Zaman: 30 Tem 2010 3:34

Yazım Kuralları

Divan Edebiyatı,Klasik Türk Edebiyatı ve Düz Yazılar Örneklerini Bulabileceğiniz,Paylaşabileceğiniz Bölümdür.

Moderatör: SüperMod

Forum kuralları
Mesaj Panosu Kullanım Kuralları.

Burada yazmak istediğiniz düz yazı,deneme,roman vs. ne varsa bizimle paylaşabilirsiniz...

Dikkat etmemiz gereken hususlar; alıntı yapıyorsak alıntı olduğunu ve mümkünse nereden alıntı yaptığımızı belirtelim.
Bir başkasının eserini sanki kendimizin gibi yazmayalım...

Yazım Kuralları

Mesajgönderen baharyeli » 10 May 2006 14:13

Nasıl yazacağım?
Yazmaya başlarken bunu sorarız kendi kendimize. Çok basit kurallar, iyi yazmanızı sağlar. En azından yazdıklarınızın iyi görünmesini, iyi okunmasını sağlar. Bu iyi okunma ve görünme, kuşkusuz içerikle ilgili değil. Burada kastedilen biçimsellik. Yazarken biçimle ilgili uymamız gereken belli başlı bazı kurallar var. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

BUNLARI YAPIN

Mutlaka sık sık paragraf yapın. Paragrafsız bir yazı upuzun ve ürkütücü bir duvara benzer. Böyle bir duvarı kimse görmek istemez. Yazınızı da kimse okumak istemez.

Her noktalama işaretinden sonra, (yani virgül, nokta, üst üste iki nokta, soru ve ünlem işaretleri gibi) bir boşluk (yani espas) bırakın. Bunu yapmazsanız cümleleriniz ve sözcükleriniz karmakarışık bir koyun sürüsüne benzer. Hiç birini diğerinden ayıramazsınız.

Ne kadar sade yazarsanız o kadar güzel görüneceğinden emin olun. Yani mümkün olduğu kadar az noktalama işareti kullanın. Gereksiz tırnaklardan, parantezlerden, çizgilerden, şapkalardan kaçının. Noktalama işaretlerini sadece gerektiğinde ve zorunlu olduğunuzda kullanın ki onların da kıymeti bilinsin.

İmla kurallarına mutlaka uyun. O kurallar dilin birliğini ve düzenini sağlar. Yazdıklarınızın okuyan herkes tarafından anlaşılmasını sağlar. Bilmediğiniz bir imla kuralı olursa diye, yanınızda bir "imla kılavuzu" bulundurmanız sizi küçük düşürmez.

Kısa cümleler okunma açısından büyük avantaj sağlar. Tamam, uzun cümleler kurup ne kadar usta yazar olduğunuzu göstermek isteyebilirsiniz. Ama art arda sıralanmış onlarca sözcüğün insan beynine anlamlı bir mesaj göndermesi, birkaç sözcüğün göndermesinden daha zordur.

Artık çoğumuz bilgisayarlarda, klavyeleri kullanarak yazıyoruz. Yazı büyüklüğünüzün (yani punto) ve yazı karakterinizin (yani font), kullandığınız dile uygun olmasına özen gösterin. Çok küçük de olmasınlar, çok büyük de. Unutmayın yazınız binlerce bilgisayarda açılacak. Her yerde aynı düzenlilikte görünmesi, sık kullanılan yazı tipleri (font) ve normal ölçülerde bir punto seçmenizle mümkün olabilir.

Boşluklar çok önemlidir. Yukarıda her noktalama işaretinden sonra boşluk bırakmanız önerildi. Yazınızın bütününün biçimsel olarak sıcak görünmesi için, yanlardan, alt ve üstten de uygun boşluklar bırakmalısınız. Derli toplu bir görüntü, karmaşa karşısından her zaman avantajlıdır.

Yazıda bazı durumlarda başlık (yani belirleyici, vurgulayıcı sözcük ya da sözcükler) kullanırız. Bunların dikkat çekmesi için yazının bütününden farklı bir font ve punto ile yazılmaları gerekir.

