi, bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV

Ek olarak,altta.:ZEYLEN

Ek süre. : MEHİL

Ek vagon.:FURGON

Ek. : LAHİKA

Eker. : MİBZER

Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ

Ekim ayı.:İLKTEŞRİN

Ekin biçerken sıralanan işçi takımı. : HON

Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ

Ekin biçilirken saptan dökülerek ertesi yıl kendiliğinden çıkan seyrek ekin.:ALAVAZDA

Ekin ekme aygıtı.:EKEK

Ekin tarlalarında biten ve morumsu renkte çiçekler açan zararlı bir bitki.:KARAMUK

Ekinler için zararlı kır bitkisi.:DEVEDİKENİ

Ekinlerde başak.:KELLE

Ekinlere zararlı bir böcek.:BAMBUL

Ekip gereçleri. : EKİPAJ

Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN

Eklembacaklıların ve kabukluların örneğini oluşturan , dayanıklı ve esnek organik madde.:KİTİN

Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT

Eklemleri inceleyen anatomi dalı.:ARTROLOJİ

Eklemli bir kol üzerinde hareket eden kepçeli bir çark yada zincirle donatılmış kazı makinesi.:EKSKAVATÖR :KAZARATAR

Eklentiler.:MÜŞTEMİLAT

Ekler’ e benzer bir tür pasta. : PROFİTEROL

Ekmek içi, ceviz, zeytinyağı, sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR

Ekmek parçası, lokma. : BANAK

Ekmek yapmak için çeşitli tahılların yasaca gerekli karışım oranı. : PAÇAL

Ekmek,peynir doğranıp,üzer,ne et suyu dökülerek yapılan bir yemek türü.:PAPARA

Ekmek,yağ,tahin ve pekmezle yapılan yiyecek.:YAĞIMCUR

Ekmek.:NAN

Ekoizm.:ALİTERASYON

Ekolojide,bir canlının varlığını sürdürebildiği yaşama ortamının en küçük birimi. : NİŞ

Ekonomide değiş-tokuş,takas anlamında kullanılan sözcük.:TROK

Ekonomik alanda kendi kendine yeterli olmaya yönelen bir ülkenin rejimi.:OTARSİ

Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak, teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.:EKONOMETRİ

Eksen. : MİHVER

Eksik yanı olan,tamamlanmamış,kısa.:GÜDÜK

Eksik,noksan. : NAKIS

Eksiklik, kusur. : NAKISA : AĞMAN : DEFEKT

Eksiksiz olarak, bütünüyle. : KAMİLEN

Eksiksiz,kusursuz. : HAZA
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 22:05

Ekşimik.:KESİK

Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB

Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA

Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş,balta girmemiş ormanlara verilen ad.:SELVA

Ekvator Ginesi’nin başkenti.:MANABO

Ekvator kuşağındaki otsu bitkilerle kaplı çayırlara verilen ad. :SAVANA

Ekvator. : EŞLEK

Ekvator’un para birimi.:SÜKRE

Ekvator’un plaka işareti.:EC

Ekzama. : MAYASIL

Ekzotermik.:ISIVEREN

El alıştırma.:MEŞK

El ayası.:RAHE

El çırpmak.:KARŞMAK

El dokuması halılarda kullanılan tek atmalı düğüm biçimi.:SİNE

El dokuması yünden yapılan üst giyeceği. : ABAYİ

El ilanı.:BROŞÜR

El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ

El ile dokuma. : PEMAS

El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE:KANAVA

El kürkü.:MANŞON

El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA

El veya otomatik dokuma tezgahlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri,uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç.:MEKİK

El ya da baş ile yapılan işaret. : İŞMAR

El yazısı çok güzel olan sanatçı.:HATTAT

El yazması kitapların sonuna güveden koruyacağına inanılarak yazılan ve tılsımlı sayılan sözcük.:KEBİKEÇ

El yazması kuranlarda ayetlerin arasına konan kırmızı noktalar.:SECAVENT

El,göz,kaş ve yüzle yapılan hareket.:İŞMAR

El.:DEST.:YED

Elazığ ilinde bir baraj.:CİP

Elazığ ve Diyarbakır yörelerine özgü,çökelekle yapılan bir tür gözleme.:PATİLE

Elazığ yöresinde yetiştirilen ve kaliteli bir kırmızı şarap veren üzüm cinsi.:ÖKÜZGÖZÜ

Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ

Elazığ’ın Baskil ilçesinde,ilk tunç çağına tarihlenen bir höyük.:İMİKUŞAĞI

Elazığ’ın eski adı.:ELAZİZ

Elazığ’ın Sivrice ilçesinde,kayak merkezi olan dağ.:HAZARBABA

Elbise plesi.:BÜZGÜ

Elbise, çamaşır” anlamında eski sözcük. : CAME

Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL

Elbise,giyecek.:GEYGİ

Elbise.:CAME

Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE

Elbiselerde kumaşların altına konulan ve beslemeye yarayan astar.:FODRA

Elçi atama onay yazısı : AGREMAN

Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE

Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA

Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS

Elde edilen başarı,verim gücü.:PERFORMANS

Elde yada makinede işlenmiş süslü şerit. : FİSTO

Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN

Eldeki haritaya göre arazi üzerinde bir parseli kazıklarla belirtme.:APLİKASYON

Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA

Ele başı. : SERGERDE

Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ

Elek,kalbur.:GIRBAL

Elek. : KALBUR

Elektrik akım şiddeti temel birimi. yeğinlik:AMPER

Elektrik akımının şiddetini azaltıp çoğaltmaya yarayan araç. :REOSTA

Elektrik direnç birimi. : OHM

Elektrik geriliminde evre.:FAZ

Elektrik kutusu. : BUAT

Elektrik sıgası birimi. : FARAD

Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : KOJENERASYON

Elektrikli bir mıknatısın manyetik alanıyla indüklenen elektrik üreteci. : MANYETO

Elektriksel kapasite.:SIĞA

Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG

Elektrokardiyografiyi simgeleyen harfler.:EKG

Elektron,proton,nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.:PARTİKÜL

Elektrondan ağır,protondan hafif bir atom cisimciği :MEZON

Elektroniğin egemen olduğu bir müzik türü.:NEWAGE

Elektronik fon transferinin kısaltması.:EFT

Eleman,unsur.: ÖGE

Elemanları belirli bir sıraya göre dizili bir kümedeki konum yada yer.:RANK

Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim,madde.:MOLEKÜL

Elemler. : ALAM

Eleştirel basım.:EDİSYONKRİTİK

Eli açık, cömert, yiğit. : AKI: KERİM : KOÇAK

Eli ya da ayağı sakat olan kimse. : ÇOT : ŞOT

Elin ve özellikle tırnakların bakımı.:MANİKÜR

Elinden iş gelmeyen, beceriksiz ve ağır davranışlı kimseye halk arasında verilen ad. : LONGUR

Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK

Elle örülerek yapılan yassı halat.:KALÇETE

Elle sürülen, küçük çocuk arabası. : PUSET

Elle yapılan kalın,seyrek,gelişigüzel dikiş. :OYULGAMA:OYULGA

Elleri soğuktan korumak için kullanılan astarlanmış kürk,el kürkü.:MANŞON

Ellerinde,parmaklarında hiçbir sakatlık olmamasına karşın ruhsal sebeplerle yazma melekesini yitirmek : AGRAFİ.

Elli iki kağıtlık iki deste ile ve iki kişi arasında oynanan bir iskambil oyunu.:KRAPET

Elli kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:FİTİL

Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT

Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK

Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR

Elmas,zümrüt vs değerli taşların tartısında kullanılan 2 desigramlık ölçü birimi.:KIRAT:KARAT

Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA

Elverişsiz durum,engel.:HANDİKAP

Elyafından ip ve çuval yapımında yararlanılan bir bitki türü.:JÜT

Emanet.İnam. : VEDİA

Embriyon,rüşeym.:OĞULCUK

Emekçi topluluğu. : PROLETARYA

Emevilerin 8. yüzyılda Bizans’a karşı giriştikleri savaşlarda öne çıkmış Arap komutanı.:BATTAL GAZİ

Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA

Emir subayı.:YAVER

Emirler. : EVAMİR

Emirlik, beylik. : EMARET

Emme,soğurma. : MAS

Emmeç. : ASPİRATÖR

Emniyet yayı. : SUSTA

Emzikli şişe.:BİBERON

En az : EKAL

En azından, hiç olmazsa. : LAAKAL

En basit konularda bile karar verip harekete geçmeyi engelleyen, hastalık derecesinde ilerlemiş irade zayıflığı. : ABULİ

En beyaz.:BEYZA

En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ

En büyük temsilcisi Handel olan dinsel müzik formu.:ORATORYO

En büyük ustası Montaigne olan yazı türü. : DENEME

En büyük. : EKBER : AZAM.:KÜBRA:ULU

En cömert,en şerefli.:EKREM

En çok bağlarda görülen, asalak bir mantarın oluşturduğu bitki hastalığı. : MİLDİYU

En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS

En elverişli durum. : OPTİMUM

En eski jeolojik sistem.:AZOİK

En gelişmiş konuşma yeteneğine sahip papağan cinsi. : JAKO

En ince bulgur.:DÜĞÜ

En iri geyik. : MUS

En iyi,en üstün.:ALİYYÜLALA

En iyi,en yüce yer.:SADR

En iyi.:DANİSKA

En iyisi,en güzeli,en üstünü.:FERİŞTAH

En kalın sesli,yaylı bir çalgı türü.:KONTRBAS

En kısa zaman.: AN

En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET

En küçük izci kuruluşu. : OBA

En küçük topçu birliği. :BATARYA

En parlak. :ENVER

En sinsi bir eza gibidir geçmeyen zaman.(Yahya Kemal)

En son. : HATEM

En tiz erkek sesi. : TENOR

En uç,en son,aşırı. : EKSTREM

En uzun yol koşusu (42,195 m’lik). : MARATON

En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN

En yüksek değer.: KEMAL

En,genişlik.:ERB

Encümen. : YARKURUL:KOMİSYON:ALT KURUL

Endonezya plakası. : RI

Endonezya, Malezya gibi ülkelerde hem erkek, hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG

Endonezya’da dolmuş olarak kullanılan üç tekerlekli araba.:BEMO

Endonezya’da düzenlenen geleneksel öküz yarışlarına verilen ad.:KARAPAN

Endonezya’da etkin bir yanardağ.:MERAPİ

Endonezya’da takımadalar. : ARU

Endonezya’da yakılarak açılmış tarlalarda yapılan göçebe tarımı.:LADANG

Endonezya’da yapılan ve karanfille kokulandırılan bir sigara türü.:KRETEK

Endonezya’da yaşayan ve mavi peri kuşu da denilen ötücü kuş. : İRENA

Endonezya’da yetişen bir karabiber türünün meyvelerine verilen ad. : KEBABİYE

Endonezya’nın Cava ve Bali adalarına özgü,vurmalı çalgılardan oluşan orkestra.:GAMELAN

Endonezya’nın para birimi.: RUPİ.:RUPİAH

Endonezya’nın plakası.:RI

Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge. : ACEH

Endonezya’nın Sumatra adasında yaşayan Müslüman bir halk.:AÇELER
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 22:06

Endonezya’nın plakası.:RI

Endonezya’nın Sumatra adasında bir bölge. : ACEH

Endonezya’nın Sumatra adasında yaşayan Müslüman bir halk.:AÇELER

Endonezya’ya özgü bir gölge oyunu.:VAYANG

Endonezya’ya özgü,daha çok vurmalı çalgılarından oluşan orkestra.:GAMELAN

Endonezya’yı oluşturan adalardan biri. : BALİ

Endülüs Emevilerinde çeşitli saray ve harem hizmetlerinde görev yapan hadım edilmiş Slav kölelerine verilen ad. :SEKALİBE

Enerji.: ERKE

Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ

Engel,uymazlık,sakınca.BEİS

Engel. : KET

Engerek yılanı. : EFİ

Enine boyuna, her yönü ile.: ARİZAMİK

Enine,enlemesine. : ARZANİ

Enis Batur’un bir romanı. : ELMA

Enli çember.:KASNAK

Ensiz olarak dokunmuş parçaların yan yana eklenmesiyle oluşan nakışlı ince kilim. : CİCİM

Ensiz tahta.:TİRİZ

Epikurosçulara ve Stoacılara göre mutluluğun temeli olan mutlak ruh dinginliği.:ATARAKSİYA

Er bezi,testis.:HUSYE

Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN

Erbezlerinin yangılanıp şişmesi. : ORKİT

Erdem ve meziyette birbiriyle yarışma.:TEFAZÜL

Erden çavuşa kadar olan askerlere verilen ad. : ERAT

Erendiz Atasü’nün bir öykü kitabı. : UÇU

Erganun.:ORG

Ergenlik çağına ulaşmamış erkek çocuk.:SABİ

Erginlik.:RÜŞT

Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI

Erik.:ALU

Erim. : MENZİL

Erime durumundaki madenlerin yüzeyinde toplanan madde.:DIŞIK:CÜRUF

Erime. : ZEVEBAN

Erimekte bulunan buzun sıcaklığı ile kaynar suyun buhar sıcaklığı arası seksene bölünerek derecelenmiş olan sıcak ölçer.:REOMÜR

Erimekte plan buzun sıcaklığını 32 santigrat derece,kaynar suyun buhar sıcaklığını 212 santigrat derece gösterebilecek biçimde derecelenmiş bulunan bir tür termometre.:FAHRENHAYT

Eristik.:DİDİŞİM

Erişim. : MUVASALA

Erişkin.:KAHİL: KAHYA

Erişmiş. : NAİL

Eritilmiş ve birazı yakılmış şekerle yapılan şekerleme.:KARAMELA

Eritre’nin başkenti.:ASMARA

Eritre’nin para birimi.:NAKFA

Eriyen elektrotla, karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG

Eriyiği yapıştırıcı olarak kullanılan akasya,kitre,sütleğen gibi bazı ağaçların kabuklarından sızarak donan,renksiz veya sarı kırmızımtırak renkte amorf madde. : ZAMK

Eriyik. : MAHLUL

Erkeğin eşi,zevce. :REFİKA.: AYAL:ZEVCE

Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM

Erkek balığın tohumu.:SÜT

Erkek boyun atkısı. FULAR

Erkek boz deveye yedi yaşından sonra verilen ad.:LÖK

Erkek cinsel organlarının işlevlerini,hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:ANDROLOJİ

Erkek çocuk. : KIZAN

Erkek dans eşi. :KAVALYE

Erkek deve,iki hörgüçlü deve.:BUĞRA

Erkek doğum hekimi.:LAVTA

Erkek evlat,oğul.:MAHDUM

Erkek geyik. : HONA

Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM

Erkek hemşire,korkunç güzel örneklerinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad.:OKSİMORON

Erkek hindi. : GURK

Erkek için yürekli,yiğit anlamında.:KOÇAK

Erkek kardeş.:DADAŞ

Erkek keçi.:ERKEÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ

Erkek masajcı.:MASÖR

Erkek ördek. : SUNA

Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON

Erkek torun.:HAFİT

Erkek üreme organlarından ersuyu kanalının, kısırlaştırma ya da enfeksiyonu önleme amacıyla kesilmesi. : VAZEKTOMİ

Erkek ve dişinin birbirlerine karşı duydukları istek,şehvet.:KÖSNÜ

Erkek ya da dişi üreme hücresi. : GAMET

Erkek yardımcı.:YAMAK

Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE

Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ

Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER

Erkeklerin gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde giydikleri önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı bir giysi türü.:SMOKİN

Erkeklerin giydiği,genellikle keçeden,ucu sivri veya yüksek başlık.:KÜLAH

Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN

Erkekliğin ya da dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom.:ALOZOM

Erkeklik organı. : ZEKER

Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET

Erken bunama. : ŞİZOFRENİ

Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE

Erken olgunlaşan ince kabuklu bir çeşit siyah üzüm.:DİMNİT

Ermeni asıllı Osmanlı tiyatro oyuncusu (Aznif Hanım diye de bilinirdi).:HRAÇYA

Ermeni müziğine özgü, kavala benzer bir çalgı. : DUDUK

Ermeni saz şairlerine verilen ad. : AŞUĞ

Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN

Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN

Ermenistan’ın para birimi.:DRAM

Ermiş,Kum ve Köpük,İnsanoğlu İsa,Sözler gibi yapıtları dilimize de çevrilmiş Lübnan asıllı ABD’li yazar ve şair.:HALİL CİBRAN

Erotik, şehevi : KÖSNÜL

Erozyon etkisiyle oluşmuş,yumuşak engebeli yeryüzü parçası,yontukdüz.:PENEPLEN

Erteleme. : TECİL

Erzak odası. : KİLER

Erzincan ve Tunceli yöresine özgü,sarımsaklı yoğurtla yapılan ve zerefet de denilen bir tür hamur yemeği.:BABUKKO

Erzincan yöresine özgü siyah üzüm cinsi.:CİMİN

Erzincan,Tunceli,Elazığ,Bingöl illerinde üretilen tanınmış bir tulum peyniri.:ŞAVAK

Erzincan’da bir kaplıca ve buradan çıkarılan tanınmış maden suyu. : BÖGERT

Erzincan’da ünlü bir şelale.:GİRLEVİK

Erzincan’ın bir ilçesi. : İLİÇ

Erzincan’ın Tercan ilçesinde kendi adını taşıyan kümbetiyle de tanınmış Saltuklu emiresi.:MAMAHATUN

Erzincan-Refahiye karayolunda bir dağ geçidi. : SAKALTUTAN

Erzurum ilinde bir göl ve çağlayan. : TORTUM

Erzurum ilinde,Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi.:TORTUM

Erzurum yöresinde “saya” törenine verilen ad. : KALİK

Erzurum yöresine özgü,yoğurt ve yarmayla yapılan çorba.:DEN

Erzurum’da Oltu ilçesine özgü, “yatık döner” de denilen bir tür kebap. : CAĞ

Erzurum’da ünlü bir medrese.:YAKUTİYE

Erzurum’daki çifte minareli medresenin bir başka adı.:HATUNİYE

Erzurum’un Pasinler ilçesinde bir kaplıca.:ALİ PAŞA

Erzurum’un Uzundere ilçesinde, ünlü bir Gürcü kilisesi. : ÖŞKVANK

Esas maddesi gümüş sülfür olan siyah bir minenin,gümüş bir levhanın önceden hazırlanmış bölümlerine kakılmasıyla gerçekleştirilen süsleme tekniği.:SAVAT

Esenlik dilemek. : SELAM

Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG

Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR

Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA

Esir çocuk. : BEÇE

Esirgeyici,merhametli.:RAUF

Esirler.:ÜSERA

Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap.:ŞARAPNEL

Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL

Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA

Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM

Eski Ahit’in altı değişik metnini bütünleştiren “Heksapla” adlı yapıtıyla ünlü, erken dönem Yunan kilisesinin en önemli ilahiyatçısı. : ORİGENES

Eski Asur kenti. : NİNOVA

Eski ayakkabı. : KELİK

Eski Babil başkentlerinden biri.:LARSA

Eski bez parçası,paçavra. : ÇAPUT

Eski biçimine çevirme. : İRCA

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : FARAK

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.(1283 gramlık). :OKKA

Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN

Eski bir Avrupa kavmi.:KELT

Eski bir çalgı. : MAR

Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN

Eski bir hacim ölçüsü.: KA

Eski bir Hindu tapınağı tipi.:ASANA

Eski bir Mısır tanrısı.:PTAH

Eski bir salon dansı.: KADRİL

Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA

Eski bir tüfek. : KARABİNA

Eski bir Türk çalgısı.:IKLIĞ

Eski bir Türkistan parası.:KİPEK

Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 santimetreye eşit).: ARŞIN

Eski bir uzunluk ölçüsü.(65 cm boyunda). : ENDAZE

Eski çağ Roma yapıtlarında bulunan tuhaf,gülünç figürlerden oluşmuş süsleme üslubu.:GROTESK

Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ

Eski çağlardan kalma yapıt. : ANTİKA

Eski çağların en büyük hekimlerinden biri olan ve deneysel fizyolojinin kurucusu sayılan eski Yunanlı hekim. : GALENOS

Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO

Eski Çin kaynaklarında güreşe verilen ad.:JİAO ÇU

Eski dide dullar.:ERAMİL

Eski dilde surat,yüz. : RU

Eski dilde acıyan. : RAİF

Eski dilde adalet,doğruluk.:ADL

Eski dilde adet, tören. : DEB

Eski dilde ağırbaşlılık, vakar. : VAK

Eski dilde ağız. : FEM

Eski dilde ağız.:DEHEN

Eski dilde ağlatma. : IBKA

Eski dilde akıllı. : LEBİBE

Eski dilde aktar anlamında sözcük.:ATTAR

Eski dilde alametler, işaretler. : ALAİM

Eski dilde alın. : NASİYE

Eski dilde altın. : ZER

Eski dilde ameller, istekler. AMAL

Eski dilde anahtar.:MİFTAH

Eski dilde anlama,kavrama,kavrayış.:FEHİM

Eski dilde anne. : EM.: ÜM.:MADER

Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN : İLK KANUN

Eski dilde arka,sırt.:ZAHR

Eski dilde arkası sıra.: DERADAP

Eski dilde arkeoloji.:ATİKİYAT

Eski dilde asla,hiçbir zaman. : EBEDA

Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED

Eski dilde aslan.:ESED

Eski dilde asma,bağ kütüğü.:REZ

Eski dilde astrolog.:NÜCUMİ

Eski dilde aşçı.:AŞPEZ

Eski dilde aşiretler,oymaklar.:AŞAİR

Eski dilde at, beygir. : ESB

Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL

Eski dilde ateşler. : NİRAN

Eski dilde atik,çevik.:ÇALAK

Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR

Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR

Eski dilde ayna. : MİRAT

Eski dilde ayrı durma.Sıkma, sıkarak bağlama. : ŞET

Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE

Eski dilde azı dişi.: NAB

Eski dilde baba Cet. : EB

Eski dilde bağırsaklar. : EMA

Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT

Eski dilde balık. : MAHİ

Eski dilde balta.: TEBER

Eski dilde başhekim.:SERTABİP

Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ

Eski dilde bayrak,sancak.:RAYET

Eski dilde belediye . : URAY

Eski dilde belirti. : NİŞANE

Eski dilde bencillik.:ENANİYET

Eski dilde benzer,eş,aynı anlamında sözcük.:NİD

Eski dilde berber. :PERUKAR

Eski dilde berrak,duru.:NAB

Eski dilde beşte bir.:PENÇİK

Eski dilde beyaz şaraba verilen ad.:ZERAB

Eski dilde beyazlanma,ağarma anlamında sözcük.:İBYİZAZ

Eski dilde bırakma,salıverme.:ITLAK

Eski dilde biçimsel anlamında bir sözcük.:SURİ

Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ

Eski dilde bilmeceler.:ELGAZ

Eski dilde bin sayısı.:ELF

Eski dilde bir şeyin geçmişi.:SİBAK

Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 22:07

Eski dilde bisiklete verilen ad.:DERRACE

Eski dilde bitiştirme,birleştirme,iki şeyi birbirine ekleme. : İLSAK

Eski dilde boy,endam. : KAD

Eski dilde boylam. : TUL

Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR

Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK

Eski dilde böğürtlen.:BÜK

Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK

Eski dilde burun.:ENF

Eski dilde bülbül. : ANDELİB

Eski dilde cam,kristal.: MİNA

Eski dilde cehennem. : TAMU

Eski dilde cehennem.:NİRAN

Eski dilde cıva. : ABEK

Eski dilde cömertlik,iyilikseverlik.:SEMAHAT

Eski dilde çekinme, razı olmama. : İBA

Eski dilde çekirge. : MİK

Eski dilde çeyrek. : RUBU

Eski dilde çizme. : MUSE

Eski dilde çocuklar.:EFTAL

Eski dilde çok bağışta bulunan. : MİNAM

Eski dilde çok konuşan,geveze anlamındaki sözcük.:RAAD

Eski dilde çok olma durumu, çokluk, bolluk. Kalabalık. : KESRET

Eski dilde çok sık kadın boşayan erkek. : MITLAK

Eski dilde çöl. : TİH

Eski dilde çukur.:ÜKRE

Eski dilde dağ eteği, çayırlık, çimenlik. : RAG

Eski dilde dağ kırlangıcına verilen ad.:UVVAR

Eski dilde dağ.:CEBEL

Eski dilde dağ.:KUH

Eski dilde daha doğru, en sağlam. : ASAH

Eski dilde damar.: REG

Eski dilde damla hastalığı.:NIKRİS

Eski dilde davul.:TABL

Eski dilde değme,dokunma. : MES

Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ

Eski dilde demir. : AHEN

Eski dilde deri kalkan.:DARAKA

Eski dilde derin hale getirme. : İKAR

Eski dilde derinlik.:UMK

Eski dilde derinlikler. : AMAK

Eski dilde deve.:ŞÜTÜR

Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR

Eski dilde dışarı çıkarma,dışarı atma. : ITRAH

Eski dilde dilek.:KAM

Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA

Eski dilde dilsiz.:EBKEM

Eski dilde dinç, güçlü, kuvvetli. : TÜVANA

Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ

Eski dilde diyalektik.:CEDEL

Eski dilde doğuştan kör. : NABİNA

Eski dilde doku. : NESİÇ

Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR

Eski dilde dolum, dolma, doluluk. : MELA

Eski dilde dostlar, arkadaşlar. : İHVAN

Eski dilde doyurma.:İŞBA

Eski dilde dökme,akıtma.:İRAKA

Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH

Eski dilde dönek.:ALLAK

Eski dilde dönence.: MEDAR

Eski dilde dördüncü.:RABİA

Eski dilde dörtte bir,çeyrek.:RUBU

Eski dilde dudak. : LEB

Eski dilde duruşma.:MURAFAA

Eski dilde duvar. : DAR

Eski dilde düğün yemeği./Saadet, mutluluk. : URS : URAS

Eski dilde düşman . : ADU

Eski dilde düşmanlar, hasımlar. : HUSUM

Eski dilde eczacı.:İSPENÇİYAR

Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN

Eski dilde ekmek. : NAN

Eski dilde el ustalığı.:ZANAAT

Eski dilde el.:DEST

Eski dilde elbise,çamaşır.:CAME

Eski dilde elma: . : SİB

Eski dilde en azından., asgari. : LAAKAL

Eski dilde en sefiller,pek aşağı.:ESFEL

Eski dilde en sonra bulunan, sonuncu. : HATEM

Eski dilde en tatlı.: AZEB

Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS.:HAİL

Eski dilde enine, enlemesine. : ARZANİ

Eski dilde er, erkek. : NER

Eski dilde erik. : ALU

Eski dilde erkeğin kadını boşaması.:TALAK

Eski dilde erkek evlatlar.:PÜSERAN

Eski dilde erkekler.: RİCAL

Eski dilde eskiler anlamında sözcük.:ATAİK

Eski dilde estetik. : BEDİA

Eski dilde eş,zevce.:REFİKA

Eski dilde eşek .: HAR

Eski dilde eşik.:ASİTANE

Eski dilde et. : LAHM

Eski dilde etek. : DAMEN

Eski dilde eziyet,sıkıntı,azap.:RENC

Eski dilde faiz.:RİBA

Eski dilde fakat,ama,ancak anlamında sözcük.:LİK

Eski dilde feryat anlamında sözcük.:AVL

Eski dilde fiiller,eylemler anlamında sözcük. :EFAL

Eski dilde frengi hastalığına verilen ad.:ATEŞEK

Eski dilde gayri, başka. : SİVA

Eski dilde gazete. : CERİDE

Eski dilde gece. : ŞEB : LEYL

Eski dilde geceler : LEYAL

Eski dilde geçip gitme, sona erme.: MÜRUR

Eski dilde gelin. Gelin,yeni evlenmiş kadın. : ARUS

Eski dilde gelin.:ARUS

Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT

Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ

Eski dilde geometri.:HENDESE

Eski dilde gerdek. : ARİS

Eski dilde geri çeviren,reddeden. :RAD

Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS

Eski dilde gidiş, gelip gitme. : REFTİ : REFT

Eski dilde giyen,giyinmiş.:LABİS

Eski dilde giysi,giyecek.:RUBA.:LİBAS

Eski dilde gizem.:RAZ

Eski dilde gökbilim,astronomi.:FELEKİYAT

Eski dilde gökkuşağı.:TİRAJE

Eski dilde gömlek. : KOMİS

Eski dilde görme.:RÜYET

Eski dilde gösterme.:İRAE

Eski dilde göz. : AYN: DİDE

Eski dilde gözyaşı.:EŞK

Eski dilde güç, iktidar elde etme anlamında sözcük. : NAMİYE

Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN

Eski dilde gün.:RUZ

Eski dilde gün.:YEVM

Eski dilde günaha sokma,günah işletme.:İSAM

Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF

Eski dilde güneş.:ŞEMS

Eski dilde günlük olayların yazıldığı defter. :RUZNAME

Eski dilde güreş. : AFTAB

Eski dilde gürültü. Savaş. : VEGA

Eski dilde güzel kokulu şey. : ŞEMİME

Eski dilde haberci,ulak.: SAİ

Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON

Eski dilde hasta.:BİMAR

Eski dilde hastalık , dert. : DA

Eski dilde hastalık.:MARAZ

Eski dilde hastalıklar.:EMRAZ

Eski dilde hazırlama,yerleştirme.:TABİYE

Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME

Eski dilde hesap defteri.. : ABAR

Eski dilde hesap, tahmin, istatistik. Araştırma, inceleme. : AMAR

Eski dilde hevesler, istekler. : EHVA

Eski dilde hiddet, öfke, kızgınlık. : KAKINÇ

Eski dilde hokkabazlık, el çabukluğu. : ŞABEZE

Eski dilde hor görülen,aşağılanmış olan.:AHKAR

Eski dilde horoz.:DİK

Eski dilde hükümetin,hazinenin malı olan,beylik.:MİRİ

Eski dilde ılgın ağacı.: AC

Eski dilde ibadet etme.:TAAT

Eski dilde ibadet.:KUNUT

Eski dilde iç,öz,asıl,merkez.:SAMİM

Eski dilde içi taşla örülü kuyuya verilen ad.:RES

Eski dilde idare etmek., temize çıkarmak. : ABRAMAK

Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB

Eski dilde ikiz anlamında sözcük.:TEVEM

Eski dilde İkizler burcu.:CEVZA

Eski dilde iklimler.:EKALİM

Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR

Eski dilde inciler.:ENACİL

Eski dilde insanlar, kimseler. : KESAN

Eski dilde integral. :TAMAMİ

Eski dilde intikam. : SAR

Eski dilde it üzümü.:BAREC

Eski dilde iyi cins at. : SAFİN

Eski dilde kadın.: ZEN

Eski dilde kadınca,kadın gibi.:ZENANE

Eski dilde kadınlar, kızlar. : İNAS

Eski dilde kahramanlar, yiğitler. : ASÜD

Eski dilde kale hendeği. : UR

Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA

Eski dilde kalın kafalı.:GABİ

Eski dilde kalın sopa,değnek.:MATRAK

Eski dilde kamış. : NAY

Eski dilde kan pıhtısı. : ALAK

Eski dilde kan. : DEM.:HUN

Eski dilde kanat.:BAL

Eski dilde kansere verilen ad.:AKİLE

Eski dilde kapı önü,eşik.:ASİTAN

Eski dilde kaplan.:BEBİR

Eski dilde karanlık.:ZULMET

Eski dilde karınca. : MUR

Eski dilde karında su biriktirme hastalığı. : AMAR

Eski dilde kartal takım yıldızının adı.:UKAB

Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN:SONTEŞRİN

Eski dilde kaş.: EBRU

Eski dilde katıksız,saf.:RAİK

Eski dilde kaz.: BAT

Eski dilde kazalar,belalar.:AVARIZ

Eski dilde kemik. : AZM

Eski dilde kent,şehir. :ŞAR

Eski dilde kesin bilgi,sağlam kanıt.:İKANİ

Eski dilde kılıç. : TİG .:SEYF

Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN

Eski dilde kilise çanı.:NAKUS

Eski dilde kimse. : KİMESNE

Eski dilde kimseler, insanlar. : KESAN

Eski dilde kip.:SIYGA

Eski dilde kirpikler.:MÜJGAN

Eski dilde koku. : BU

Eski dilde kolay. : ASAN

Eski dilde konsolos.:ŞEHBENDER

Eski dilde korkan, ürkek. : REMENDE

Eski dilde korku,heyecan.:REV: BİM

Eski dilde kovma. : İBAD

Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR

Eski dilde köle,kul anlamında bir sözcük.:RAKABE

Eski dilde köpek. : SEG : SEK

Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET

Eski dilde kötü iş yapma,kötülük etme.:İRTİKAP

Eski dilde kötülükçü,fesat kimse. :ŞERİR

Eski dilde köyle ilgili,köylü. :RUSTAİ

Eski dilde kucak.:AGUŞ

Eski dilde kumaş. : KALA

Eski dilde kural dışı,uyumsuz.:ŞAZ

Eski dilde kurban bayramı. : ADHA

Eski dilde kuş gagası. :NUL

Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT

Eski dilde kuvvetler,güçler.:KUVA

Eski dilde küçük mızrak. :NİZEK

Eski dilde lanet sözü. : LAN

Eski dilde mektup, mesaj ulaştırma. : BELAĞ

Eski dilde mermer.:RUHAM

Eski dilde mezarlar,kabirler.:MEDAFİN

Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eski dilde mizah sanatı.:MÜZAHE

Eski dilde mum, balmumu.: ŞEM

Eski dilde mutlu etme, mutluluk verme. : İSAD

Eski dilde mühür. Yüzük gibi parmağa takılan mühür. : HATEM

Eski dilde müjde, müjdeli haber. : SAVA

Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN

Eski dilde mürettebat.:TAİFE
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: Bulmaca Sözlüğü-(A-Z)

Mesajgönderen Maket » 16 Kas 2008 22:07

Eski dilde narin, ince, dokunaklı, hassas. Merhametli, çok acıyan. Yufka yürekli, açıyan. (İslam hukukunda: Köle). : RAKİK

Eski dilde nevale,azık. : TUŞE

Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN:KANUNUSANİ

Eski dilde odun,ağaç. :UÇARI

Eski dilde oğul,evlat.:İBN

Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ

Eski dilde ok.. : TİR

Eski dilde Oklar. NİBAL

Eski dilde on sayısı.:AŞR

Eski dilde onarma.:REM

Eski dilde ondalık.:AŞARİ

Eski dilde onluklar.:AŞERAT

Eski dilde orak.:DAS

Eski dilde otlar. : ERA

Eski dilde oturan, oturmuş anlamında birleşik sözcükler oluşturan sözcük. : NİŞİN

Eski dilde öç,intikam.:SAR

Eski dilde öd kesesi.:MERARE

Eski dilde öfke.:RİS

Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ

Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH

Eski dilde ömürler, hayatlar, yaşlar. : AMAR

Eski dilde önce davranma.:TAKADDÜM

Eski dilde öncü.:TALİA

Eski dilde örtme, gizleme.: SETR

Eski dilde örtüler,zarlar anlamında sözcük.:AGŞİYE

Eski dilde örümcek. : ANKEBUT

Eski dilde özdeyiş.:KELAMIKİBAR

Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR

Eski dilde papağan. :TUTİ

Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK

Eski dilde parlama.:LEM

Eski dilde parlayan,parlak.:ŞARIK

Eski dilde peçe,yaşmak. : LİSAM

Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA

Eski dilde pirinç. : ERZ

Eski dilde rüzgar, esinti. : RİH

Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB

Eski dilde sağır. : ASAM

Eski dilde salya.:RİK

Eski dilde sanık.: MAZNUN

Eski dilde satın alma.:İŞTİRA

Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF

Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ

Eski dilde sefil, pek aşağı. : EZFEL

Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL

Eski dilde sevinçli,neşeli.:ŞADAN

Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK

Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB

Eski dilde sığır çobanı.: RAİ

Eski dilde sıhhi. : ZENİ

Eski dilde sıkıntı verici.:MUKASSİ

Eski dilde siyah kan damarı,toplardamar.:VERİT

Eski dilde sol taraf.:YESAR

Eski dilde soluk,nefes.:DEM

Eski dilde sorgu yargıcı. : MÜSTANTİK

Eski dilde soylular,aristokrasi.:ZADEGAN

Eski dilde sövme,sövgü. :ŞETİM

Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE

Eski dilde su.. : AB : MA

Eski dilde suda yüzme.:SİBAHAT

Eski dilde sultanlar.:SELATİN

Eski dilde sundurma.:REVAK

Eski dilde surat, yüz. : RU

Eski dilde sülük. : ALAK

Eski dilde sünnet etme.:HİTAN

Eski dilde süreç.:VETİRE

Eski dilde süs.: ZİVER

Eski dilde şairler.:ŞUARA

Eski dilde şarap.. :HAMR.:MÜL:NUŞDARU

Eski dilde şehir.:ŞAR

Eski dilde şehvet,cinsel birleşme anlamında sözcük.:BAH

Eski dilde şehvet.:BAH

Eski dilde şiddetli ceza,ibret.:NEKAL

Eski dilde şiirler.:EŞAR

Eski dilde şişme, kabarma. : AMASA

Eski dilde şöhret, ün. : NENG

Eski dilde şüpheci, kuruntulu kimse için kullanılan sözcük. : MERAKİ

Eski dilde şüphecilik (felsefede). : İNADİYE

Eski dilde tabi olanlar.:TEBE

Eski dilde taç.: İKLİL

Eski dilde taçlar. : TİC

Eski dilde tahtlar. : ERAİK

Eski dilde takım,çeşit.:MAKULE

Eski dilde tanrılık vasfı,tanrısallık.:ULUHİYET

Eski dilde tarak. : ŞANE

Eski dilde tasarlama.:TASMİM

Eski dilde taş. :SENG

Eski dilde taşları parçalamakta kullanılan büyük çekiç.:MİTİN

Eski dilde terim.:ISTILAH

Eski dilde ticaret.:TECİM

Eski dilde titreyiş, titreme. : RAŞE

Eski dilde toplama. : İCMA

Eski dilde toz,toprak.:GUBAR

Eski dilde trigonometri.:MÜSELLESAT

Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA

Eski dilde tuz. : NEMEK

Eski dilde Türkler anlamında sözcük. : ETRAK

Eski dilde uğursuzluk. : HUSUM

Eski dilde unutma.:NİSYAN

Eski dilde uyunacak yer,yatak odası.:MENAM

Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM

Eski dilde uzaklık, ara. : KAB

Eski dilde ülser.:KARHA

Eski dilde üzengi.: RİKAB

Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME

Eski dilde üzüm. : İNEB

Eski dilde üzüntü, kaygı, : HEM

Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET

Eski dilde vurmak.:URMAK

Eski dilde yabancı.:BİGANE

Eski dilde yağmur,sağanak.:BARİS

Eski dilde yağmur.:MATAR

Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN

Eski dilde yalan.:ENİSAN

Eski dilde yanak.:İZAR

Eski dilde yara. : KARHA

Eski dilde yara.:ZAHM

Eski dilde yaradılış.:FITR

Eski dilde yardım. : NASR

Eski dilde yarım arşın veya 30,5 cm uzunluğundaki ölçü birimi.Kadem.:AYAK

Eski dilde yasaklayan, engel olan. : NAHİ

Eski dilde yaş,nemli.:RATİP

Eski dilde yazı dizisi.:TEFRİKA

Eski dilde yedi sayısı.

Eski dilde yemin etme. : İLA

Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN

Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT

Eski dilde yıl. : AM

Eski dilde yılan.: MAR

Eski dilde yıldırım.: BARİKA

Eski dilde yıldız.:SİTARE

Eski dilde yıldızların belli bir zamandaki yerlerini,durumlarını gösterir çizelge. : ZAYİÇE

Eski dilde yırtma. : ÇAK

Eski dilde yiğitler, kahramanlar. : ASÜD

Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK

Eski dilde yumuşaklık,gevşeklik.:NERMİ

Eski dilde yumuşaklık.: NERM

Eski dilde yuva.:LANE

Eski dilde yuvar.:KÜREVYE

Eski dilde yüz örtüsü,peçe.:NİKAB

Eski dilde yüzyıl.: ASR

Eski dilde zalimler, zulmedenler. : ZALEME

Eski dilde zaman, vakit. : ADAR

Eski dilde zaman.:EYN

Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ

Eski dilde zor.:TENG

Eski dilde zorluk, güçlük. Darlık, sıkıntı. Zor iş. Tıp. : USRET:USR

Eski dilde,yenirce denilen yaraya verilen ad.:AKİLE

Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA

Eski el yazılarını okuma bilgisi. :PALEOGRAFİ

Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI

Eski eşya.:PILIPIRTI

Eski Fars’ların,Medlerin ve Asurluların kullandığı yazı.:ÇİVİYAZISI

Eski Filistin ülkesine verilen ad.:KENAN

Eski haline getirme.:İRCA

Eski Hindistan’ın en ünlü hükümdarlarından biri.:AŞOKA

Eski hukukta rüşvet verenle alan arasında aracılık edene verilen ad. : RAİŞ

Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. : ANAHİTA

Eski İran inanışında karanlık ve kötülük tanrısı. : EHRİMEN

Eski İran’da hükümdarların taht salonlarına ve bu salonu içeren önü sütunlu saraylarına verilen ad.:APADANA

Eski İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN

Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR

Eski İskandinav mitolojisinde okyanus tanrısı.:AEGİR

Eski İstanbul evlerinde çatının döşemesi tahta üstü çinko çatılı bölümü.:TAHTABOŞ

Eski İzlanda edebiyatı örneklerinin yer aldığı yapıt. : EDDA

Eski Japon bozuk parası. : RİN

Eski Japon uzunluk ölçüsü.:Rİ

Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO

Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN

Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES

Eski kitap alıp satan kimse.:SAHAF

Eski kitap alıp satan.:SAHAF

Eski kitap ciltlerinde bir yanından alt kapağın dış kenarındaki sertaba bağlı,öbür yanı üçgen biçiminde olan parça.:MIKLEB

Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN

Eski kültür ve sanat yapıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse ya da topluluk.:VANDAL

Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA

Eski Mezopotamya halklarının ay tanrısı.:ENZU

Eski Mezopotamya halklarının deniz tanrıçası. : TİAMAT

Eski Mezopotamya halklarının en önemli bayramı.:AKİTU

Eski Mezopotamya halklarının en tanınmış tanrıçası. : İŞTAR

Eski Mezopotamya halklarının gök tanrısı. : ANU

Eski Mezopotamya halklarının koruyucu tanrısı.:MARDUK

Eski Mezopotamya halklarının yazı ve bilgelik tanrısı. : NABU

Eski Mısır dininde (KA) ve (AH) ile birlikte ruhun başlıca görünümlerinden biri.:BA

Eski Mısır dininde bir tanrı. :SERAPİS

Eski Mısır dininde evreni ve her şeyi yaratan tanrı.:PTAH

Eski Mısır dininde güneşin ve yaratıcı tanrının görünümlerinden biri. : ATUM

Eski Mısır inanışında ana tanrıça. : İSİS

Eski mısır inanışında gök tanrıçası.:NUT

Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS

Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV

Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık.:SFENKS

Eski Mısır ve Yunan’da dikilmiş yekpare bir taştan oluşan anıt.:STEL

Eski Mısır’da bereket ve hasat,üreme ve doğurganlık tanrısı. : MİN

Eski Mısır’da doğan güneş tanrısı.:İHİ

Eski Mısır’da güneş kursu olarak betimlenen güneş tanrısı. : ATON

Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON

Eski Mısır’da kişinin muska gibi kullandığı atalarından kalma küçük vücut parçası.:AMULET

Eski Mısır’da korkunç görünümlü bir cüce olarak betimlenen tanrı.:BES

Eski Mısır’da ölüler ülkesine verilen ad.:İALU

Eski Mısır’da ölülerin koruyucu tanrısı. : OSİRİS

Eski Mısır’da savaşçıların ve silahların tanrıçası.:ANAT

Eski Mısır’da su aygırı avcısı olarak betimlenen tanrı. : ONURİS

Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM

Eski Mısır’da taşımacılıkta kullanılan bir tür tekne.: BARİ

Eski Mısır’da üretici güç. : KA

Eski Mısır’da,18. hanedandan dört firavunun ismi: AMENOFİS

Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS

Eski Mısır’ın en parlak dönemindeki başkenti. :TEB

Eski Mısır’ın ölüler tanrısı.:ANUBİS

Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU

Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eski Ortadoğu halklarının bereket tanrısı. : BAAL

Eski Roma evlerinin ortasında,evin bütün bölümlerinin açıldığı avlu.:ATRİUM

Eski Roma’da artık emeklilik hakkını elde etmiş olan asker.:VETERANUS

Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER

Eski Roma’da kullanılan bronz bir para birimi.:SEMİS

Eski Roma’da soyluların oluşturduğu siyasal parti.:NOBİLİTAS

Eski Roma’da ticaretle uğraşan zanaatkar sınıf.:PLEB

Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA

Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA

Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM

Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA

Eski Rus kentlerinin tahkim edilmiş orta mahallesine verilen ad. : KREMLİN

Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL

Eski salon danslarından biri ve bu dansın müziği.:KADRİL

Eski Sparta’da halk meclisi.:APELLA

Eski Sümer su tanrısı. : EA

Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE

Eski tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları ,saraylarda ise girilmesi yasak olan oda.:HALVETHANE

Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL

Eski Türk çalgılarından biri. : MUGNİ

Eski Türk devletlerinde , özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK

Eski Türk devletlerinde yolları koruyup gözeten görevlilere verilen ad.:YASAVUL

Eski Türk gelenek ,görenek,töre ve hayatına uygun,alafranga karşıtı. : ALATURKA

Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA

Eski Türk sanatında kağıt oymacılığına verilen ad.:KAAT

Eski Türkçede rüşvet anlamında kullanılan sözcük. :ORUNÇ

Eski Türkçede rüşvete verilen ad.:ORUNÇ

Eski Türklerde at, köpek, keçi gibi evcil hayvanların mumyalarına verilen ad. : KİP

Eski Türklerde atasözü, tez. : SAV

Eski Türklerde bazı heykellere verilen ad. : AĞALMATA

Eski Türklerde bir babanın taşınmaz mallarının mirasçısı olan en küçük oğul. : TEKİN

Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN

Eski Türklerde çocukları koruyan tanrıça. : UMAY

Eski Türklerde deniz tanrıçası. : AKANA

Eski Türklerde doğaüstü güçlerle doğrudan iletişim kurma yeteneği olduğuna inanılan din adamı.:ŞAMAN

Eski Türklerde doğum tanrıçası.:AYZIT

Eski Türklerde gök tanrısı. : ÜLGEN

Eski Türklerde hanlardan yada beylerden biri öldüğünde mezarı üzerine serilen ve daha sonra yoksullara dağıtılan kumaş.:EŞKE

Eski Türklerde hükümdarlara ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen unvan.:İLİG

Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN

Eski Türklerde kutsal sayılan hekim. : ATASAGUN

Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar.:BALBAL

Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL

Eski Türklerde ölen bir kişinin ardından yazılan şiir türü.:SAĞU

Eski Türklerde ölmüş ataların tapılan suret ve heykellerine,toteme verilen ad.: ABAK

Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ

Eski Türklerde soylular sınıfı.:AKSÜYEK

Eski Türklerde şamanın hastaları iyileştirmek için okuduğu dualara verilen ad.:ARPAĞ

Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN

Eski Türklerde toplumsal bölüşümü düzenleyen sistem veya hukuk.:ÜLÜŞ

Eski Türklerde toteme verilen ad.:ABAK

Eski Türklerde tufan tanrısı. : CAYIK

Eski Türklerde ve Moğollarda hakanın seçme muhafızlarına verilen ad.:NÖKER

Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA

Eski Türklerde yer altı tanrısı. : ERLİKHAN

Eski Türklerde yeraltındaki büyük denizde yaşadığına inanılan efsanevi yaratık.:APRA

Eski Türklerin dini. : ŞAMANİZM

Eski Türklerin inanışında su perisi.:İLAYDA

Eski Türklerin savaşa giderken taşıdıkları ipek yada yaban sığırı kuyruğundan tuğ.:BEÇKEM

Eski ve usta gemici. : ÇAÇA

Eski vezir konaklarında bir kısım müstahdeme verilen ad.:ZOBU

Eski Yahudi.:İBRANİ

Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ

Eski yazıları inceleyen bilim dalı.:PALEOGRAFİ

Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS

Eski Yunan müziğinde eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık.:KOMA

Eski Yunan da Dionysos şerefine düzenlenen ve komedinin doğmasına neden olan şenliklere verilen ad.:KOMOS

Eski Yunan dininde toprak ve bereket tanrıçası.:DEMETER

Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS)

Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT

Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA

Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE

Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS

Eski Yunan mitolojisinde,Apollon ve Artemis’in annesi olan,Titanların kızı . : LETO

Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON

Eski Yunan mitolojisinde,geçen yolculara bir takım bilmeceler sorarak bilmeyenleri yuttuğuna inanılan efsanevi yaratık.:SFENKS

Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE

Eski Yunan sanatında,ayakta duran genç ve çıplak erkek heykeli.:KUROS

Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad. : SKENE

Eski Yunan ve Roma sanatından,edebiyatından kaynaklanan 17. yüzyılda Fransa’da yayılan bir sanat ve edebiyat akımı.:KLASİSİZM

Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON.: ASKLEPİOS

Eski Yunan ve Roma’da parfüm ve benzeri değerli sıvıların içine konulduğu küresel dipli silindirik küçük şişe.:ALABASTRON

Eski Yunan’da büyük olasılıkla Anadolu’nun güneybatısındaki Konya’dan türeyen tanrıça.:HEKATE

Eski Yunan’da eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilen en küçük aralık. : KOMA

Eski Yunan’da koşu,uzun atlama,cirit atma,disk atma ve güreşi kapsayan atletizm yarışması.:PENTATLON

Eski Yunan’da müzisyenlerin konser verdiği basamaklı yer.:ODEON

Eski Yunan’da,kent devleti (polis) dışında kalan taşra bölgesi yada köy.:DEMOS

Eski Yunanda lir çalıp şiirlerini söyleyen şair.:AED

Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK

Eski Yunanistan’da,içinde genellikle çeşitli binalar ve bağışlarla çevrili bir tapınağın da yer aldığı kutsal alan.:HİERON

Eski Yunanlı,Grek.:HELEN

Eski Yunanlılarda,belli bir biçimi ve karakteri olan müzik yapıtı.:NOMOS

Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ

Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP

Eski Yunan-Roma dininde,toprağın ve ürünün bereketini simgeleyen doğa tanrısı.:DİONYSOS

Eski zamandan kalan,arkaik.:ESKİL

Eski zamanla ilgili. : ATİK

Eski, ezeli. : KADİM

Eski, seki, eksi” örneğinde olduğu gibi, bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM

Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para yada armağan.:CAİZE

Eskiden “arkeoloji” anlamında kullanılan sözcük. : ATİKİYAT

Eskiden “Pastoral” anlamında kullanılan sözcük. : RAİYE

Eskiden 1283 gram ya da 400 dirhem ağırlığındaki ölçü birimi; okka. : KIYYE

Eskiden adet, tören. : DEB

Eskiden ağır cezalıların ayaklarına takılan kalın zincir.:PRANGA

Eskiden akıl hastalarına bakmakla yükümlü gardiyan,hademe.:GÜLLABİCİ:GÜLLABİ

Eskiden albay. : MİRALAY

Eskiden Alman ordusunda kullanılmış bir tür tabanca.:PARABELLUM

Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB

Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN

Eskiden Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE

Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ

Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası.:DİLİJANS

Eskiden Avrupa’da yayılmış olan mobilya,giyim vs üslubu.:AMPİR

Eskiden Avrupa’ya verilen bir ad.:FRENGİSTAN

Eskiden avukata verilen ad. : MUHAMİ : MAHAMAT

Eskiden aynı adı taşıyan ottan,bugün ise yapay yollarla elde edilen,mavi renkli,sarılığını gidermek için çamaşırın son suyuna karıştırılan toz boya.:ÇİVİT

Eskiden Bağdat, Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ

Eskiden bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü.:MAHRAMA

Eskiden beli ince göstermek için kadınların kalça üzerine bağladıkları yastık.:UHDUME

Eskiden beyaz sandal,sümbül kökü,kırmızı gül,turunç ve iğde çiçekleri gibi kokulu maddelerin miskle karıştırılıp dövülmesinden yapılan güzel koku.:ABİR

Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK

Eskiden bir dairenin dışarıdaki ayak işlerine bakan kimse.:ÇUHADAR

Eskiden bir gazetenin geçici olarak kapatıldığını bildiren resmi yazı. :TATİLNAME

Eskiden birçok hastalığın tedavisinde kullanılan, macun kıvamında ilaç. : TİRYAK

Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR

Eskiden büyük cüzdan; Kağıt ve belgeleri saklamak için yapılmış dosya ya da mukavva kap; Evrak çantası. : CİLBEND

Eskiden büyük makamdaki kişileri hoş sözlerle, fıkra ve öykülerle eğlendiren kimse. : NEDİM

Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ

Eskiden çarşılarda aynı alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.:ARASTA

Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE

Eskiden dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.:ARAKIYE

Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH

Eskiden Devlet dairelerine gelen mektupların üzerine konan kayıt işareti. : AMED

Eskiden Dicle ve Fırat nehirlerinde kullanılan yelkenli tekne.:KAR

Eskiden din işleriyle uğraşan hocalar sınıfına verilen ad.:İLMİYE

Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK

Eskiden Ege Denizi’nde kullanılan narin yapılı bir tekne. : PIRAÇİRE

Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR

Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR

Eskiden fıkıh ve şeriat işleriyle uğraşan hocalar sınıfı ve bu kişilerin mesleği.:İLMİYE

Eskiden Filistin topraklarına verilen ad.:KENAN

Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR

Eskiden frengi hastalığına verilen ad.:ATEŞEK

Eskiden gemi demirlerini kaldırmada kullanılan zincir donanımı. KAVELETA

Eskiden gemilerde kürek çeken tutsak veya hükümlü kimse.:FORSA

Eskiden giyilen bir çeşit gömlek. : GİRİBANİ

Eskiden giyilen çapraz düğmeli ipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN

Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE

Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN

Eskiden gümrük koruma memurlarının amirlerine verilen ad.:DİDEBANBAŞI

Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR

Eskiden hattatların aharlı kağıtların üzerine sürdükleri eriyik. : TILA

Eskiden hem yelken hem de kürekle yürütülen bir savaş gemisi türü.:KADIRGA

Eskiden hep bir ağızdan ve makamla edilen dua veya ant.:GÜLBANG

Eskiden imaret ve camilerde,güneşin her mevsim izlenebildiği, saat ayarı için ayrılmış küçük oda.:MUVAKKİTHANE

Eskiden ince softan yapılan hafif ve dar bir üst giysisi türü.:KERRAKE

Eskiden İran hükümdarlarına verilen bir ad.:KİSRA

Eskiden İran’da kullanılan bir soyluluk unvanı.:MİRZA

Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN

Eskiden İran’ın kuzeydoğusunda yaşamış bir halk.:ZARANGELER

Eskiden İslam devletlerinde sınır boylarında gözcülük amacıyla kurulan karakol. : RİBAT

Eskiden İstanbul’da Galata Köprüsü ile Adalar arasında deniz taşımacılığını üstlenen işletme.:AKAY

Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ

Eskiden kadınların başlarına giydikleri bir çeşit başlık.:BÖRKEVİÇ

Eskiden kadınların sokakta giydikleri,mantoya benzeyen,arkası bol,yakasız,çoğu kez eteklere kadar uzanan bir üst giysisi türü.:FERACE

Eskiden kansere verilen ad. : AKİLE

Eskiden kara ordusuna verilen ad. : NİZAMİYE

Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ

Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU

Eskiden Karagöz oynatılan yerlere verilen ad.:HAYALHANE

Eskiden Kasım ayına verilen ad.:TEŞRİNİSANİ

Eskiden kervan yolları üzerinde açıkta namaz kılmak için yapılmış yer.:NAMAZGAH

Eskiden kervanların konaklaması için yapılmış olan büyük han.:KERVANSARAY

Eskiden kimi dervişlerin silah olarak taşıdıkları sapı uzun,keskin ayça biçiminde küçük ve hafif balta.:TEBER

Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL

Eskiden koç burcuna verilen ad.:HAMEL

Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM

Eskiden kökboya bitkisinden bugünse bireşim yoluyla elde edilen kırmızı boyar madde.:ALİZARİN

Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA

Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR

Eskiden kullanılan 1,282 kg veya 400 dirhemlik ağırlık ölçüsü birimi.:OKKA

Eskiden kullanılan akçeden küçük metal para.:PUL

Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA

Eskiden kullanılan bir çeşit devrik yakalı kürk. : KAPANİÇE

Eskiden kullanılan bir çeşit fitilli tüfek.:ALAYBOZAN

Eskiden kullanılan bir çeşit gezme arabası.:KOÇU

Eskiden kullanılan büyük,üç köşe,yelkenli yük gemisi.:MAVNA

Eskiden kullanılan çapraz düğmeli,ipek yada sırma işlemeli bir tür kısa yelek.:CAMADAN

Eskiden kullanılan düz yakalı,önü ilikli bir ceket türü.:SETRE

Eskiden kullanılan iki kuruşluk gümüş akçe.:İKİLİK

Eskiden kullanılan kukuletalı bir çeşit yağmurluk.:AVNİYE

Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak, dilimli çuha başlık. : ŞUBARA

Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN

Eskiden kullanılan ve 65 cm boyunda olan bir uzunluk ölçüsü.:ENDAZE

Eskiden kullanılan ve içinde afyon bulunan sulu bir ilaç.:LAVDANOM

Eskiden kullanılan ve iplik üzerine sırma sarmaya yarar dolap.:KULLAP

Eskiden kullanılan ve o zamanın 20 kuruşu değerinde olan gümüş sikke.:MECİDİYE

Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA

Eskiden kullanılan, kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO

Eskiden kullanılan,çoğu ipekten yapılan,uzun süslü bir üst giysisi türü.:KAFTAN

Eskiden kullanılan,*** tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE

Eskiden kullanılan,yelkenle ve kürekle yol alan en büyük savaş gemisi.:KALYON

Eskiden kullanılmış bir tür eğri hançer. :ALENAS

Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ

Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ

Eskiden kullanılmış,pamuk ve iplikle karışık dokunmuş hareli kumaş.:GEZİ

Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR

Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT

Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ

Eskiden lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavına verilen ad. : BAKALORYA

Eskiden medrese öğrencilerine verilen ad.:MOLLA

Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ

Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH

Eskiden mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK

Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE

Eskiden nesirde yapılan kafiye.:SECİ

Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK

Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ

Eskiden okçulukta “vurmak amacıyla, hedefe yönelik” anlamında kullanılan sözcük. : URASIYA

Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI

Eskiden okullarda çocukları çalıştırmakla görevli kimse. : MUİT

Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK

Eskiden özellikle sülüs yazı için kullanılan bir tür perdahlı kağıt.:ALİGORNA

Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA

Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA

Eskiden pastoral anlamında kullanılan sözcük.:RAİYE

Eskiden pek çok türün adıyken şimdi bir tek türe verilen cins adı. Hippeastrum cinsi bitkilerin bahçecilikteki adı. : AMARİLLİS

Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ

Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO

Eskiden Roma,Bizans ve Alman İmparatorlarına verilen bir unvan.:KAYSER

Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH

Eskiden Rum korsanlarına verilen ad. : İZBANDUT

Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN

Eskiden Ruslara verilen ad.:MOSKOF

Eskiden sakaların içinde su taşıdıkları deriden yapılmış dar ağızlı kap.:KIRBA

Eskiden sanatlı en ince yazıya verilen ad.:GUBAR

Eskiden saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse.:ÇEŞNİCİ

Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS

Eskiden silah olarak kullanılan ağır topuz. : GÜRZ

Eskiden silah, kılıç vb. nin birbirine çarpmasından çıkan ses, şakırtı. : KAKAA

Eskiden sünger avcılığında kullanılan başı ve kıçı sivri gelen ahşap tekneler.:TİRHANDİL

Eskiden şairi bilinmeyen şiirlerin altına yazılan sözcük. : LAEDRİ

Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE

Eskiden şeker ve nişastayla yapılan bir tür tatlı.:REŞİDİYE

Eskiden şiirin en güzel beytine verilen ad. :UKR

Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ

Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE

Eskiden toz haline getirilip cinsel uyarıcı olarak kullanılan bir cins kertenkele. : SAKANGUR

Eskiden trajediye verilen ad. : HAİLE

Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA

Eskiden tuluat tiyatrolarında oyundan önce genellikle kadın sanatçıların dans ederek söyledikleri şarkı.:KANTO

Eskiden Türk garnizonlarında hizmet eden garsonlar.:MARTOLOS

Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT

Eskiden Türkistan’da kullanılmış bir para.:KİPEKİ

Eskiden türlü eşya ve öteberinin satıldığı çarşı yada pazaryeri.:SATAK

Eskiden tütün içmeye yarayan ağızlık uçlarını yapan kimse.:İMAMECİ

Eskiden uğur getirmesi için mektup zarflarının üzerine yazılan sözcük.:BEDUH

Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA

Eskiden üç telli çalgılara verilen genel ad.:MESALİS

Eskiden üniversite ve yüksek okullara girebilmek için lise öğreniminden sonra verilen olgunluk sınavı.:BAKALORYA

Eskiden üste giyilen ipekten,hafif,uzun ve süslü bir giyecek türü.:KAFTAN

Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE

Eskiden veba, basur ve mide hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir ravent türü. : RİBAS

Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU

Eskiden Yahudilerin ayırt edilmek için omuzlarına taktıkları sarı kumaş parçası.:ASELİ

Eskiden yaşmak yapımında kullanılan çok ince yarı saydam bez.:CUNA

Eskiden yazı kurutmak için kullanılan özel kumun konduğu üzeri delikli kap.:RIHDAN

Eskiden yazı levhalarına ya da yazma kitaplarına konulan hattat imzası. : KETEME.:KETEBE

Eskiden yazıdaki mürekkebi kurutmak için kullanılan ince kum. :RIH

Eskiden yazma kitapların cildine,baş sayfalarının üst bölümüne çizilen güneş biçiminde süs.:ŞEMSE

Eskiden yelkenli ve kürekli en büyük savaş gemisi.:KALYON

Eskiden yıldızların belli bir zamandaki yerlerini,durumlarını gösteren çizelge.:ZAYİÇE

Eskiden,kadınların ferace ile birlikte kullandıkları,gözleri açıkta bırakan ince yüz örtüsü.:YAŞMAK

Eskiden,para ve madalya kalıbı yapan kimse.:SİKKEKEN

Eskiden,toprak ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi.:ÖŞÜR

Eskiden,tuluat tiyatrolarında genellikle kadın sanatçıların oyundan önce şarkı söyleyip dans ederek yaptığı gösteri.:KANTO

Eskil. : ARKAİK

Eskiler,eski insanlar.:KUDEMA

Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.: ESİR

Eskimek,dağılmaya yüz tutmak.:KAĞŞAMAK

Eskimiş bez parçası.:ÇAPUT

Eskimiş giyecek.: ALIK: ALAK

Eskimiş, üzerinden zaman geçmiş, kronik. : MÜZMİN

Eskimiş,değersiz kumaş parçası,paçavra.:PALASPARE

Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU

Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT

Eskişehir yöresinde hıdrellez manilerine verilen ad.:KİLİTAÇMA

Eskişehir yöresine özgü bir tür kıymalı börek.:ÇENTİK

Eskişehir yöresine özgü,çubuk biçiminde bir helva.:MET

Eskişehir yöresine özgü,kelek ve hıyarla yapılan bir tür salata.:KÖLEŞ

Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinde bir kaplıca.:SAKARILICA

Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE

Eskrimde ve boksta rakibin hamlesini çelme.:PARAD

Esmer,açık kestane rengi rengi: KARAŞIN : KONUR.:KANUR

Esnaf kuruluşu. : LONCA

Esnaf,küçük dükkan sahibi.:SUKA

Esnafların kendilerine müşteri getiren kimselere ödedikleri komisyon.:HANUT

Esnek dokunmuş ipekli veya yünlü bir kumaş türü.:JARSE

Esnekliği fazla olan büyük moleküllü madde.:ELASTOMER

Esperanto dilini bulan Polonyalı doktor.:ZAMENHOF

Esprili kimse,şakacı.:NÜKTEDAN

Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK

Eş anlamlı. : SİNONİM

Eş basınç. : İZOBAR

Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON

Eş zamanlı.: SENKRONİK

Eş,zevce. : REFİKA

Eşbasınç.:İZOBAR

Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN

Eşek binmeliği. : SEMER

Eşek eyeri,semeri.: PALAN

Eşek eyeri.:PALAN

Eşek yavrusu. : SIPA

Eşek yavrusu.:KULUN

Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN:MERKEP

Eşey bezi. :GONAT

Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO

Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ

Eşeysiz üreme yoluyla bir tek bireyden türeyen birey yada bireyler topluluğu.:KLON

Eşgüdüm.:KOORDİNASYON

Eşgüdümcü. :KOORDİNATÖR

Eşi benzeri olmayan,mükemmel bir şeyi icat eden.:BEDİ

Eşik. : SÖVE

Eşikleri (köprü) kaydırılabilen 13 telli Japon çalgısı.:KOTO

Eşit,denk. : MÜSAVİ :MUADİL

Eşitlik,denklik.:MUADELET

Eşkanatlılardan,asmalara zarar veren,sarımsı renkte bir böcek,filoksera.:ASMABİTİ

Eşkenar dörtgen.:MAİN

Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan.:ETÜV

Eşyanın sundurma veya antrepoya boşaltılmaksızın bulunduğu aracın üzerinde muayene edilerek sahibine teslim edilmesi işlemine verilen ad. : SUPALAN

Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef, plastik, metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET

Eşyaya vurulan damga.:EN

Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi.:USTUFATO

Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF

Et kesimi yortusu. : APUKURYA

Et veya balık gibi asıl yemeğin yanına eklenen sebze,patates vb. yiyecekler.:GARNİTÜR

Et veya sebze ezmesi.:PÜRE

Et yemez. : VEJETARYEN

Et, balık ya da sebzeden oluşan ve hamura sarılarak fırında pişirilen yiyecek. : PATE

Etçillerden,tüyleri sık ve pas kırmızısı renginde,karnı,bacakları kara,postu beğenilen bir hayvan.:PANDA

Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES

Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE
Etene,son,plasenta,döleşi. : MEŞİME

Eter tiryakiliği.:ETEROMANİ

Eter. : LOKMANRUHU

Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK

Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK

Eti için avlanan bir deniz kabuklusu. : LANGUST

Eti için avlanan bir kuş.:ÜVEYİK

Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ

Eti lezzetli bir balık.:BARLAM

Eti lezzetli bir balık.:ORFOZ

Eti lezzetli bir tavuk ırkı.:ORPİNGTON

Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR

Etiket. : PAFTA

Etil alkol. : ETANOL

Etiyopya’da bir ırmak.:AUAŞ

Etiyopya’da insanoğlunun evrimini göstermesi bakımından büyük önem taşıyan buluntu yeri.:OMO

Etiyopya’da yetişen,ekşimsi ve hoş bir çeşit ekmeğin yapımında kullanılan tahıl.:TEF

Etiyopya’nın başkenti.:ADDİSABABA

Etiyopya’nın eski para birimi.:TALARİ

Etiyopya’nın para birimi. BİRR

Etiyopyalı siyah Yahudilere verilen ad.:FALAŞALAR

Etken,yapan. : AMİL

Etkileyici bir güzellik karşısında kendinden geçme,çok beğenme.:GAŞİY

Etkime. : TESİR

Etkin olmayan dönemlerde,yanardağların ağzından yayılan gaz.:FÜMEROL

Etkinlik merkezi,dinleme salonu.:ODİTORYUM

Etkisiz, işe yaramaz. : ATIL

Etleri yenen hayvanların kesildiği yer,çöplük.:MEZBAHA

Etli ekmek.(Antakya).:KAYTAZ BÖREĞİ

Etli lahana yemeği.:KAPUSKA

Etli,salçalı bir Macar yemeği.:GULAŞ

Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen bir lahana cinsi.:ALABAŞ

Etnik. : BUDUNSAL

Etoburlardan,kendini korumak için düşmanına pis bir sıvı fışkırtan bir hayvan. : KOKARCA

Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK

Etrafla ilgisi kesilmiş,yalıtılmış.:İZOLE

Etyaran da denilen ve daha çok parmaklarda oluşan dolama.:KURLAĞAN

Ev giysileri ve sabahlık yapımında kullanılan bir tür kumaş.:ZENANA

Ev giysileri, sabahlık vb. yapımında kullanılan, ipekli ya da pamuklu, dökümlü kumaş. : ZENANA

Ev halkı, aile. : HORANTA

Ev halkı,aile.:BEYT

Ev halkı,çoluk çocuk.:BARK

Ev içi sahneleri canlandıran ve ev yaşamını konu alan resim tarzı. : ENTİMİZM

Ev makarnası.:ERİŞTE

Ev, arsa, bahçe gibi taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı. : EMLAK

Ev,bark,ocak.:HANÜMAN

Ev,işyeri vs yerleri döşemek için gerekli döşeme.:MEFRUŞAT

Ev.:BEYT

Evcil bir deve cinsi. : HECİN

Evcil hayvanları güden küçük yaştaki çoban.:HODAK

Evcil hayvanları üretme ve yetiştirme bilimi.:ZOOTEKNİ

Evcil. : EHLİ

Evde kalmış kız. : KALIK

Evde ya da odada saygıdeğer kişilerin oturduğu baş köşe. : TÖR

Everest dağının Nepal’deki adı.:SAGARMATHA

Evin avlusu.:HAYAT

Evin saçağı.:ÇALEN:ÇELEN

Evlek. : MAŞALA

Evlenme.:İZDİVAÇ

Evlerde oda kapılarının açıldığı genişçe yer.:SOFA

Evlerde tavan tahtalarının arasına konulan ya da tavana sıvanan çamur ya da sulu kireç. : BİRİŞİK

Evlerde yada dükkanlarda yüksekçe yerde yapılan raf. :TEREK

Evlerde yatak yorgan konulan yer.:MUSANDRA

Evlerin damlarının üzerinde yapılan oda yada sundurma.:BERBAR

Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA

Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ

Evlerin üstündeki karı atmakta kullanılan, büyük tahta kürek. : AYALAMA

Evli Bir Kadının Günlüğünden”, “Üç Kadın”, “Kurtlar” gibi romanlarıyla tanınmış kadın yazarımız.:PERİDE CELAL

Evli olmadığı bir kadının dostluğuna mazhar olmuş kimse.:AMAN

Evlilik korkusu. : AGAMAFOBİ .:GAMOFOBİ

Evren :KOSMOZ

Evren. : KAİNAT

Evrenbilimi.:KOZMOLOJİ

Evrendeki varlıklarda ve şeylerde bir ruh bulunduğu inancına dayanan genel görüş.Canlıcılık.:ANİMİZM

Evrenin büyük bir patlama sonucu oluştuğunu savunan kuram. : BİG BANG

Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan felsefe doktrini.:HİLOZOİZM

Evrenle ilgili.:KOZMİK

Evrensel alıcı kan grubu. : AB

Evrensel hayat enerjisi anlamına gelen çok eski bir Japon sağlık tekniği.:REİKİ

Evrensel. : ALEMŞÜMUL .:CİHANŞÜMUL

Evrim kuramına göre karaya çıkan ilk canlı olan ve 2006’da fosilleri bulunan hayvan.:TİKTAALİK

Evropiyumun simgesi.:EU

Eyer bezi. : HAŞA

Eyer kolanının tokaya geçen kayışı.:KAYASA

Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPRAK

Eyer takımı satıcısı.:SARAÇ

Eyere alıştırılmamış binek hayvanı.:ALAŞA

Eyerin arka bölümü.:TERKİ

Eyerin iki yanında asılı bulunan ve hayvana binildiğinde ayakların basılmasına yarayan,altı düz demir halka.:ÜZENGİ

Eyerin iki yanında bulunan ve ayak koymaya yarayan demir halka.:ÜZENGİ

Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm. KAŞ

Eytişim. : DİYALEKTİK

Eyvah,yazık anlamında bir sözcük.:HAYFA

Ezgi,makam. : TERANE

Ezgi,türkü,nağme.:YIR

Ezgi.:MELODİ

Ezgiyle okunan şiir,türkü.:KÜĞ

Ezici.:KAHİR

Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

ÖncekiSonraki


Benzer Başlıklar

Google sözlüğü hizmette
Forum: Bilim - Teknik - Elektronik Aletler
Yazar: serdaris
Cevaplar: 2
İsimler Sözlüğü
Forum: E-Kitap
Yazar: ASiaN
Cevaplar: 5
Öğrenci Sözlüğü
Forum: Mizah & Geyik
Yazar: KARAŞIN
Cevaplar: 42
Müzik Sözlügü
Forum: Müzik Odası
Yazar: Maket
Cevaplar: 23
Moda Sözlüğü
Forum: Moda
Yazar: sinemsi
Cevaplar: 0

Dön Bilmeceler ve Zeka Soruları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir