Zaman: 21 Nis 2014 17:41

Türküler ve Hikayeler-i

  
Başınıza gelmiş; duyduğunuz veya hayal ettiğiniz efsaneler, hikayeler. Hayal gücümüzü biraz zorlamaya ne dersiniz...

Moderatörler: baharyeli, SüperMod

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen Kayser » 03 Kas 2010 0:15

Resim
Kullanıcı avatarı
Kayser
Forum Altın Başı
Forum Altın Başı
 
Mesajlar: 590
Yaş:
Kayıt: 31 Eki 2010 5:36
Teşekkür edildi: 28
Teşekkür alındı: 13 kere forum 13 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 03 Kas 2010 0:33

ResimTürküler söyle dost yüreğine

gülümse güneşe umut yeşersin

*
Alıntı

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 0:54

Ah Bir Ataş Ver
Resim
1953 yılı… 3 Nisan'ı 4 Nisan'a bağlayan gece, Dumlupınar denizaltısı Ege'de katıldığı NATO tatbikatından geri dönüş yolunda, Çanakkale Boğazı'ndan içeriye giriyordu. Sisli ve rüzgarlı gecede su üstü seyri yapan denizaltının rotası Gölcük'teki Denizaltı Komutanlığı ana üssüydü. Dumlupınar; manevralar boyunca iki gün sualtında kalmış, üstün başarı gösteren gemi personeli yerli yabancı tüm komutanların takdirini kazanmıştı. Yorgun, ama bir o kadar da gururlu 86 denizci, kendilerine yeni bir görev verilinceye kadar sevgilileri olan denizden ve gemilerinden ayrılıp, eşlerine, ailelerine kavuşmanın heyecanı içerisindeydiler. Ne varki saatler 02:15'i gösterdiği sırada, Çanakkale Boğazı'ndaki Nara Burnu dönülürken, Türk denizaltıcılık tarihinin en acı kazası yaşandı. Dumlupınar, İsveç bandıralı yük gemisi Naboland ile Boğazın orta yerinde çarpıştı.

Dumlupınar'ın parçalanan baş bodoslamasından hücum eden karanlık sular, baş üstü dikilen koca denizaltıyı 81 denizciyle birlikte birkaç dakika içinde yutuverdi. Zıpkın yemiş bir balina gibi acı dolu sesler çıkaran Dumlupınar son dalışını yaparken, çarpışma sırasında nöbet tuttukları köprü üstünden denize düşen 5 denizci
hayatta kalmayı başardı...
Gemide kalan 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişi, geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı.
Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu.
Resim
Bu arada oksijeni idareli kullanmaları için, gereksiz yere konuşmamaları, şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı.

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 0:56

Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonunda, umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiye, her şey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler.
şamandıradaki telefon hattının öbür ucundan, tüm Türkiye, denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.

Ah bir ataş ver cigaramı yakayım
Sen sallan gel ben boyuna bakayım

Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği
Yanık olur anaların yüreği

Vur ataşı gavur sinem ko yansın
Arkadaşlar uykulardan uyansın

Uzun olur gemilerin direği
Ah çatal olur efelerin yüreği
Yanık olur anaların yüreği
*
Resim
Çanakkale Boğazı, Nağra Burnu açıkları
4 Nisan 1953, Saat 02:15


*
net.nette68.com

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 0:59

www.dailymotion.com Videonun alındığı adres : www.dailymotion.com

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen Kayser » 04 Kas 2010 9:00

Türkiye'nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirlerinin her çeşidini göstermek için, en çok kullanılan ad "türkü"dür. Türkü kelimesinin, Türk adının sonuna, Arapça ilgi eki olan "i" ekinin getirilmesiyle ortaya çıktığı anlaşılır.
Türki: Türk’le ilgili, Türk'e özgü anlamında kullanılır.



Türkü sözcüğü ilk kez XV. Yüzyılda Doğu Türklerince kullanılmıştır. Hikmet Dizdaroğlu, Anadolu’da türkünün ilk örneğini Öksüz Dede’nin verdiğini belirtir. Türküler genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla kıtalar halinde söylenir. Her kıta türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bend ile nakarattan meydana gelir. Nakarat her bendin sonunda tekrarlanır. Bu kısım bağlama veya kavuştak diye de bilinir. Türküleri kesin ayrıma sokmak güçtür. Bir yörede yakılan türkü diğer bir yöreye şekli ve söyleniş biçimi değişerek geçebilir. Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre ayrılır.

Türkülerin büyük çoğunluğu anonimdir ya da ağızdan ağza söylenirken söyleyeni kaybolmuştur. Türküler bu şekilde halkın malı olurlar. Türküler çoğu kez, bir doğa olayı ya da bir kahramanlık karşısında doğar ve yayılırlar. Türküler, doğdukları bölgenin özelliklerini koruyamazlar.

Ezgilerine göre türküler

* Kırık havalar: Usullü ezgilerdir. Alt türleri; türkü (genelde tüm kırık havalar için, özelde diğer türlerin dışında kalanlar için kullanılır), deyiş, koşma, semah, tatyan, barana, zeybek, horon, halay, bar, bengi, sallama, güvende, oyun havası, karşılama, ağırlama, peşrev, teke zortlatması, gakgili havası, dımıdan, zil havası, fingil havası dır.

* Uzun havalar: Usulsüz ezgilerdir. Alt türleri; uzun hava (diğer türlere girmeyenler için kullanılır), barak, bozlak, gurbet havası, yas havası, tecnis, boğaz havası, elagözlü, maya, hoyrat, divan, yol havası, yayla havası, mugam dır. Ayrıca gazeller de özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde halk arasında söylenmektedir.

Konularına göre Türküler

* Çocuk türküleri
* Doğa türküleri
* Aşk türküleri
* Kahramanlık türküleri
* Askerlik türküleri
* Tören türküleri
* İş türküleri
* Derebeyi, eşkiya, cinayet türküleri
* Ölüm türküleri (ağıt)
* Güldürücü türküler
* Karşılıklı türküler
* Oyun türküleri

Yapılarına göre Türküler

* Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiş manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir.
* Dörtlüklerle kurulu türküler: dörtlüklerle kurulu türküler adı üstünde dörtlüklerden oluşan türkülerdir.bu tür türküler de anonimdir.

Özellikleri:

1. Türkülerde konu zenginliği vardır. Aşk, ayrılık, ölüm, tabiat, kahramanlık, güzellik başlıca konularıdır.
2. Hecenin yedili, sekizli en çok da on birli kalıplarıyla yazılırlar.
3. Türküler genelde dörder mısralı bentlerden oluşur.
4. Bazıları koşma şeklindedir.
5. Bazı türkülerde her bendin sonunda aynı dize veya dizeler tekrarlanır. Bu tekrarlanan dizelere nakarat (kavuştak) adı verilir. Nakaratların völçüsü bazen ana bentlerin ölçüsünden ayrı olabilir.
6. Türkülerin kafiye örgüsü genelde şöyledir: “aaab cccb dddb”, “aaabb cccbb dddbb” veya “aaabcc dddbcc eeebcc” şeklindedir.
7. Türküler ait oldukları bölgelere göre adlar alırlar.
8. Genelde anonimdirler ama söyleyeni belli olan türküler de vardır.
Kullanıcı avatarı
Kayser
Forum Altın Başı
Forum Altın Başı
 
Mesajlar: 590
Yaş:
Kayıt: 31 Eki 2010 5:36
Teşekkür edildi: 28
Teşekkür alındı: 13 kere forum 13 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 12:13

Türkülerin Yöresel Farklılıkları


Resim



KARADENİZ TAVRI

Türksü:Tümüyle halk müziğinin özelliklerini gösteren bu bu türün en belirgin özelliği, oyuna eşlik amacıyla üretilmiş olmalarıdır Türü belirleyen en belirgin en önemli öğe , 7/16, 7/8 ve 5/8'lik düzümlerin kullanılmış olmasıdır. Bunun yanın da karadeniz kemencesi ve tulum zurna bu türü belirleyen calgısal ögelerdir. Seslendirme sırasın'da kullanılan ağız ve özellikle bağlama türü calgılar la oluşturulan Karadeniz tezenesi 'de denilen tavır türü oluşturulan diğer Ögelerdir.

TEKE ZORTLATMASI

b) Bu Tür adını teke yöresi olarakda bilinen bölgeden almaktadır.Bölgenin adı, Teke beyliğinden gelmektedir. 1277 yılında karaman oğlu mehmet bey'in izniyle, teke paşa bir beylik kurmuş ve bu beyliğe kendi adını vermiştir. Günümüzde teke yöresini kapsayan yerler şunlardır; Burdurun tamamı, Fetiye, ortaca(Muğla), Acıpayam, Kızılhisar, Honaz(Denizli), Dinar, Başmakçı (Afyon), Yalvaç, Şark-i Karaağaç (Isparta), Cevizli, Akseki, Manavgat, Alanya (Antalya). Türe adına veren Teke zortlatması deyimi ise şuradan gelmektedir: Yörede çok yaygın olarak beslenen keçinin erkeğine teke denmektedir. Bu hayvanların özellikle eşleşme zamanın da yaptığı sıçramalar ve haraketler bu türün oyunlarına yansımıştır. Ancak bazı araştırmacılar bu adın, yörenin adından da geldiğini söylemektedir. Türün en belirgin ögeleri usül, Bağlamadaki çalış tavrı ve oyunlara eşlik olarak okunmasıdır. 9/8'lik usülün sanat müziğindeki aksak ve raks aksağı olarak bilinen şeklinin 9/16 'lık türevi teke zortlatmasının en belirgin unsurudur. Muzaffer sarısözen Teke yöresinde özellikle ısparta cevresinde kullanılan 9/16'lık usüle Gakgili havası dendini belirmiştir. Hamit çine de Köy kadınlarının, tepsi, tencere kapağı, leğen çalarak teke oyunlarını oynamasına Dımıdım dendini söylemektedir.

KONYA TAVRI

sü: Bu türü oluşturan öğeler, seslendirme sırasında sıkca yapılan tril ve konya tezenesi denilen tavır'dır



YOZGAT TAVRI

Bu türü belirleyen en önemli öge, bağlamadaki, yozgat tavrı olarak veya sürmeli olarak bilinen bir tavırla türkülerin çalınışıdır. Ayrıca seslendirmede yapılan tril ler ve gırtlak hareketleri ağız olarak da bu türe bir başka özellik kazandırır. Bağlamada ağır (andante) bir calış tarzı içinde, tezene ile uzun süreli seslerde ve senkoplarda triller yapılırken, klavye üzerindeki elin yeptığı çarpmalar da tavrı tanımlar. Yozgat tavrını radyolara getiren, tanıtan ve yaygınlaşmasını saglayan nida tüfekçi'dir. Türk halk müziği repertuvarı içinde, bazı türkülerin belirli yerlerinde yozgat tavrı kullanılmaktadır.Ancak bunlar kısa pasajlar yer yer olmaktadır. Yaptığımız araştırmalara göre gercek yozgat tavrını gösteren yozgat türküleri mevcut repertuvar icinde sekiz tanedir.

1) Asker yolu beklerim

2) Ali'min çamda buldum izini

3) Çamlığın başında tüter bir tütün

4) Dersini almışda ediyor ezber

5) Eğdim kavak dalını

6) Hastane önünde incir ağacı

7) Sabahınan eser seher yelimi

*

resimsiir.blogcu.com
En son maialmila tarafından 04 Kas 2010 12:29 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 12:17

Resim

RUMELİ TAVRI

e) Rume :Bu türkülerde, usul, agız ve bağlamadaki tavır türü belirleyen en önemli ögedir. Bu türkülerin bir kısmı oyunlara eşlik olarak okunur. Genelde 5/8'lik 7/8'lik 7/16'lık usuller kullanılmıştır. Seslendirmede , yöresel agız sive, baglama ile icrada tırakya tavrı görülür kentmerkezlerinde bağlamanın yanı sıra, keman, kanun, ud gibi sanat müziği calgılarıda kullanılmaktadır.

AZERİ TAVRI

AzerTürü belirleyen en önemli öge 6/8 ve 12/8'lik düzümlerin kullanılmış olmasıdır. bunun yanında yoğun olarak kullanılmış olan segah ve nihavend makamları, türü belirleyen makamsal ögelerdir. onyedili perde dizgesi'nin yanında tampere dizge'nin de kullanıldığı bu türü belirleyen diğer ögeler ise, tar ve akordiyon ve garmon türü çalgıların kullanılması yanın da , agız dır. Ayrıca seslendirme sırasında, uzun süreli seslerde tremola ve tril yapılması türü belirleyen bir başka ögedir.

MÜSTEZAT

Müstezat:Divan edebiyatında müstezat adı verilen şiir anlayışı , bu türü belirleyen sözel ögedir. Bunun yanın da, halk müziği içinde genel bir anlatımla müstezad olarak nitelendirilmiş rast,mahur ve acemaşıran makamlarından birinin mutlak suretle kullanılması türü belirleyen makamsal ögelerdir. Usullü yada usulsüz olabilir.



ZEYBEK

Zeybek: Oyunu, icradaki özel tavrı ve ağzı, usulü ile başlı başına bir tür olan zeybekler'in türsel özelliklerine geçmeden önce Zeybek kelimesinin kökeni hakkında bilgi verilecektir. gerek zeybek kelimesi, gerekse zeybek oyunlarının kökenleriyle zeybeklerin yaşadıları yerler hakkında yıllardır çok çeşitli ve farklı görüşler ileri sürülmüştür ve sürülmektedir.
Orta asyadan, Balkanlara, Yunanistan'dan Ege denizi adalarına kadar birçok yerde zeybek kelime ve oyunlarına sahip cıkmaya çlışılmıştır. Bu konuda son yıllarda çok geniş araştırma yapan Onur Akdoğu türk kültür dergisinde yazdığı geniş acıklamaların sonun da kelimenin tamamen Türkçe kökenli olduğu çeşitli kaynaklar göstererek açıklamış En önemli ögeleri ; usul, tavır ve oyun eşlikli olmalarıdır.

Dokuz zaman lı usulun değişik mertebeleri kullanılırken bu dokuz zaman lı9 usulün Evfer ve raks Aksağı dışın da kalanların olması şarttır. Daha basit bir ifade ile üç'lünün başta veya sonda olması gerekmektedir. Zeybeklerin (2+2+2+3) veya (3+2+2+2) şekilde olması şarttır Bazı istisna hallerde (3+3+3) tarzıda görülmektedir.örneğin Ah bir ataş ver cigaramı yakayım . Dört zaman lı olan zeybek tavrı ile calınıp oynana bilen parçalar ise zeybek çeşnisi olarak kabul edilirler.
Zeybekler hız tempo olarak; çok ağır, ağır ve kıvrak olmak üzere çeşitli şekillerde, yani adagio, andante yada moderato veya allegro olabilirler. Kıvrak zeybeklerin çoğunluğu kadınların oynadığı zeybeklerdir.
Ağır zeybeklere örnek : Kocaarap, Harmandalı, Kerimoğlu. Kıvrak zeybeklere örnek: Serenler, Damardı, Cemilem.
Genellikle bir oktav icinde seyir etmelerinin yanın da oktavı aşan oniki, onüç ses içinde seyreden zeybeklerde çoktur. makamsal olarak; hüseyni, karcıgar, nikriz, hicaz, eviç en çok kullanılanlardır. Bağlamadaki icrasın da özel tavır özel bir tezene kullanımı vardır.
*

resimsiir.blogcu.com
En son maialmila tarafından 04 Kas 2010 12:28 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 12:19

Resim

MAYA

Maya:Usulsüz bir sözel tür olup, türü belirleyen temel öge mutlaka Hüseyni makamında ezgilendirilmiş olmasıdır. genlik bir oktavı aşmaz . Çok zaman, seslendirme sırasın da asıl sözlere yavri yavri , of , ah gibi katma sözler eklenir. Genellikle sözel bölmeden önce, usullü ve çalgısal bir bölme gerek girişte, gerek sözlerin arasın da seslendirilir. Söz konusu bu çalgısal bölmede hemen hemen yalnızca curcuna usulü kullanılmıştır. Küme ve motif sekilemesinin sıkca yapıldığı mayalarda, resitatif seslendirmeler yogun olarak yapılmıştır.

BozlaK:Usulsüz bir sözel tür olup, türü belirleyen ögelerden ilki kürdi dizisi icerisinde seslendirme yapılmış olmasıdır.Bunun yanın da muhayyer dizisinde bozlaklar görülmesine karşın, bu diziyle yapılan seslendirmelerde durak ve tiz durakta kalınacağı zaman, üst yeden olacak şekilde Si sesleri ters glisando'yla pestleştirilir. Dolayısıyle yine kürdi makamlarının etkisi oluşur. Ses genliginde en geniş olan bir türdür. Küme ve motif sekilemeleri sıkca yapılmıştır.
Seslendirme, genel olarak durak sesinin bir küçük üçlü üzerindeki sesten , veya bu sesin bir oktav tizinden, yani tiz duraktan başlar. Sözel bölmeye başlamadan önce, tek calgı tarafın dan yol gösterme adı verilen bir usulsüz acış yapılır . Sözel bölümün seslendirilmesi sırasın da ise calgılardan biri dem tutabilir.

Gurbet:Sözel olarak keder , hüzün, sıla hasreti, ayrılık hatta ölüm gibi konuları içeren sözlerin, usulsüz olarak ezgilendirilmesi, türü belirleyen temel ögedir. Bunun yanın da, Gerdaniye ve gülizar makamlarının içiçe kullanılması, türü belirleyen makamsal ögelerdir.
Seslendirme sırasın da cok sık kullanılan ters glisando, ayrıca (sol-mi) küçük üçlü aralığı, türün seslendirme ögeleri olarak karşımıza çıkmaktadır.Türü belirleyen calgısal ögeler sipsi, üctelli ve kabak kemane'dir.

Barak:Ses genligi bir oktavı gecmeyen, cok sık resitatif lerin, tril lerin ve zaman zaman ters glisando ların yapıldığı usulsüz bir sözel türdür. Motif ve küme sekilemesi türü belirleyen diger bir özelliktir.

Hoyra Cinaslı uyaklardan oluşmuş halk edebiyatına ait şiirlerin usulsüz olarak ezgilendirilmesi, türü oluşturan başlıca ögedir. Usüllü ve calgısal bir girişten sonra sözel bölmeye gecilir. Genel olarak, her dizeden sonraya aynı , yada , yeni bir calgısal bölme seslendirilir.
Çalgısal bölmelerin sonun da yapılan puandork'luses, sözel bölmenin başlıyacagı sestir. Sözel bölmeler birer dizeden oluşur.

*
resimsiir.blogcu.com
En son maialmila tarafından 04 Kas 2010 12:22 tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

Re: Türküler ve Hikayeler-i

Mesajgönderen maialmila » 04 Kas 2010 12:20

Resim
GÜVENDE TAKIMI

GüvenBursa ve Balıkesir'de aynı adla anılan geleneksel güvende oyunlarına eşlik etmek amacıyla üretilmiş bir türdür.Güvendenin kelime anlamı , iddia edildiği gibi, kişinin güvendiği bir kişiyi oyuna kaldırarak birlikte dans etmenin verdigi güven'den kaynaklanmıştır. Güvende türü sanat müziğin'de kullanılan köcekce takımından esinlenerek oluşturulmuş bir eğlence müziği türüdür.
Güvende takımlarında türü belirleyen en önemli ögeler 2/4, 4/4, 9/8 lik usullerin karışık olarak kullanılması, temponun agırdan hızlıya dogru akışı, birbirine yakın ve benzer makamların kullanıldığı türkülerin calgısal bölümlere geckiler yapmasıdır.

Aslında oyuna yönelik bir tür eğlence müziği olup bir bakıma süit tir

BARANA

Barana kelime anlamı olarak degişik yörelerimizde çok çeşitli olarak kullanılmaktadır. Derleme sözlügünde verilen acıklamaya göre; Fasulye sırığı veüzüm çubuklarını dayamaya yarayan catal ağaç , Deve hamudunun ön ve arka kısmı , demir tırmık , Baklava biçimi mayın , İnce döşeme, Lop yumurtanın üzerine sarımsaklı yogurt dökülerek yapılan yemek , Ispanak ve semiz otu gibi sebzelerin pirinçle pişirilip yapılan yemek gibi ceşitli anlamları verilmiştir. Ancak halk müziğinde barana kelimesi
Özellikle balıkesir ve manisa illerimizin, Dursunbey, Soma, Tarhala yörelerinde özelbir tür olarak karşımıza çıkmaktadır. Sanat müziğindeki Fasıl anlayışına benzeyen bu türde, çeşitli türdeki halk müziği ürünleri, solo koro icralarının yanı sıra zeybek karşılama gibi oyunlarla ard arda bağlanarak oluşturulur. Bu ezgiler, fasılda olduğu gibi aynı makamda değildirler. Ancak birbirine yakın ve gecki yapabilen makamlardan oluşur.

Müzi Günümüzde çok az kullanılan bu türün en güzel örneklerini Ferruh Arsunar'ın Gaziantep folkloru adlı kitabında görmek mümkündür. Bunda esas, nazım veya nesir şeklinde değişebilen metinlerin ezgilendirilmesidir. Bu seslendirmeler, uygun sahne düzeni icinde, bir kişi tarafından çeşitli jest ve mimiklerle yapılır.
Ezgiler çeşitli makam ve usullerde olabilir

*
resimsiir.blogcu.com

Artık her şey kalbime vuruyor. Yol içinde yollar gidiyorum. Ayrıntılara takılıyorum. .. Yol bir metafora dönüşüyor. Sonunda bir söz yankılanıyor içimde.
“Amor fati: Kaderi sev!''..YAZGINLA KENDİN OL..!
Kullanıcı avatarı
maialmila
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1329
Yaş: 40
Kayıt: 13 Eyl 2010 5:50
Konum: Antalya
Teşekkür edildi: 91
Teşekkür alındı: 67 kere forum 62 Mesajlar

ÖncekiSonraki


Benzer Başlıklar


Dön Efsaneler ve Hikayeler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir