Zaman: 30 Tem 2010 3:35

Melonbye ile 366. Gün

Engelli dostlarımızın yaşamlarına açılan pencere

Moderatör: SüperMod

HAYATA DAİR DİPNOTLAR…

Mesajgönderen melonbye » 25 May 2009 18:25

HAYATA DAİR DİPNOTLAR…

Yüreğimi eğitmeyi öğreniyorum... Talep etmemeyi, nefesi derinden alıp-dışa vermemeyi,yürümesini öğreniyorum düşe kalka...canım acısa da belli etmemeyi,gerçekleştirmemeyi öğreniyorum düşlerimi...Geriye itip bastırabilmeyi,
Rüyalarımdaki acıları yaşamamayı,çaresizlikden çare aramayı, gel gitlerden ders almayı, kaderimden isyanları çıkarmayı, hayatdan ders almayı öğreniyorum.
Kaderimdeki son umudu bile ümitle bekliyorum, yaşıyorum hayatı canım dayanmasa bile sonuna kadar sorgulamadan yaşıyorum, keşkelerden kaçıyorum, tüm aşklarımdan uzak duruyorum, belki gelecek ümidiyle beklemiyorum. Hayatımı temize çekiyorum.
Hayatı bana verebildikleriyle yaşıyorum sanmayın… Bir gün olabilecekleri hayal ediyorum. Korkmuyorum aslında sevmekten, yaşamın bır ucunda onu yakalamak, onu yaşamak. Sıcacık yurekte onu bulmak…
Evet,evet en zor olanı bu.
Yüreğime diyorum ki, herşeyden öte ne var? Neler yaşadın, gördün, kimler kırdı seni, üzdü seni, kaç kere aldandın, aldatıldın, kaç kere kaderine terk edildin…
Kimler seni senden aldı götürdü…
Evet hayat bak yine düştük dipsiz kuyulara kimler gelip kurtarcak burdan beni söyle…
İçimdeki yaşam sevinci hayatı yaşanır kılmasa hayat sana yenilcem ama bunun için çok bekliyeceksin.. Ellerim ayaklarım olmasa bile sana tutunacak bır yol bulurum her zaman, biliyorum hayatı,yaşıyorum. Herşeyi tüm gücümle herşeye rağmen, hüzünler, belalar, göz yaşları korkutmaz beni…
İçimdeki yasam sevinci yaşatır beni bu dünyada..

Hala vakit varken tadını çıkarmak var…

VOLKAN GÜNGÖR
1
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Melonbye ile 366. Gün

Mesajgönderen melonbye » 25 May 2009 18:30

AŞK IN HALLERİ...

Dostlarıma ve sevgililerime hitaben:
Aşkın tarifi askın dile gelmiş manalarından çok uzaktı damarlarımda ki kanımın renginde, kalbimin atışında ve gündelik yaşamımda ki soluk alıp vermelerimde
Rüyalarımda ki sızlanışlarımda, serzenişlerimde ve hayallerimde ki yaşantılardan çok farklıydı aşk…
Aşk bana alışa gelmiş durumların, yaşanmışların ve bilinenlerin çok dışında en farklı haliyle geldi…
Bilmezdim bilemezdim aşk ın bu halini
Önce usul usul, gizli gizli sindi içime toprağın suya hasreti gibi susuzluğumu umursamazlığımı ve yalnızlığımı alıverdi ve yerine…
Aklın ve Kalbin ş halini koyuverdi ansızın, içime. usul usul ve öyle bir büyü dükü anlayamadım olup bitenleri hiç sorgulayamadan olduğu gibi yaşadım korkmadan yılmadan yıldırmadan her şeye ve herkese rağmen
Önce benleri verdim sonra beni ben yapan tüm değerleri hiç düşünmeden sorgulamadan olduğu gibi verdim…
Tüm yaşanmışlıkların aksine sıra dışı olanı, yaşanmamışları yaşadım…
Gecenin sen dediği yağmurun sen dediği benim sen dediğimde. Yalnızlığımla baş başa kalıp, adını boş duvarlara silinmez kalemlerle kazıdım.
Sonra aşkın bir başka halini tanıdım ve yaşadım. Bu her şeyin özetiydi.
Ve tam manasıyla aşkın en yalın, en saf, en berrak hali di. tüm olup bitenlerin aksine fedakâr iyimser ve gerçekçiydi aşkın bu hali.
Bana yaşamamışlıkların ve yaşanabileceklerin en mutlusunu en özelini ve ben olanını sundu…
Hoş geldin bana iyi ki geldin aşkın V hali… :gul: :gul:
Seni ve seni sen yapan her şeyi ,seni senden çok seviyorum…
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

TÜRK UN TARIFİ ....

Mesajgönderen melonbye » 25 May 2009 18:36

Öğrenmişliklerimiz mi yoksa alışkanlıklarımız hayatımıza yön veriyor…
8 yaşında başlıyoruz:
Türküm, doğruyum, çalışkanım
Yasam küçükleri korumak, büyükleri saymak…
5yıl boyu haftanın 5günü öğretiyor muyuz yoksa alıştırmaya çalışıyoruz…
Aslında herkes kadar felsefe yapıp tarihten bir küble sunabilirim…
Biz neyiz, nerden nasıl geldik, nasıldık…
Yukardaki sorular uzayıp gider benim asıl derdim gerçekten biz barbar mıyız?
Orta Asya dan göç edip üç kıtaya hâkim olup birçok medeniyetle burun buruna, iç içe girmiş, bir şekilde bu zamana gelmiş olmamız
En kısa yönden tarifi bu olsa gerek tarihi geçmişimizin bizlerin
Darvin haklımıydı yoksa değ ilmiydi konusu yıllardır tartışılırken yoksa Darvin e doğrumu gidiyoruz olmamız bilinmez bir gerçek olabilir aslında… Ama bizim barbarlığımız konusu da tartışma konusu dışında kalamazdı. Seçim gölgesi altında kalan zamanda
Barbarlığın kelime anlamı, tarihi anlamı, mecaz anlamını anlatmaya zamanım yetmez…
Çalmada, çırpmada, el koymada, yalanlamada, kendimize mal etmede, hırs ve entrikada var mı üstümüze acaba…
Radikal İslamcı, ılımcıl İslam… islamın tüm türevlerini ürettik fikir barbarlığında varoşların, köşe başların fikirlerini, yaşamlarını elde etmek için.
Atalarımızdan kalan miras mı bunlar yarınlara devir edeceğimiz yoksa.
Atların üstünde diyar diyar dolaşan, avlanan, savaşan, var olmaya çalışan bir ırktan geriye neler kaldı. Acaba yağmalamaktan, el koymaktan başka…
Bu muydu bunlar mıydı bizleri göçebelikten vazgeçtirip yerleşik hayata geçmemizi sağlayan
Bu muydu gök tanrıdan aydan sudan vazgeçirip hoşgörüyü, doğru olanı, dürüst olmayı adaletli davranmayı seçtiren…
Çağdaşlık Darvin ile bir tutulduğu sürece İslam molların cemaatlerin elinde yön değiştirdikçe var olmanın alışkanlıklarımızın, öğrenmişliklerimiz farkına varmadan barbarca yaşamaya devam edeceğiz.
Ve birileri ah şu çılgın Türkler dedikçe sırtımız sıvazlanmış göğsümüz kabarmış gibi olacak ve kendimizi muhteşem hissedeceğiz. Ama iş barbarlığa gelince ipin ucu kaçmış oluveriyor nedense.
Molların ülkesi İran, şehlerin ülkesi Arabistan, lortların ülkesi İngiltere, zencilerin ülkesi Amerika, yamyamların ülkesi… Diye sıralarken acaba biz neyin ülkesiyiz…
VOLKAN GÜNGÖR :? :? :?
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

hyt ve yşanmışlıklar...

Mesajgönderen melonbye » 25 May 2009 18:40

Hayat yaşanmışlıkları sorgulama, yaşanabilecek zannettiklerimizi hayal edebileceğimiz kadar karmaşık, süre celi ve göreceli kavgamız.
Yaşam olgusu, hayat kavgası ve kargaşaca sının içinde hep bir zümreye gruba klik veya cemaate mensup olma zorunluluğumuz olmuştur hep.
Bu kavramlara ve topluluk adlarına bakıp ta karar verme şansımız hiç olmamıştır hiçbir zaman. İçlerinde var olup harmanlanıp toplumun bir parçası bir bireyi oluverirsiniz zamanla içten içe.
Suyun toprağa olan hasreti gibi var olup biti verirsiniz bu topluluklarda. Gününüz anınız Sevgileriniz nefretleriniz paylaşımlarınız… Sizi siz yapan her şey kaynağını buradan alır usul usul ansızın ve ruhunuzu okşar gibi işler size.
Kişiliğinizi, karakterinizi oluşturur şekillendirir. Size sosyal roller sosyal statüler yükleyerek hayatta var olmanızı sağlar.
Bu sosyal gruplar roller içersinde hep bir etkileşim ve iletişim her zaman olmuştur. Felsefede sosyolojide mantık ta hatta tarihte yer almıştır bu sosyal olaylar, sosyal olgular ve bunların kaynağını temelini oluşturmuştur.
İnsanoğlunun yapacakları, hayal ettikleri ile sınırlıdır. Arthur C. Clarke

Şanssızlığa katlanabiliriz, çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır. Oscar wilde

Eğer hayatta başarılı olmak A ise, A = x artı y artı z’dir.X çalışmak,y rol yapmak,z çeneyi kapalı tutmak. Einstein

Bunlar sadece hayallerimizle, hayatta ki başarılı olma yolları ve hayatta ki hatalarımızla ilgili yaşanmış denenmiş tecrübelerden bir kaçı.
Hayatı basite indirgemek onu yok saymak ve oyunu kurallarına göre oynamadıkça Acı çekmek ölmekten daha büyük cesaret isteyecektir. Ve bu kural ve kuram bizim var oluşumuzda hep var olmuştur.
Hayat, acı, tecrübe, başarı, hayal etmek, hata yapmak, bu kavramlar bizler var olduğumuz sürece bizlerle etkileşim ve iletişim içinde var olacak. ve bizler ömrümüz boyunca bunları yaşayıp yaşamayıp, tadıp tatmayıp arasında git gel ler yaşayıp onlar hakkında yorum yapıp onları besleyeceğiz.
İşte hayatın ve var oluşun nedeni sebepleri ve doğurduğu sonuçların meyvesidir bunlar.
İnsan eşittir …
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Melonbye ile 366. Gün

Mesajgönderen melonbye » 26 May 2009 16:40

yaşam engeli...

Yaşamak, engelli bir koşudur. Bu koşu içerisinde önümüze birçok engel çıkar. Trafik kazaları ise, bu engellerin en büyüklerinden biridir. Sorumsuzluk, dikkatsizlik ve duyarsızlık sonucu oluşan kazalar bazen yok eder, bazen de kişileri engelli bırakır. Ve bu korkunç kazalar, hep bir yere, bir insana veya bir nesneye bağımlı yaşamak zorunluluğu getirir. Zorunluluk ve zorluk yaşam koşusundan dışlamak için her şeyi yapar. Oysa koşu son nefese kadar devam eder; derinlere doğru yol almak ya da bir noktaya takılı kalmak sizin elinizdedir.

Kimileri engelli, kimileri özürlü, kimileri ise de sakat diyor bizlere. Adı konulmamış sahipsiz, cami kenarına konulmuş çocuklar gibi… Yakıştırmalar benzetmeler yapılıyor. Ve bunlar olmuyor yanlış kesinlikle içimize sinmiyor ve kabullenemiyoruz bunları.
Ateş düştüğü yeri yakar, düşenin dostu olmaz, büyük dağın büyük dumanı olur… Kimse başına gelmedikçe anlayamaz illa yaşamak mı gerekir gibilerinden mi olmalı yaşadıklarımız.
Dertlerimiz, hastalıklarımız, çaresizliklerimiz, umutsuzluklarımız… Yapmayın lütfen

Hastalığımızın daha toplumdaki yeri bile belli değil iken bizler sizlerden anlayış, şefkat, sadakat… Bekliyoruz ama asla acıma değil… Bu bir bekleyiş bunun kesinlikle bilinmesi gerekir. Dilenme değil yakarış hiçte değil sadece isteğimiz sizlerden. Peki, bunu verebilecek misiniz bizlere. Bunu epey düşünmek gerekiyor biraz değil galiba.
Her şeyin sonu olduğu gibi düşlerimiz inde sonu var elbet. Kim var aranızda bizlere bakıp ibret alıp doğruyu bulan, sapkınlıklardan uzaklaşan gerçekleri yaşayan her şey için şükür eden rabbimin verdikleri için doğru yolu seçen.

Unutmayın istiyorum, istiyoruz, bizlerde sizlerden biriyiz ve bir zamanlar aktif olan uzuvlarımızın yerine getiremediği görevlerden dolayı, faklı muamele görmek ve acınmak ne hercihimiz nede yazgımız olmalı. Düşünün bir kere bu engelli bir öğretmen, bir zamanlar çocuklarını emanet ettiğin, geleceğini eline verdiğin, güvendiğin bir öğretmen. Belki bir doktor, belki bir usta, belki bir terzi yani bir zamanlar eğitimi ile emeği ile ustalığı ile saygı duyduğun, gördüğün bazende birşeyler almak istediğin bir insan. Peki şimdi faklı gördüğün nedir, nedir onu çaresiz gördüğün, aklınımı yitirmiş, mesleğiimi unutmuş, sana ayakta verebildiklerini, oturarak vermiyormu. Neden, yoksa o oturduktan sonra sormadınmı aynı soruları cevabı nasıl olsa bilmiyordur diye önyargılı. Lütfen bu önyargıyı bırakın, karşında duran insan senden faklı değil, affınıza sığınarak, bunu göremeyecek kadar kör olmak da bir çeşit hastalık sanırım, ben adını koyamadım, siz bulabildiyseniz bilemem.

Benim, bizim tek bildiğimiz bizler ayakta ikende, kalem tutarken de, işitiyor konuşuyorkende aynı insandık, neden dostlar, bakışlar değişsin ki, bu ne, sitem ne, yalvarış, uyuyanların uyanmasını dileyiş diyelim. Bakarken kör, düşündüğünü sanıp cahillik edenleri uykularından uyandırış, Biz her zaman ki gibi burdayız, bundan ötesi var mı, iki dakikka düşün ve su sürenin sonunda karşında görebildiğin yürüyemediği halde ayakta duran bir insansa, eli olmadığı halde elini sıkan bir insansa ne mutlu sana ne mutlu bize...

Ben, bizler hala aynı insanız, herkes gibi beklentileri olan, yaşama bağlı, gelecek hayalleri ile dolu. Ya uyan gör, yada çekil yolumuzdan. Bir engele daha ihtiyacımız yok..
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Demokrasi ve güç

Mesajgönderen melonbye » 26 May 2009 16:43

Demokrasi ve güç

Evet, fizik de varolan bir kavramın hayatın içinde de kabul edilebilirliği tartışılabilir…
Ve bu kavramın geçerliliği de başka bir konu.. O yüzden hayatın içinde kavramlar bazen elimizde tutamadığımız ve isteğimiz dışında gelişenlere yön verir…ve adil olmayan bu hayat döngüsünü gerçekleştirir.
Biz kabul etmekte zorlansak da…
Kontrolsüz gücün güç olmalığı herkes tarafından kabul görünebilir bir kavram. Bu gücün tek bir kişinin yada kuruluşun, grubun tekelinde olması hayatımızı acaba ne kadar etkiler…
Karabük yıllardır bu acıyı bu durumun oluşturduğu fırsatsızlığı adil olmayan gerçekliği yaşıyor. Karabük acı çekiyor, kıvranıyor sanki kanserli bir hasta gibi şifa bekliyor. Karabük’ün içi kan ağlıyor. bu güç Karabük’e ne verdi, ne üretti ne fırsatı yarattı.
Koskoca bir hiçten başka.
İtirazı olan var mı.. Aksini ispatlayan var mı…
Bir Cumhuriyet Kenti olarak kurulmuş bir kent olan Karabük’te. Neredeydik? Neredeyiz ve nereye gideceğiz? Bu gücü acaba bir bilen var mı..
Demokrasi, insanlara kişisel özgürlüklerinin yanında seçme ve seçilme hakkını da tanıyor…
Ve demokrasi de insanlar hakettiği gibi yaşadığı bir başka kavram…
Ama ben Karabük’te bu şekilde yaşamak istemiyorum…Ben bunu haketmiyorum.
Biri bana artık Karabük’te birşeylerin değişeceğini ve Karabük’ün yaşanabilir bir kent olacağını bir bilen varsa bir kavramla açıklasın…
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

bnm hyt hikaayeem

Mesajgönderen melonbye » 26 May 2009 16:44

Hayat bende varım…

13 nisan 2006 da yozgatın şefaatlı ilçesinde ikinci bir hayata başladım belkide bana yeniden şans tanıdı başlangıç çok zordu canımı acıtıyor inciltiyordu içimden hergün birşeyler gidiyordu ve ben buna karşı koyamıyordum elim kolum bağlanmıştı.hayat oyununu oynamış adilsizliğini göstermişti.
Alışmak hayata karşı koymak onun içinden biri olmak için sana acıyan gözlerle bakanlara hayata ve herseye ragmen ben burdayım demek ..işte bu yurek ısteyen güç isteyen sabır isteyen bir ilahi bir mucizeydi zordu ama imkansız değildi sonuçta burdayım haykırarak eyy hayat bende varım diyorum.
Bugün engellı bır bırey olarak bırcok zorluklarla karsılasıyorum. Karabükde hazır yerel seçimler yaklasmışken degınmek ifade etmek guzel olur dedım
Engellilik konusu temelde bir insan hakları sorunu olarak ortaya çıkmıştır. Diğer insanlar gibi özürlü bireyler de özür türü ve derecesi ne olursa olsun insan onuruna yaraşır yaşam sürdürme hakkına sahiptir. Bunun için buna duyarlı herkesin amacı, özürlü bireyleri destekleyerek çalışan, üreten bireyler olarak topluma kazandırmak olmalıdır.Engelli vatandaşlarımıza sahip çıkmak onların sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak ve yaşamlarını kolaylaştırıcı önlemler almak insanlık görevi olduğu gibi vazgeçilemez toplumsal sorumluluklarımızdandır. Tüm insanlarıyla el ele verip kaynaşmayan, engellileri için yaşamı kolaylaştırmayan, onlara gereksinim duydukları koşulları hazırlamayan toplumlarda uyumdan söz edilemez.
Varmı bunlar karabükde olacak mı ne zaman kımler bıze bu destekleri vercek arkamızda olcak…bizide görcekler bızı bulundugumuz kuyudan dıpsız koselerden cıkarıp hayatdan asımıle edılmıyecek ozgur bır bırey yaratacak ve uygun ortamlar ımkanlar…saglıyacak
Bınlerce engellının oldugu karabukde yerel hak esnaf sıvıl toplum kurulusları beledıye lutfen bızlerıde gorun bu iş tekerleklı sandalye ramazan yardımıyla bırtek otobusle ewde bakım maasıyla bıtmıyor bu işin manevı boyuta war…
Bıze acımayın lutfen bızım için bızı sızden bırı yapacak tesıslere ıhtıyacımız var bıze balık degıl balık tutmayı bıze bılgıyı degıl ögrenmeyi ögretin bizim için hergun sehrımızde olmadıgı için zor sartlarla tedavi olmak şifa bulmak için ankaraya boluya kastamonuya gıtmektedır fızık tedavı rehabılıtasyon merkezı ve iş ugraş atölyesi için faalıyetde bulunun bunun önemını engellı olunca anlamayın unutmayın her bırey bır engellı adayıdır…engellılıgımızı engellemeyın lutfen…

Hala vakıt varken hayatın tadını çıkarmak var
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

gry ne kaldı...???

Mesajgönderen melonbye » 26 May 2009 16:46

Ne kaldı..

Yeniden hoş geldin hayatıma mutluluk acı,huzun,gözyaşı,keder hayata daır herne varsa hoşgeldınız…
Hasret çektik acı çektik ayrı düştük alıştık kıvrandık alay ettık kendimizle,aynalarla konuştuk razı geldik ve en sonunda görmemezlıkten geldık…kactıkk hayatdan kosar adımlarla ama nereye kadar..şizofren bakışlarla bıle kabul ettık hayatı .başka çaremiz varmıydı elımızde
Suya türkuler ,şiire gazeller yaktıkk ne için kım için hep sorguladık hep eleştırdık kabullenmemeye çalıştık sonuç ,elimizde hep yıtıp bıtırıp tukettıklerımızden arda kalanlardan baska neydi….hayatdan bıze kalan???tamam hayat adil değil!!ama bu oyunu kuralına gore oynamak da gereklı ayakta kalmak ıstıyorsak
Varmıydı sewdıklerımız için köşede ayırdığımız,sakladığımız bırkaç kırıntılı göz yaşı…
Hani her basarısızlıklarımızın ardından care olarak kullandıgımız.susup oturup kabul etmekten baska care bulamadıgımız anlarda sozcuklerın yerıni alan…hayatda
Hayallerden wazgecıp halısınasyonlarda yasıyoruz hayatı kıymetını degerını bılmeden acaba kım verebılecek yıtırıp acımadan tukettıklerımızı…keskelerde mı yasıyacagız hep
Keske dıyıp basımızı vuracak duwar aramatansa belkıde kabullenmek hayatı oldugu gıbı yasamak…onun bıze werdıkleryle yetınmemek.aglayıp susmaktansa haykırmak baskaldırmak..gıdenlerın ardından bakıpda boşvermek dolu gözlerle olsa bile..
Hayata bende varım burdayım dıyebılmek tatlı bır tebessumle…onunla bas edebılmeyı ögrenmek dir.yasama daır herne varsa hayatda mutlu umutlu kılan belkıde hayatın içindekı kucuk mutluluk…gülümseyerek bende varım dıyebılmek tum cesaretınle gucunle…
Evet bende varım…

Mutluluk...

Yeniden hoş geldin hayatıma mutluluk, Zaten hiç gitmemişsin ki, saklanmışsın sadece...

Neden saklandın, neden korkuttun beni asla dönmeyeceksin sanmıştım. Sende haklısın; sen içimde iken, ben seni başka yerlerde aramışım, çoğumuzun hatası bu değilmidir aslında...

Bugüne kadar, hasret çektik, ayrı düştük, acı çektik, alıştık sandık, kıvrandık, hayatımızın beğenmediğimiz kısmının nedenlerini düşünürken kendimizi suçladık, birilerini, olayları suçladık, aynalarla konuştuk, bazen razı geldik bazen de görmemezlikten geldik yada görmemezlikten gelmeye çalıştık. Kaçtık hayattan, hayatın bize uygun gördüğü süreci yaşamaktan. Koşar adımlarla ve faklı arayışlarla, ama nereye kadar...

Bazen, suya türküler, şiirler, gazeller yaktık ne için, kim için, hep sorguladık hep eleştirdik kabullenmemeye çalıştık, sonuç.... elimizde hep tukettiklerimizden arda kalanlar.. Hayattan bıze kalan... tamam hayat adil değil... ama bu oyunun kurallarını bilmek gerek, ayakta kalmanın olaylara, nesnelere, yada kişilere bağlı olmadığını bilmek gerek... Ayakta kalmak ne demek.. bence, mutlu yaşamak demek, aramadan, içinde olduğunu bilerek...

Keske deyip, basımızı vuracak duvar aramatansa belkide kabullenmek hayatı bize verdikleri ile, olduğu gibi, gerçekleşmemiş hayallerin, gidenlerin ardından, bakıpta, boşvermek, mutluluk benim diyebilmektir dolu gözlerle de olsa...

İşte o zaman ardında bıraktıklarınla değil, yeni umutlarınla, hayatta bende varım burdayım, diyebilmeksin tatlı bir tebessumle… Yaşama dair her ne varsa seni hayatta mutlu, umutlu kılan, belkide onların kaynağının kendi içinden gelen yansımalar olduğunu göreceksin...

Yine, yeniden seni gördüğüme sevindim ve sayende yine, hayata gülümseyerek bende varım, evet bende varım diyorum....
Hala vakıt vaken tadını çıkarmak var…
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

sakinim ve sessizim ...

Mesajgönderen melonbye » 26 May 2009 16:48

Sakinim biraz sessiz
Ama yorgun değilim hiç çaresiz
Üzülmedim geçen senelere

Her yaşın ayrı güzelliği var bilirim

Çılgınlar gibi sevdim kaç kere
Acımam ben aşka dayanırım
Yol verdim beni üzen aşklara
Ben inan üzülmeden bırakırım

Çoğu gitti azı kaldı
Kimi gördün izi kaldı
Hayatın ucundan yakalarsan bırakma
O seni nasıl olsa bırakır unutma

Hayatın cilvesinin ince nüktelerde yattığını, ansızın ve savunmasızca benliğinize giriverip sizden bir şeyler kopardığını anlamak ve çaresizce bir şeylerden medet ummak…
Şizofren bakışlarda acınası bir halde yüzüme tokat gibi geliverdi çaresizce savunmasızca benliğime
Sessizim, üzgün ve çaresizliğim geçip giden yıllarda içime sinerken yaşadım her yaşta ayrı bir güzelliği saf ve temiz aldanışlarda sonucunu bilerek.
Sevdim, sevildim unuttum unutuldum, yol verdim iyi olsunlar sağ olsunlar benden uzak olsunlar dedim eski aşklarıma.
Bakmadım bakamadım çekip giderlerken arkama…
Her seferinde bu son olsun diyerek yeniden başladım soluk alıp vermelere hayatın kıyısında var olmanın acısı içersinde
Acıyı tenimde değil içimde yüreğimde aldanışı aldatılmaları beynimin kıvrımlarında bile bile hissettim ve yaşadım
Şarkılarda gecelerde kuytu köşelerde sinmeden içimdeki benleri toplayı verdim yeniden ben olayım ayağa kalkıver eğim diye…
Birkaç gözyaşı salkıyıverdim değer verdiklerime vereyim diye kalan kırıntıların arasında…
Evet, bugün yaşanmışlıkları sorgulama günü…
Elde kalanlarla ayağa kalkıp tekrar, korkmadan, umursamadan hayata tutunarak ondan istediklerini almak… Onun verdikleriyle yetinmeyip daha iyisini daha güzelini yaşamak hiçte hayal değil. Yaşanası bilir bir gerçek
Her sonun yeni başlangıcı bu…
Hayat sevgi aşk kimseye altın tepside gelmiyor…
İsteyin yılmayın, korkmayın, bilin ve görün sizi mutlu edecekleri…
Birkaç gözyaşı akıttım içime kimsesizce sakince bu şarkıyla ve teşekkürler deniz seki ye bana bunları hissettirdiği yazdırttığı için
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Melonbye ile 366. Gün

Mesajgönderen melonbye » 26 May 2009 16:50

sorgulanmamış ve yaşanmamış...

Kısır döngü içersinde olan bir fikir bir oluşum kendini var eden veya oluşturan ideallerden vazgeçebilir mi?
Fikirler, idealler, hayaller, planlar… Tek bir sebebe, nedene bağlanabilir mi?
Olayların olguların sonuçları sosyolojik, psikolojik… Gibi evrimsel teorilere bağlanabilir mi?
Aslında soruların kökenine bakarsanız özünde insan ve insanoğlunun etkileşimleri ve oluşumları ve bunların ortaya çıkardığı sonuçlar yatıyor. İnsanın olduğu her yerde her konuda oluşumda paylaşımda üretimde ve tüketimde… Her zaman sebepler nedenler sonuçlar sorular yer aldığı gibi imkânsızlıklar hırslar intikamlar sevinçler yanı sıra hüzünlerin çarelerin buluşların… Yer aldığı göz ardı edilemez.
Kapatın gözlerinizi hayal edin iyiyi güzeli sizi mutlu huzurlu mutlu umutlu yapanı hayal edin.
Bu bir sevgili bir eş bir iş ya da bir tatil veya bir araba… Hayal edin …
İşte bu kadar eğer sahip değilseniz bunlara beklide sadece hayallerde umutlarda sahip olacaksınız…
Umut hayal tacirliğinden öte değil belki yaşamaya değer bulduklarımız, anlam verdiklerimiz ama şu bir gerçek
“eğer hayatınızdan daha çok değer verdiğiniz biri yoksa hayatınızda
O zaman hayatınızın da bir değeri bir anlamı yoktur”
Ve “sorgulanmamış bir hayat bir anlamı olmayan yaşamdır” veya "Sorgulanmayan bir hayat yaşamaya değmez." Sokrates... Dediği gibi
Olmalı yaşantılarımız dünyada ki duruşumuz ve yaşam felsefemiz…
Ve cevaplarımı arıyorsunuz aynalara bakın cevabı onlar verecektir sizlere…
Kullanıcı avatarı
melonbye
Bilgisiz Üye
Bilgisiz Üye
 
Mesajlar: 20
Resimler: 1
Yaş: 29
Kayıt: 16 May 2009 19:00
Teşekkür edildi: 1
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Sonraki

Dön Engelli Dostlarımız

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron