aysera yazdı:Takipteyim..

Teşekkürler
![havalı [8D]](./images/smilies/17.gif)
.
İstemsizce gülümsedim. Bu adam beni yalanlayıp duruyordu. boş bir adama benzemiyordu onun hakkında daha dikkatli düşünmem lazımdı. Hayatın anlamı ne diye sorsam mıydı acaba? Hiç gerek yoktu.Vereceği cevap benim hayatımı değiştirecek anlamlı kılacak değildi. Zaten işi de bitmek üzereydi.
(3)
Bir insanı tanımaya çalışırken bile kendimizi mi düşünüyorduk? Benim bu adama verebileceğim şey 2 tl. onun bana verdiği ise boyalı bir ayakkabı mıydı sadece?
---Kaç lira borcumuz?
--- Ne verirsen ver önemli değil dedi.
Bu bir hizmet sunan insandan duymak istediğim en güzel şeydi. Fiyatı üzerinde etiketli malları satan tüccarlardan ve ticarethanelerden farketmeden ne kadar da nefret ettiğimi hissettim. Hayat bir ticarethane ve herkes birer tüccar olmuştu modern toplumda. Nerdeyse haftanın her günü ve günün 20 saati çalışan insanlardık. Ne için? Modeli daha yüksek bir araba için, cep telefonu için, bilgisayar için, misafir odası için, perde için,kariyer için, deniz kenarında bir ev için. Eski Roma'da koskoca adamlar tıka basa çeşitli yemeklerden yedikten sonra boğazlarına kaz tüyü sokup midelerindekini boşaltırlarmış ki daha başka şeylerden de tadabilsinler. Bu gün de sürekli yeni modellere yönelişimiz buna ne kadar benziyor daha yenilerini gördükçe elimizde bulunan eskiler! midemizi bulandırıyor. Ve büyük adamların çalıştırdığı mühendisler insanları tüketime özendirebilmek için ve daha ne kadar çok tahrik edebiliriz diye durmadan çalışıyorlar. Ya kendini pazarlayan insanlar. Boyalar, parfümler, tahrik edici giysiler. Sadece adı konmamış bir fahişelik. İnsanlığa hizmet ediyorlar !İnsan artık insan olarak görülmüyor o artık nasıl kazıklarım, sömürürüm diye bakılan bir potansiyel.
Dolayısıyla bir dükkana gittiğinizde satıcının memnuniyeti sattığı eşyanın bizim işimize yarıyacak olması değil. Onun memnuniyeti o malı satmış olmak ve kar elde etmekten başka hiçbirşeydir. Zırt pırt bizi arayan bankalar bizi ne kadar düşündükleri için mi arıyorlar? Elbette hayır.
"Ne verirsen ver" Güzel bir melodinin en güzel nakaratıydı. Hiç bitmesindi. Bu ayakkabı boyacısı ayakkabılarımın parlaklığını gördüğünde benden çok mesut olmuştu. Ve vereceğim para ona asla bu lezzeti taddıramazdı eminim. O an ona oracıkta yıllardır hasretini çektiğim bir dost gibi sarılmak ve bir daha ayrılmamak istedim. Beraber bir çay içmek için ikna ettim. İşte Salih'le ilk defa o zaman tanıştık. Salih'e paragöz insanları şikayet ettim, gözleri uzaklara dalıp bana Doktor İsmet Efendi den bahsetti.
--Ben rahmetli İsmet Abi'nin yanında yıllarca çalıştım, muayenesinin temizliğini ve daha bir çok işini yaptım.
Onu sevmeyen yoktu, cenazesinin görecektin ki ne kadar seveni olduğunu o zaman daha iyi anlardın. İsmet Abi fakir gördüğü kimselerden çok cüzi bir miktar ücret alır, kiminden ise almazdı bile. Hani nerdeyse muayene ücreti alırken yüzü kızarırdı. Çok ufak bir muayeneden bile yüklü miktar para alan ve yıllarca okudukları için buna hakları olduğunu iddia eden meslektaşlarına çok kızardı. Elbette sadece onlara kızmazdı hastalara da kızdığı olurdu. O kadar zengin oldukları halde muayene ücreti vermek istemeyen zengin insanlardan nefret ederdi ama yine de en iyi şekilde tedavi etmeye gayret gösterirdi. İsmet abi paraya tamah etmediği halde fakirde değildi lüks olmasa da bir evi ve arabası vardı. Ve onun yanında çalışırken kazandığım para ile ben de küçük de olsa bir ev aldım. Bana vereceği parayı kısıp ya da hastalarından aldığı parayı artırıp kendine yeni bir ev araba ne bilim yat alabilirdi ama ben ev almaya muvaffak olduğumda kendi almış kadar sevindi. Onun yanında çalıştığım, ben buna ona hizmet ettiğim günler demek istiyorum, hayatımın en güzel günleriydi. Ve vefat ettiğinde babamın ölümüne üzüldüğüm kadar üzüldüm. Bu işimi kaybettiğimden dolayı değil böyle değerli bir insanı kaybetmiş olmaktan duyduğum teessürdü. Ondan sonra yanında çalıştığım insanlarla asla anlaşamadım. (Gülümseyerek) Belki de hayattaki en büyük hatam onunla çalışmaya başlamak oldu ki ondan sonra asla birinin yanında çalışmak istemedim...Gördüğün gibi ayakkabı boyuyorum ama kendi işimi yapıyorum bir patronum yok...