Zaman: 22 Ağu 2014 10:52

İlginç Gerçek Hikayeler

  
Başınıza gelmiş; duyduğunuz veya hayal ettiğiniz efsaneler, hikayeler. Hayal gücümüzü biraz zorlamaya ne dersiniz...

Moderatörler: baharyeli, SüperMod

İlginç Gerçek Hikayeler

Mesajgönderen Maket » 26 Haz 2009 23:39

14-15 yaşlarındaki bi kızda durup dururken
hamilelik belirtileri başlamış:
Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri
geliyomuş, sabahları yataktan çok zor kalkıyomuş...
Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün
olamayacağını, çünkü hiç bi erkekle bu sonucu
doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyomuş.
Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam
etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, "Bu yaşta...
Allahım, allahım, kepazelik bu" dese de kız hala hamile
olmadığını söylüyomuş. Sonunda anne
küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri
göze alarak kızını hastaneye götürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra
kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece
büyük boyutlara ulaşmış bi tümör tesbit edilince
şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.
Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış taabi. Doktorlar
rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an
gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör
sandıkları şey kocaman bi ahtapotmuş.
Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış.
Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle
birlikte okyanus kenarındaki bi kasabada tatil yapmış.
Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan
doğal olarak okyanus sularında
milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber
bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte
bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun
içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış





Fatih Sultan Mehmet'in Tabâbetle İlgili Vasiyetnamesi

Ben ki İstanbul Fatihi abd-i aciz Fatih Sultan Mehmet, bizzatihi alun terimle kazanmış olduğum akçelerimle satun aldığım İstanbul'un Taşlık mevkiinde kâin ve Malûmu'l-budut olan 136 bap dükkânımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde vakfı sehih eylerim.

Şöyle ki:

Bu gayrı menkulâtımdan elde olunacak nemalarla İstanbul'un her sokağına ikişer kişi tayin eyledim.

Bunlar ki, ellerindeki bir kap içerisinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde günün belirli saatlerinde bu sokakları gezerler. Bu sokaklara tükürenlerin, tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki yevmiye 20'şer akçe alsunlar; ayrıca 10 cerrah, 10 tabib ve 3 de yara sarıcı tayin ve nasp eyledim.

Bunlar ki, ayın belli günlerinde İstanbul'a çıkalar bilâistisna her kapuyu vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar; var ise şifası ya da mümkün ise şıfayab olalar. Değilse kendilerinden hiç bir karşılık beklemeksizin Darülacizeye kaldırılarak orada salâh bulduralar.

Maazallah herhangi bir gıda maddesi buhranı da vâki olabilir. Böyle bir hal karşısında bırakmış olduğum 100 silâh, ehli erbaba verile. Bunlar ki hayvanat-ı vahşiyenin yumurtada veya yavruda olmadığı sıralarda balkanlara çıkıp avlanalar ki zinhar hastalarımızı gıdasız bırakmayalar.

Ayrıca külliyemde bina ve inşa eylediğim imarethanede şehit ve şühedânın harimleri ve Madine-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak yemek yemeye veya almaya bizzâtihi kendûleri gelmeyûp yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle...





Sudan’da bir keçiyle cinsel ilişkide yakalanan adamın, hayvanın sahibine 15 bin Sudan Dinarı (65 YTL) tazminat ödemesi ve keçiyi eş olarak alması kararlaştırıldı.

Keçinin sahibi Alifi, Juba Post Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, 13 Şubat gecesi, sesler duyduğunu, bunun üzerine harekete geçtiğini, adı Tombe olan adamı, keçiyle birlikte yakaladığını anlattı. Alifi, "Adama ’Burada ne yapıyorsun’ diye sorduğumda korkup keçinin üzerinden düştü. Ben de onu yakalayıp bağladım" dedi.

Başlık parası ödedi

Yukarı Nil Eyaleti’nde yaşayan Alifi şöyle devam etti: "İhtiyar heyetine sordum. ’Onu polise götüreceğine, keçiyi eşi gibi gördüğü için sana 15 bin Sudan Dinarı (yaklaşık 65 YTL) başlık parası ödesin’ dediler. Ben de öyle yaptım. Keçiyi adama verdim. Bildiğim kadarıyla hálá birlikte yaşıyorlar."

Güler misin,ağlar mısın ??





En Hafif Katı Madde: Aerojel


1930'larda Stanford Üniversitesi araştırmacıları tarafından keşfedilen ve dünyanın en hafif katısı olarak lanse edilen Jel'in, NASA'nın California Pasadene'da bulunan "Jet Propulsion Laboratory - JPL"da, orijinal formülünde yapılan değişiklik neticesinde elde edilen yeni AeroJel'in uzay araştırmalarında son derece yaygın kullanım alanı bulması sektörde heyecan verici bir gelişme olarak karşılandı.

JPL tarafından geliştirilerek, yoğunluğu havanın yoğunluğuna neredeyse eşit hale getirilen, sünger benzeri yapıda, hacminin %99,8'i boşluk olan silikon tabanlı gözenekli katı, ilk olarak 1997'de Mars'ın incelenmesinde önemli rol oynayan "Mars Pathfinder Sojourner" aracının elektronik kutularının izolasyonunda kullanıldı.


AeroJel Hakkındaki Bazı Gerçekler:

· Fiberglass izolasyonundan 39 kat daha iyi izolasyon sağlamaktadır.
· Diğer bir silikon tabanlı madde olan Cam'dan 1000 kat daha az yoğundur.
· NASA'nın Stardust projesinde comet parçalarının yakalanmasında kullanılması planlanmaktadır.
· 2003 Mars İnceleme Araçları'nın bataryalarının izolasyonunda kullanılması beklenmektedir

[Linkleri görebilmek için kayıt olmanız gerekiyor. http://www.forumturka.net/forum/register.php link'ini alıp browser'ınıza yapıştırmanız yeterlidir







Türk Televizyonlarında Unutulmayan Anlar
1. Yavrucağımız canlı yayında hugo ya yarışmacı olarak katılmaktadır, tüm ritüeller yerine getirilir (5'e falan basılır) ve fakat yavrucağımız çok kötü oynar ve kaybeder, ama alışılageldik çocuk tepkisine göre biraz daha radikal bi tepki verir. Canlı yayında "ben bole yarışmanın anuna goyyim" demesi sunucu üzerinde kalp masajı etkisi yapar, sunucu ambale bi şekilde
"Ama nası konuşuyon bakiim sen, 60 milyon bizi izliyo" repliğine yavrucağın verdiği cevap daha da ilginçtir
"Asıl 60 milyonun anuna goyyim"(BU BİR EFSANEDİR ZATEN)

2. Satanist hikâyelerin revaçta olduğu günlerde, abuk tv programlarının birinde, İzmir de satanist olduğunu iddia eden bir arkadaşla, röportaj yapan muhabir arasındaki diyalog: Muhabir- peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyor sununuz?

Satanist- yok be abi, İzmir de bakire kız ne arar?

3. Savaş Ay adlı oksijen tüketicisinin, Sulukule yi cansiperane savunduğu bir programda, o mahallede mukim bir hanımefendinin ' burda karı s..üülar diyüülar ' şeklindeki sözleri karşısında döt olması ve öhö öhö bi dakka replikleri eşliğinde yayına ara vermesi

4. Acun firarda programında, Acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, "görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa'da da magandalar var" demesi, ardından o kişinin gelip,
"abi nasılsın? Ben de türküm" demesi.

5. Zavallı bir kral tv viceyi hanim Taliban, kadin, baskı gibi şeyler du***** etkilenmiş ve mesaj vermeye çalışmıştır:

-Taliban Bey buradan size sesleniyorum. Lütfen bayanların başını zorla kapamayın ve onlara zulüm etmeyin. Hepimiz insanız ve kardeşiz.

6. Zamanında number 1 tv de program yapan Ayça Şen'e bir telefon gelir.
Zıpır izleyici: Ayça sen vibratör kullanıyor musun? Diye sorar
Ayça: Hayır canım ben vidanjör kullanıyorum, der ve telefonu kapatır.

7. Yılını tam hatırlamıyorum ama bayağı eski bir hadisedir. Sezen Cumhur Önal sunuyor: "evet sayın izleyiciler, şimdi gary moore söylüyor, still got the blues, hala bluzunu saklıyorum"

8. Cnn türk'te Çiğdem Anat'ın "ajans 13"te yayına girdiklerini fark etmeyerek, yönetmenin "sen mi gircen yoksa Ankara mı?" demesine Anat'ın "s..t et Ankara'yı şimdi" demesi ve bunun yayın anının ilk girişinde ekranda çınlaması...

9. Şu hadise de tarihe geçmiştir; Engin İpekoğlu nun fenerbahçe kalesini koruduğu yıllarda olaylı bir maç bitiminde elinde mikrofonla sahaya dalan Bülend Karpat Engin'e mikrofonu uzatır "eeeeaaa nooldu Engin?" diye sorar.

Engin de maçın yorgunluğu ve hararetli tartışmanın siniriyle canlı yayındı kamerayı unutur ve "hakem bana * si..rim dedi" der. Bülend Karpat da ezelden ebede rezil bir televizyoncu olduğundan durumun vahametini anlamaz ve sorularına devam eder.

10. Tgrt'de kadının sesi programında tel.le yayına katılan dişi konuğun stüdyodaki kadına "sen kendini bilmem kime si..rmek için..." falan diye bıdı bııdı yapması üzerine sunucunun çok kötü bozulması , en cırtlak sesiyle "aa izin veremem böyle laflara" mealli yırtınması , akabinde hattaki kadının direkt hattan alınması vs.. valla şoke olmuştum , gebermiştim gülmekten..

11. Reha Muhtar: kaza nasıl oldu anlatır mısınız?
Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır ) : kamyon karşı yoldan bizim taraf geçti ve kafadan çarptı.
RM: Peki o sırada ne düşündünüz?
Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey.
RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi?
Mağdur: Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu.
RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken, aklınıza ne geldi?
Mağdur: Hatırlamıyorum.
RM: Peki efendim.

12. 1999 senesinde Erkan Oyalın İzmit ten sunduğu tv8 deprem özel yayınında ekranın ortasına "sizi gidi .....ler" diye yazı verilir ve akabinde sorumlu Ankara ya çağrılıp işine son verilir.

13. Bir de Fransız konsolosunun karısına tecavüz edilmesi olayının tatbikat görüntüleri vardır.
Fransız kadına tecavüz etmişler, iki kişi, olay yerinde tatbikat yapılıyor. Elemanlardan biri sanki meyhanede arkadaşlarına anlatıyormuş gibi:
- Sonra şurayı geçince aldık mali [arkadaşı dürtükler]... Fransız hanfendiyi...
Vakası vardır ki, o tatbikat yaran bir tatbikattır. Eleman son derece hardcore bir şekilde olayı anlatırken, arkadaşı bunu habire uyarmaya devam edince de:
- Sana bir korum, şu ortamın içinde... (çevredeki kameraları gazetecileri polisleri göstererek)

14. Arena'da Uğur Dündar'ın fırın sahibine "bakın beyefendi tavanı yok buranın, pislik götürüyor burayı, bu böcekler nereden geliyor peki temizse?" diye sorduğunda "bu böcek nerden geliyor biliyor musunuz uğur bey siz eğitimli insanlarsınız bu böcek ülkemize ilk kez Afrika dan muzun içinde geldi" diye cevap verdiği an.

15. Reha muhtar telefondaki adama fırça atıyor.
-Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver??
-Bakın efendim şöyle izah edeyim...
-Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun..cevap versene??!
-??

16. Esra Ceyhan'ın bir programında konuk ettiği keçi yavrularından korkup kaçması esnasında yere kapaklanıp düşmesi.

17. Bir Cevizkabuğu programı, konuk Zekeriya Beyaz
ZB: Şimdi, sayın cevizkabuğu...
HC: Cevizoğlu efendim.

18. Shockhaberde gördüğüm ve gülmekten kıvrandığım;
Mustafa Denizli'nin atv de bizim stadyumu sunduğu dönemdeki hakemliği yeni bırakan Erman Toroğlu nu anons ederken "tartışmasız Türkiye nin en büyük düdüğü" demesi Erman Toroğlu nun afallaması.

19. 9 Kasım 2003 günü milliyet gazetesi de şunları sıralamış:

1) güner ümit'in kadın kılığında turnike sunması...
2) fatma girik'in söz fato'da programında ilk tükürüşü...
3) medyum memiş'in medyum keto'ya giriştiği saniyeler...
4) yıldo'nun süpermen kılığında turnike sunması... (yakışmıştı da!)
5) sadettin teksoy'un kutuplarda kıbleyi arayıp namaz kılması...
6) kaan yakuphan'ın haber sunduğu sırada arkasındaki panonun kafasına düşmesi...
7) tolga garipoğlu'nun hugo yarışmacısı küçük bir çocuktan küfür yemesi...
8) sevda demirel'in hande ataizi'ne tokatla dalması...
9) kenan erçetingöz'ün magazin forever tanıtımında cartel üyelerinin arasında rap yapması...
10) reha muhtar'ın tavanda yürüyen sirk cambazı ile konuşurken ekranda kendi görüntüsünü ters çevirtmesi ve röportajı 2-3 dakika boyunca baş aşağı yapması...
20. Kaan yakuphanoğullarından ın kafasına canlı yayında arka plan dekoru düşmüştü.

Ben güldüm, evdekiler güldü, Kaan Yakuphanoğullarından bile güldü. Gülümseyen bir dünyada yaşadığımızı hissettik sanki. Adam haber okurken haber malzemesi oldu. Allah müstakını verdi.

21. Genç ve güzel dişi vj'imiz günün konusunu "benimle beraber olmak icin ne verirdiniz" olarak belirler. güzelce de bi insan evladı olması sebebi ile canlı bağlantılar yağdırır da yağdırır. Yatlar, katlar, evler, arsalar, arabalar vaat edilir. Ve fakat bi seyirci ilginç bi meblağ telaffuz eder,
Şöyle ki: "sizinle birlikte olmak için 3 739 500 (üç milyon yedi yüz otuz dokuz bin beş yüz) lira verirdim" der,
ay peki sağol falan der ama kafasına da takılır sorma ihtiyacı duyar vj "nerden çıktı bu değer peki".
Seyirci hemen yanıtlar "eski kaşarın kilosu o kadar"

22. İlginç bir şekilde faciaya dönüşmeyen bir televizyon efsanesi de Mehmet Ali Erbil'in başına gelmiştir. Canlı yayın bağlantısıyla programa katılan bir seyirci artık konuşmayı iyice uzatır, yardım edin memedali bey diye diye adamı canından bezdirir, telefondaki kişi devamlı surette oğlunun bir sorunundan yakınmakta, ailesinde sorunlu, işsiz, hasta kim varsa sayıp dökmektedir. mehmet ali erbil kısa bir süre için ortalıktan kaybolur, kulise geçmiştir. canlı yayında, hem televizyondan tüm Türkiye, hem de hoparlörlerden tüm seyirciler mehmet ali erbil'in sesine benzeyen bir ses ile şu tarz bir monologa şahit olurlar, "oğlu öyleymiş kızı böylemiş, oğlunun a....a koyaım ben senin...". mehmet ali erbil derhal geri gelir, programa sabotaj amaçlı olarak telsizle girildiğini söyler, hiçbir şey olmamış gibi programa devam edilir, senelerce.

23. Savaş Ay'ın a takımı programında Aysel Gürel ile feminist bir avukat ayakta birbirlerine laf sokarken; aysel gürel'in avukata "sen teşhirci kadınları, onlara bakan erkekleri eleştireceğine git de kendine bak. Bir pantolon giymişsin ki evlere şenlik. Kalçan kavun gibi ortada!" diye çıkışması...

24. Mutluhan Süner'in bir şampiyonlar ligi maçı esasındaki şu repliği ve bunun televizyonlara yansıması.
-Sıçıyım sizin içinize yaptıınız işe

25. - tüneli kaçmak için mi kazdınız? ( reha muhtar)

26. Türk televizyonlarında unutulmayan anlar için, en güzel örnekler reha muhtardan çıkar.
-Acı var mı efendim acı?
-Peki, o adam sizi nasıl taciz etti gösterir misiniz?

27. -ben aids'im yalnız..
-Atın ölümü arpadan olsun!

28. Jülide Ateş telefondaki yarışmacıya sorar
Jülide ateş: bir ülkeyi temsil eden kumaşa ne isim verilir?
Yarışmacı: amerikan kumaşı Jülide ateş canlı yayında gülmekten yarılır. Yarışmacı milyarlara veda eder.

29. 2002 dünya kupaları esnasında maç anlatan spikerin yanında maç yorumu yapan ömer üründül abimizin, yüzünü beyaza boyamış bir taraftar görüntüsünün fonunda "bakın sayın seyirciler taraftarımızın yüzü bembeyaz olmuş" demesi üzerine ekranları başındaki seyircilerin darmadağın olması bu unutulmaz tv bombalarından bir tanesidir zira yüzü bembeyaz olan taraftar yüzünü Türk bayrağı'nın renklerine boyamış (beyaz kısmı biraz yoğun şekilde) bir arkadaşımızdır...ve ömer abimiz hariç herkes bunun farkındadır
30. Avrupa basketbol şampiyonasında sunucu murat kosavanın Türkiye aleyhine kararlar veren hakeme 'çüşşşşşşşş bu kadar da olmaz ki 'demesidaha sonra hatasını anla***** hakemden sayamadığım kadar özür dilemesi

31. Bir kadın programında menopoz konusunda halka soru sorulur ve kurban olarak bıyıklı kıl yumağı bir amca seçilir.

-iyi günler beyefendi menopoz nedir biliyor musunuz?
-biliyorum.
-açıklar mısınız?
-eee... Bilmiyorum.

32. Saadettin Teksoy un "bismillahirrahmanirrahim sayın seyirciler" demesi ve saadettin teksoy hakkındaki hemen hemen herşey. arşivi yapılası bir kişidir.

33. Mizansen midir bilinmez ama bbg hede hödösünün yazlık tekne versiyonunu sunan öykü'nun, rıhtımda denize arkası donük bir şekilde ileri geri yürüyerek bir şeyler anlatması ve sonunda denize düşmesi ve reklamların girmesi.

34. Bir ilin yerel kanalında elinde sazla telefondan gelen istek parçalarını çalan birinin progr***** bağlanan kişinin sunucunun hangi parçayı seslendirmemi istiyosunuz sorusu üzerine ben aldığınız tüpün parasını istiyorum demesidir sonra diyalog devam eder karınız tüp sipariş etmişti patron da parayı almak için ısrar ediyo gibi diyaloglar yaşanır bu olay sonunda sunucu kıpkırmızı bir şekilde reklam sokulmasını ister

35. Jean Claude Van Damme'ın bbg evine girmesi. Akabinde oradaki bir yarışmacıyla diyalogu:
jean claude van damme:do you speak english?

03 hede: maybe

36. Sokakta kurban kesen insanlarla röportaj yapan ntv muhabirinin bir vatandaşımızla yaşadığı diyalog:
-Burada sağlık açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düşünüyor musunuz?
-Yok bacım, eşe dosta dağıtacağız.

37. Kral tv vj lerinden biri: Sırada bomba gibi bir parça var, sizin için geliyor hehehe İzleyici: bomba kıçında patlasın.
Kral tv vj lerinden biri: honk

O günden sonra bir daha canlı yayına bağlantı almadılar...

38. Emrahın küçüklük döneminde ki unutulmaz replik
-Amca ne bakıyorsun hiç mi orspu çocuğu görmedin

Yâda emrahın anasıyla icraata girmiş birini ispiyonlayan dallama repliği
-Emrah koşşşşşşşşşşş * si........ !!!!!!!!!!!!!

39. begenmedım

40. Defne Joy'un ev karıştırmalı programında Ece Erken in evine gidilmiştir. Ev köşe - bucak kurcalanmış, sıra banyoya gelmiştir. Banyoda defne joy doğum kontrol hapını bulur ve ece erken'e "bu ne?" diye sorar. ece erken panik içerisinde "ağrı kesici, ağrı kesici.." der. Kesip atar olayı.

41. İsrail başbakanına fatih altayli'ya kendi programında "aptalca, saçma sorular soruyorsunuz. Ben bu programın ciddi olduğuna dair çok sağlam referanslar aldım hiç böyle birşey beklemiyordum" dediği, akabinde fatih altayli'nin dakikada 400 kelimelik saldırısına maruz kaldığı an da bunlardan biridir.

42. Haberlerde bir tecavüzcünün polis arabasına bindirilirken söylediği cümle:
-Seviyodum, söyleyemedim.

43. Ajda Pekkan ın kendisine "formunuzu nasıl koruyorsunuz" sorusunu soran spikere dönüp,

"çok kolay herkesin rahatlıkla uygulayabileceği bir diyet uyguluyorum; öğlenleri karidesli bir salata... " şeklinde cevap vermesi unutulacak şey değildir.
44. Ayrıca.; müslüm gürses filminden bir sahne; müslüm gürses kadını kollarından tutmuş sarsa sarsa sormaktadır;
-müslüm: seviyor musun?
- kadın: hayır!!
- müslüm: seviyor musun?!!!!
- kadın: hayırrr!!!!!!
-müslüm: seviyor muusuunnnnn!!!!!!!!
kadın: eveett!!
müslüm: yalannnnn!!! (deyip kadına bir tokat atmıştır)


45 .en manyak olaylardan biride Yıldo nun programında olmuştu.
-isminiz?
-fenasi.fenasi kerim

-evet fenasi kerim bey....hede höde yıldo olayı çakar, durur ve yanılmıyosam "ay yuttum walla" der.
-nasıl yutturdum ama dümbük hemen reklam arası.

46 .kahramanımız seda sayan yine bi sabah elleri belinde programını sunuyor o sırada bi canlı bağlantı olur ve....
- Aloooğğğ kiminle görşüyoruz
- Ben Mustafa
- Naber lan mustafa. Nerden arıyosun bizi Mustafa?
- Şişli'den
- Ne is yapıyon lan Mustafa
- Belediye başkanıyım...

47. Banu Alkan A Takımı progr***** katılır. Konu taksiciler. Herkes sorununu anlatıyo ya, Banu ablamızda söz alır, taksicilere verir veriştirir.
"çağrıyorum gelmiyorlar, bekletiyorlar, müşterilere hiç saygıları yok "der.

Beş dakika sonra canlı yayına bir taksici bağlanır.
"İyi akşamlar Savaş bey. Ben bir taksiciyim. Banu hanımın evinin yakınındaki durakta çalışıyorum. evet Banu hanım çağırdığında gitmiyoruz çünkü ne zaman gitsek üzerimde bozuk yok, Türk lirası yok döviz var bahaneleriyle paramızı vermiyor. gitmiyoruz gitmicezde."

Bunun üzerine Banu Hanım dumur olmuş ve program süresince bir daha ağzını açamamıştır.

48. 1.star televizyonu şampiyonlar ligi yeni başlamışken yayın kesilir ve yayın geri gelince şöyle bir söz duyulur:

-mına koyayım senin gibi aptal yayıncının. Bu sözden sonra sunucu ayrılmak zorunda kalır.

49. Caner ve hamiyet'in aydın'ın sabah programında tartıştıkları sırada birinin diğerine, "şimdi aydın bey aydın bey diyorsun. Bana da aydının progr***** çıkma, çok seviyesiz diyordun" demesi, kuşum aydının boşluğa bakarak donup kalması

50. Yıldo'nun habertürk'teki futbol(! programında sandalyeden düşmesi.

51. Seda Sayan'ın progr***** konuk olan ve satanist olduklarını söyleyen iki genç kızın, canlı yayında halay çekmesi, programa katılan medyum memişin kızlara alkış tutması.

52. Esra Ceyhan ın programında da böle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki, yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmiştir Esra hanım, sohbet ederler, esra hanım her zamanki gibi başlar yalakalıklarına, Kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum demesi üzerine yeni yetmenin kasetim daha çıkmadı haftaya çıkıcak demesi veeee Esra hanım kızımızın göt olması

53. Can Yücelin Duygu Asena ya postal soktuğu an (kart da sensin, postal da sana girsin)

54. Derya Tuna İbrahim Tatlıses tartışması esnasında. Mekân show ana haber.
Ortada reha muhtar, sağda derya tuna solda ibrahim tatlıses. Tartışma sürerken söz sırası Derya Tuna'ya gelir:
-Reha bey, bu konu hakkında daha fazla konuşmak istemiyorum... Yeteri kadar konuştuk. Sonuçta gönül bu... aka da konar... yani.. Konuşmak istemiyorum...
-Reha: yani ***a mı kondunuz efenim..?!
Sonuçta İbrahim Tatlıses delirir canlı yayında. Ne ilktir bu ne de son olmuştur.

55. Aids'in ilk çıktığı zamanlar halkın aids hakkındaki bilgilerini vatandaşlara göstermek adına üzerinde gizli kamera olan bayan muhabir fahişe kılığına girmiştir. Çok geçmeden erkek müşteriler gelir,fahişe(muhabir) sorar
-şimdi sen benle ilişkiye gireceksin ama korunmayacak mısın?ya ben de aids varsa,sana da bulaşırsa?
-bişey olmaz, bi lahmacun yerim geçer.

56. Mehmet Ali Erbil'in sunduğu son yarışma şöyle: Mehmet Ali Erbil insanlara para teklif ediyor kabul edersen alıp gidiyorsun...
-Bak açıyorum hala vazgeçebilirsin, 2 milyar al git
-Yok biz açalım m.ali bey
(az bişe açar adam kazanamayacak gibidir)
-Gel sana 500 milyon veriyim al git..
-Onu gel ben veriyim de sen git..

57. Saadettin Teksoy'un kuzey kutbundaki fok balıklarının soylarının tükenme tehdidi altında olduğundan bahsetmesinin hemen akabinde fok balığı avcılarıyla ava çıkıp aynı hayvancıkları avlaması.
ulen her şeyi geçtim, program kendi içinde tutarsız, önce soyları tükeniyor deyip sonra avlıyorsunuz, yok mu kafası üç gram çalışan bir tane elemanınız, aloooooo?!?

58. İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kızla röportaja baslar.

Badem: sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?
Kız: ben efes kızlarından biriyim zaten.
Badem: aaa öyle mi çıplak değilsin ya tanıyamadım.

bu diyalogdan sonra anlatım masasında olan Murat Murathanoğlu kopmuştur ve ekranları başında izleyen milyonların söylemek istediklerine tercüman olmuştur.

Murathanoğlu: Ya İsmet bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi?






2. Satanist hikâyelerin revaçta olduğu günlerde, abuk tv programlarının birinde, İzmir de satanist olduğunu iddia eden bir arkadaşla, röportaj yapan muhabir arasındaki diyalog: Muhabir- peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyor sununuz?

Satanist- yok be abi, İzmir de bakire kız ne arar?




Genelde bunlarda zar diye bişi yok.. Geçmiş yıllarda olan gemi kazasından sonra ırsi olarak zarsız dogarlar.. -_- yakın bana izmir ordan biliyom.. -_- :islik:

(izmirli kız varsa forumda, ben bişi demedim, baştan söliim.. ) :P


vallahi bukalemun hepsini okuyamadım abi çok uzun...ben de yazacam bi iki şey ama sen de varsa kusura kalma...bu arada çok güldüm...bunu da bil yani...

Ne zaman olduğunu hatırlamıyorum ama 3-4 sene olmuştur...

Bir sabaha karşı nba seansından sonra uyumadan önce kanallara bakayım dedim...kral tv'ye geldiiimde o laptop recai'yi oyanayan Vj bülent miydi neydi onun programı yeni başlıodu...Nefret ettiğim bir insandır kendileri ama artık ne olduysa izliyorum kendisini...Arkadaş programa girdiği gibi şu sözleri sarfetti...

-evet sevgili kral tv izleyenleri yine karga ***unu yemeden sizlere beraberiz....

?! ?! ?!
.................................................. ............
Bunu bana babam anlattı....

Zamanında TRT'nin tek kanal olduğu dönemlerde babam dallası beklerken hava durumuna rastgelmiş...

Adam bir güzel anlatıyormuş...Sıcaklıklarda 5 ila 9 derece arasında azalma bekleniyor bu akşam...Yurdumuz illerinde bu sabaha karşı DON olaylarının görülmesi bekleniyor...

(biraz daha konuşuyor adam...DON olayını,etkilerini ve nasıl korunulması gerektiğinden bahsediyor ve hava durumu biterken....)

Hepinize DONSUZ geceler diliyorum...(Adam bunu kastetmemiş tabi ama anında görevden alınmıştı diyor babam...Çünkü ertesi gün başkası sunmuş )

.................................................. .............

Biraz da talk showlardan yakaladıklarıma gelelim...

Gene tarih marih hatırlamıyorum ama şöylede bişey var program ZAGA programı konuklardan biri de okan bayülgenin o zaman sevgilisi olan biri ki bunu da tam hatılarmıyorum ama ya cansu dere ya da deniz akkaya neyse olay şundan ibaret....

Okan Bayülgen sevgilisini öve öve bitiremiyor...En sonunda seyircelere dönüyor...

Okan-Şimdi...Siz bu güzel,hanım kızımız için nelerinizi feda edersiniz? Ne verirsiniz ?

seyirciler hemen atlıyor...sesler birbirine karışmış...yatlar katlar milyarlar uçuşuyor....

Ama okan bayülgen gene o sivri zekasıyla aradan birini yakalıyor...bu adam durmadan 5 5 5 diye bağırıyor....Diyalog şöyle....

Okan:Ne bağırıyon lan 5 5 5 diye...5 ne ? 5 trilyon mu,5 apartman mı ? 5 araba mı ? ne bu 5 ?

Seyirci:5 milyon...

Okan:Ne 5 milyonu olm...Görmüyor musun millet neleri feda ediyor...Niçin 5 milyon eder diyosun bu kız ?

Seyirci:Okan abi pazarda eski kaşarın kilosu 5 milyon ....

takdire şaayan bir cevap diye düşünüyorum....
.................................................. .................................................. ..................

Bir haftasonu ev boş...Arkadaşımla oturduk beyaz şovu izliyoruz..Eurovision'a 1 ya da 2 hafta var...Konuk Gülseren...Beyaz ve gülseren birincilik ya da derece için umutlu...

Şimdi anlatacağım bu olay çok aleni birşey değil ama eurovision'a böyle birini göndermenin nasıl bir hata olduğunu,1-2 hafta önceden gümbür gümbür bizden bi b.k olmaz diye bağıran bu diyaloğu yazacağım...

Beyaz:GÜlseren sen hakkaten çok hoş bbir hanımsın...Sesin çok güzel...Ben açıkçası umutluyum senin adına...inanıyorum ki sen başaracaksın...Ama buna herkesin inanması gerek...senin hakkında birçok şey yazıldı şöyle,böyle konuşuldu...bize kendini,sanatçılığını anlatır mısın ?

Gülseren:saol beyazcım çok teşekkür ederim..(bu aradaki şöyle böyle ksımlarının atla***** sadede geçiyorum)...............Ben yedi yaşındayken beri şarkı söylemeye devam ediyorum....

Aman allahım...Aman Aman Aman...Sen TRT şarkı türkçe olacak demedin miydi? Sen TRT Athena ve sertap gibi olmayacak eleme ile en yetenekli bizi en iyi temsiz edecek kişi seçilecek demedin miydi ? E o zaman bu ne ? Koca d.tlü "ben yedi yaşından beri şarkı söylüyorum" cümlesini bir azeri insanının türkçede azerice söylemesinden daha beter söyleyen bir insanı nasıl yarışmaya sokarsın ?

BEN YEDİ YAŞINDAN BERİ ŞARKI SÖYLÜYORUM vıdı vıdı ....al işte...seneye elemeye girecez....


Reha Muhtar
Reha Muhtar'dan sorular...

Reha kimsenin soramadığını sorar
-Mahkumlar kaçmak için mi tünel kazdılar?


Mahallenin muhtarı Reha bey ,tacizle suçlanan okul
müdürüne çıkışır:
-Sen benim sözümü kestiğine göre kim bilir daha neler
yapmışsındır.


Harika Avcı'nin kürtaj yaptırması konusunda ünlü
jinekolog ,Doktor Reha meraklıdır:
-Peki şimdi bebek nerde?


Karısını boğarak öldüren adama büyük insan rehanın ilk
sözü:
-Efenim başınız sağ olsun...


Deha Reha bazen anlamakta güçlük çeker,
-Doğuştan kör olduğunuzu anladım da beyefendi
küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?


Hz.imam Reha
-Salı günü kılınacak Cuma namazından sonraki
defnedilecek cenaze.


Reha sorar :
- Efenim simdi o adam size ne yaptı efenim?


Alparslan Türkeş 'in cenaze törenin olduğu gün sevgili
Reha şöyle konuşur:
- Cenaze töreninde sayıları on binin üzerinde yedi bin
güvenlik görevlisi vardı


Anlayışlı tecavüze uğramış genç kıza canlı yayın
Sorusu:
-Ne yaptılar? O an nasıl hissetiniz?


Saint Bernard Reha'dan, donmak üzereyken kurtarılmış
dağcılara asrin sorusu:
-Soğuk muydu?


Daima akil dolu konuşur Deha Reha:
-Peki siz sormadınız mı sünnetçiye neden hepsini
kestiniz diye?


Tecavüzcü Coşkuna pabucunu ters giydiren Reha sorar:
-Tecavüz ederken neler hissetiniz? Hayır ben pek
tecavüz etmem ondan sordum


Reha bıçaklanan ancak hayatı kurtulan kadına sorar.
-Sizi öldürebildi mi efenim?
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar

Re: İlginç Gerçek Hikayeler

Mesajgönderen Maket » 26 Haz 2009 23:42

ANITTAKI FUZE
İsa peygamberi çarmıhtan indiren havarilerinden biri, el ve ayaklarındaki çivileri söktükten sonra saklamış. Bu çiviler daha sonraki yıllarda Bizans İmparatorluğu'na teslim edilmiş. Bizans imparatorlarından biri, sonsuza kadar korunabilmesi için Hz İsa'nın çivilerini Çemberlitaş'ın temeline gömdürtmüş. Bu paha biçilmez çiviler hala Çemberlitaş'ın temelinde gömülüymüş.

Beşiktaş'taki sütuna benzeyen ne idüğü belirsiz anıt, aslında bir füze rampasıymış. O yüzden silindir şeklinde yapılmış. Nüfus sayımı yapılırken, sabaha karşı kimsenin göremeyeceği bir saatte içine füze yerleştirilmiş. Füze yerleştirme harekatı çok gizli yapılmış ama bir şekilde bu bilgi sızdırılmış. Bu dedikodunun doğruluğunu araştırmak isteyen iki kafadar, anıtı incelemeye karar vermiş. Ancak anıtın etrafında dolanırlarken iki sivil polis tarafından anında gözaltına alınmışlar


O YASAK BU YASAK
4. Murat devri. Padişah tarafından, mey (şarap), afyon ve fal bakmak yasaklanmış. İstanbul'da bütün meyhaneler ve keşhaneler "underground" takılmaya başlamış. 4. Murat bi gece, tebdil-i kıyafet İstanbul'a indiğinde, karşıya geçmeye karar verip bi sandal kiralamış.

Sandalcı müşterisinin sultan olduğunu bilmiyomuş tabii. Bi ara, sandalın yanından sarkan bi ipi çekmiş. İpin ucunda bi testi! Sultan, "Ne var o testinin içinde?" diye sormuş. Sandalcı "Ne olacak, mey işte" diye gülerek müşterisine ikram etmiş. Her ne kadar yasaklamış olsa da, 4. Murat'ın alkolle arasının iyi olduğu bilinir. İkramı kabul etmiş ama yine de, "Mey yasak. Hünkarımız görse kafanı vurdurtur diye korkmuyo musun?" diye sormaktan da geri kalmamış. Sandalcı da haliyle, "Yahu hünkar ner'den görecek bizi denizin ortasında" demiş.

Aradan biraz zaman geçmiş. Sandalcı bu kez de, teknenin tahtalarından birini kaldırıp aradan afyon çıkarmış ve nargilesine atarak körüklemeye başlamış. Gönlü zengin adam, hemen müşterisine de ikram etmiş. Sultan yine kabul etmiş ama yasağı gene hatırlatmış. Sandalcı aynı şekilde, "Kim görecek ki bizi denizin ortasında" demiş. Biraz daha vakit geçmiş. Bizim sandalcı cebinden fal taşlarını çıkarmış. Hünkara, "Ver 5 akçe de falına bakayım" demiş. Fal 4. Murat'ın en kızdığı şeymiş, ama "Hadi biraz daha sabredeyim" diye düşünüp, "Bak bari" demiş.

Fal taşlarını elinde çalkalayıp atan sandalcı, "Efendi, sorunu sor bakalım" demiş. Padişah, "Hünkar şu anda nerededir?" diye sormuş. Sandalcı taşlara bakıp "Hünkar şu an denizdedir" demiş. 4. Murat güya endişelenmiş havalarına girip, "Sakın yakınımızda bi yerde olmasın" diye sormuş sandalcıya ve tekrar iyice bakmasını söylemiş. Sandalcı taşlara tekrar bakmış ve birden, 4. Murat'ın ayaklarına kapanıp, "Affet beni hünkarım " diye yalvarmaya başlamış. Kıyıya dönene kadar yalvarmaya devam etmiş. Padişah dayanamayıp, "Sana bi soru sorucam. Eğer bilirsen seni affederim. Bilemezsen boynunu anında vurduracam" demiş. Sandalcı sevinçle, "Padişahım çok yaşa" demiş ve merakla soruyu beklemye başlamış.

4. Murat, sandalcıya, "Dönüşte İstanbul'a hangi kapıdan giricem?" diye sormuş. Tabii sandalcı hemen itiraz etmiş, "Hünkarım, şimdi ben hangi kapıyı söylesem, siz başka kapıdan girersiniz. Affinıza sığınarak, gireceğiniz kapıyı bi kağıda yazsam ve size versem; kapıdan geçtikten sonra okusanız olur mu?" demiş. Hünkar başını "Olur" anlamında sallayınca, sandalcı tahminini yazıp kağıdı vermiş.

Padişah kağıdı alır almaz, daha bakmadan, yanındaki fedaisine, "Hemen boynunu vur şu kafirin" emrini vermiş. Sonra da, "Surlara yeni bir kapı açıla! İstanbul'a oradan giricem" demiş çevresindekilere. Kapı 5-10 dakikada açılıp, padişah ve erkanı şehre girmiş. 4. Murat bi ara, sandalcının kağıda hangi kapıyı yazdığını merak etmiş. Kendinden çok eminmiş, laf olsun diye cebindeki kağıda bakmış. Ama okuyunca hayretler içinde kalmış. Sandalcı kağıda şunları yazmışmış: "Hünkarım, yeni kapınız vatana millete hayırlı uğurlu olsun"

O gün bugündür de işte o kapı, "Yenikapı" olarak anılıyormuş.


ISTANBULUN DIBI KIVRIM KIVRIM
Efsaneye göre, İstanbul’un altı birbirine bağlı tünellerle kaplıymış. Hatta bu dehlizlere Yerebatan Sarayı’nın gizli bi yerinden de giriliyomuş ve tünel denizin dibinden devam edip taaa Kınalıada’ya kadar gidiyomuş.
Tüneller Kapalıçarşının altından da geçiyomuş taabi. Hatta şu an, Çarşı’nın gizli tutulan bi yerinden girilebiliyomuş bu tünellere. Buralarda yemek takımı üzerine çalışan gümüş kaplama atölyeleri varmış. Yerin dibindeki yere ruhsat verir mi belediye? Heepsi kaçakmış bunların. Çalışanlara da işe başladıkları gün, dehlizlerden kimseye bahsetmeyeceğine dair Kur’an’a el bastırılıyomuş.

Tüneller çarşının altından başka yerlere doğru da gidiyomuş ama buraları kullanmak kesinkes yasakmış. Bi keresinde biraz Kolomb ruhlarından, çokça da hazine meraklarından, (çünkü hep, “ilerler hazinelerle dolu o’lum” geyiği yapılırmış bu atölyelerde) üç-dört işçi çocuk denemiş ilerilere gitmeyi.

Dehlizler labirent gibiymiş. Çocuklardan sadece biri geri dönmeyi başarmış, diğerleri yollarını bulamayıp tünellerde kaybolmuş. Dönen çocuk da (Allah muhafaza) aklını oynatmış. Çünkü ileriki kısımlar, iskeletlerle, insan boyunda böceklerle, farelerle filan doluymuş. Bu çocuk bi daha hiç “yeryüzüne” çıkmamış. Büttün gün dehlizlerdeki atölyelerde filan dolaşıyomuş, kim ne verirse onu yiyip, gece de artık ner’de sızarsa or’da uyuyomuş. Arada da yine tünellerin ilerilerine gidip bi’kaç gün kayboluyomuş ortalıktan. Döndükten sonra hiç bi’şey yiyip içmeden ööyle bi noktaya bakıp duruyomuş günlerce.


PAHA BICILEMEZ CAMUR
Caponlar zamanın Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’a gelip “Bey’fendicim bizim için Haliç’i temizlemek çoook çok kolay. Bi aylık iş. He deyin, hemen başlayalım. Sizden bi kuruş da istemeyiz” teklifini yapmış. Ama karşılığında da “Haliç’in dibinden çıkan büttüün çamur bizim olacak, Caponya’ya götüreceğiz” demişler. Teklif çok cazip ama Dalan deyip geçme, akıllı adam, hemen atlar mı hiç öyle? “Siz bana 2 gün müsaade edin, biraz düşüneyim, sonra size kararımı bildiririm” demiş.
Abicim Dalan accayip pirelenmiş taabi. “Yahu bu işin içinde bi bit yeniği var. Elin Caponu napıcak bu balçığı?” diye diye kafayı sıyırmış. O ara nerden aklına geldiyse bizim Güzel Sanatlar’ı aramış. “Hocalara bi danışayım bakayım ne diy’cekler?” diye düşünmüş. Üstadım hocalar daha mevzuyu duyar duymaz, “Amman sayın Dalan hemmmen bu teklifi reddedin. Haliç’in dibindeki çamur dünyanın en değerli seramik çamurudur. Bunun 100 gramı havada karada enn az 10 bin dolar eder. Bu Caponlar sizi kazıklamaya çalışıyo” diye feryat etmiş. Dalan ertesi gün sınırdışı ettirmiş Capon grubu. Teresler avuçlarını yalaya yalaya binmişler uçağa. Valla bu Caponlardan korkulur abicim. Adamlar neyin hesabını yapıp gelmiş taa buralara...


HALICIN DIBI ALTIN DOLU
Bedrettin Dalan’ın Büyükşehir Belediyesi Başkanı olduğu zamanlar... Hani “Haliç’in suyu benim gözlerimin rengiyle aynı olacak” filan da demişti. İşte tam o sıralarda Caponlar Dalan’a gelip, “Bey’fendi bizim teknolojimizle Haliç’i temizlemek çocuk oyuncağı. Burayı 6 ayda temizleriz ama tek şartımız var: Haliç’in dibinden çıkan heeerşey bizim olacak” demiş. Taabi Dalan yılların kurdu, yutar mı hiç küçücük Capon’un cinliğini. “Olmaz” demiş, “Gidin kendinize başka bi aptal bulun!”
Neden? Çünkü Dalan da Caponlar gibi biliyomuş ki Haliç’in dibi silme, tonlarca altınla dolu. Zamanında Fatih İstanbul’u fethettiğinde bütün Bizanslılar altınlarını, “Türko’lara yedireceğime denize atarım daha iyi” diyerek Haliç’e sallamış. Osmanlı’dan kaçmaya çalışan o zamanın Bizans İmparatoru Justinyen’in gemisi de Haliç’ten çıkamadan batırılmış. Bizans sarayının büttüüün hazineleri denizin dibini boylamış. Yine Osmanlı zamanında seferden dönen bi’kaç kalyon da getirdikleri ganimetleri boşaltamadan batmışlar Haliç’te. Yağni yer gök altınmış dipte. Bu altınların şimdiki değeri de öyle böyle değil, bizim hazineyi yüze katlarmış. E altın bu, çamurun içinde de olsa paslanacak değil ya, hala ilk günkü değerindeymiş hepsi.
''Mutlu olmak için, hayatta kimseyi kendin gibi görme. Çünkü sen gibi olan tek kişi, aynadaki yüzündür..''
Kullanıcı avatarı
Maket
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 10428
Resimler: 5
Yaş:
Kayıt: 18 Oca 2007 17:20
Konum: İzmir
Teşekkür edildi: 129
Teşekkür alındı: 218 kere forum 178 Mesajlar



Benzer Başlıklar


Dön Efsaneler ve Hikayeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 5 misafir