DOĞRU SÖZCÜKLER


İmla kurallarına mutlaka uymalısınız. Türkçe’de bazı sözcükler söyleniÅŸlerindeki kolaylık ve alışkanlığın yazı diline de yansıması sonucu yanlış yazılıyor. Bunları yaparsanız, yazınızı okuyan sizin için “acemi” diye düşünür. “Acemi” bir yazar olarak adlandırılmamak için ÅŸu sözcüklerin yazılışına mutlaka dikkat edin:

Yanlız değil yalnız yazmalısınız

Yalnış değil yanlış yazmalısınız

Çünki değil çünkü yazmalısınız

Herkez değil herkes yazmalısınız

Kurdela değil kurdele yazmalısınız

Meyva değil meyve yazmalısınız

Makina değil makine yazmalısınız

Sarımsak değil sarmısak yazmalısınız (Kaynak TDK Türkçe Sözlük)

Fasulya değil fasulye yazmalısınız

Ambülans değil ambulans yazmalısınız

Akedemi değil akademi yazmalısınız

Deklerasyon deÄŸil deklarasyon

Papuç değil pabuç yazmalısınız

Otobos değil otobüs yazmalısınız

Orjinal değil orijinal yazmalısınız

Konservatuar değil konservatuvar yazmalısınız

Alimünyum ya da aliminyum değil alüminyum yazmalısınız

Sovan değil soğan yazmalısınız

Kapora değil kaparo yazmalısınız

Prosedir değil prosedür yazmalısınız

traş ve heykeltraş değil tıraş ve heykeltıraş yazmalısınız

dokuman değil doküman yazmalısınız

Labaratuvar veya labaratuar değil laboratuvar yazmalısınız

Acenta değil acente yazmalısınız




ESPAS


İmla kurallarımızın en çok ihlal edilenlerinden ya da yanlış kullanılanlarından biri ayrı yazılması gereken eklerin bir türlü yazılmamasıdır. Dahi (üsteleme) anlamına gelen de’ler, da’lar ve ki’ler kullanıldıkları sözcükten bir boÅŸlukla (espas) ayrılır. Yani “Ben de geleceÄŸim” yazmalısınız. “Bende geleceÄŸim” yazarsanız yanlış olur. “Ben de” deki bu de eki dahi anlamındadır. “Öyle sevdim ki, kimse inanamadı” yazmalısınız. “Öyle sevdimki kimse inanamadı” yazarsanız yanlış olur.

Soru ekleri de baÄŸlı oldukları sözcükten bir boÅŸlukla ayrılır. Bu ekler mi, mı, mu ÅŸeklinde olabilir. Yani şöyle: “Ben de geleyim mi?” Burada “mi” bir soru ekidir. Yapayım mı, seveyim mi... Gibi...

ÜNLÜ VE ÜNSÜZLER


Türkçe’de bazı harflere ünlü, bazılarına ünsüz denir. Sesli ve sessiz harfler tanımı da kullanılır. Sesli harfler a, e, i, ı, o, ö, u, ü’dür. Sessiz harfler ise kalan 21 harf. Sessiz harfler kendi aralarında "sert" ve "yumuÅŸak sessiz" olarak ayrılırlar. f, ç, h, p, k, s, ÅŸ, t sert sessiz harflerdir. Kalan sessizler ise "yumuÅŸak sessiz". Sert sessizlerle biten sözcüklere bir ek yapılacaksa, bu ek de mutlaka sert sesiz bir harfle baÅŸlamak zorundadır. ÖrneÄŸin “otobüsdeki” sözcüğü yanlıştır. Çünkü otobüs'ün son harfi s sert sessizdir. Bu nedenle de ekinin "te" ÅŸeklinde kullanılması gerekir. Yani doÄŸrusu “otobüsteki”. Peki, sert ve yumuÅŸak sessizleri nasıl ayıracağız? KullanabileceÄŸiniz en basit yöntem “FISTIKÇI ÅžAHAP” yöntemidir. Bu iki sözcükteki sesli harfleri çıkarın. Yani I’ları ve A’ları. Kalan harflerin tümü sert sessizlerdir. EÄŸer ekleyeceÄŸiniz sözcüğün son harfi fıstıkçışahap’ı oluÅŸturan sessizler arasında varsa, ek de sert sessizlerden, yani fıstıkçışahap içindeki harflerden (f. s, t, k, ç, ÅŸ, h , p) biri ile baÅŸlamalıdır.

ŞAPKA VE ÜNLEM


Åžapka inceltme ya da uzatma iÅŸaretidir. Bazı sesli harflerin üzerine konur. A, u, i gibi. Amacı, bu harfin uzatılarak ya da iki taneymiÅŸ gibi okunması gerektiÄŸini göstermektir. Yani ÅŸapkalı bir a harfi gördüğünüzde bunu aa gibi okursunuz. Türkçe’ye özellikle Arapça ve Farsça dillerinden giren sözcüklerdeki anlam karışıklığını önlemek amacıyla uzatma iÅŸareti kullanmak gerekiyor. Hala yazdığınızda bu sözcüğün babanın kız kardeÅŸini kastettiÄŸi anlaşılır. Ama hâlâ yazarsanız bu devam eden, süregelen, devam etmekte olan anlamındadır. Aynı ÅŸekilde kar yazarsanız, meteorolojik bir olay anlaşılır. Kazanmak, çoÄŸaltmak, artırmak anlamına gelen kâr’ı kastediyorsanız kâr yazmalısınız. Uçurum anlamındaki yar ile sevgili anlamındaki yâr’i de bir ÅŸapka ayırır. Genel kural olarak ÅŸapka bu üç sözcükte kullanılır. Çünkü hala ile hâlâ'yı, kar ile kâr'ı, yar ile yâr’i birbirinden ayırmak gerekir. Ama örneÄŸin reklam yazarken ÅŸapkalı da yazsanız, ÅŸapkasız da o sözcüğün reklam olduÄŸu anlaşılır. Yazının sade olması bakımından gereksiz ve sık ÅŸapka kullanılmaması yerindedir. Yazıyı illa "süslemek" istiyorsanız kullanın.

Yine yazının sadeliği, kolay okunması bakımından sık sık ünlem işareti (!) ve soru işareti (?) kullanmak da gereksizdir. Kurduğunuz cümle zaten bir vurgu içermiyorsa siz sonuna istediğiniz kadar ünlem işareti koyun istediğiniz etkiyi sağlayamazsınız. Ama yeterli vurgu varsa, ünlem işareti koymaya bile gerek kalmaz.

ŞU HAİN EKLER


Özellikle yabancı sözcükler ve kısaltmalara yapılan eklerde hatalı kullanım çok yaygın. ÖrneÄŸin IMF kısaltmasına den, ye, nin benzeri ekler yapıldığında bu kısaltmanın orijinal okunuÅŸuna göre mi, yoksa Türkçe okunuÅŸuna göre mi ek yapılacağı kestirilemiyor. DoÄŸrusu eki Türkçe okunuÅŸuna göre yapmak. Yani IMF kısaltmasının son harfi "f" olduÄŸuna göre yapılacak ekin de bu yumuÅŸak sessiz harfe uygun olması gerekir. IMF’e (okunuÅŸ ÅŸekli orijinal ef’ten) yazılışı ya da söyleniÅŸi yanlıştır. DoÄŸrusu IMF’ye (okunuÅŸ ÅŸekli Türkçe fe) olmalı.

NE ZAMAN AYRI NE ZAMAN BİRLEŞİK ?


Türkçe’de 1980 döneminde baÅŸlayan ayrı mı yazmalı, birleÅŸik mi yazmalı konusundaki kaos hâlâ sürüyor. ÖrneÄŸin "karabahtım" mı yazılmalı, "kara bahtım" mı yazılmalı gibi. Bu tartışmanın temelinde sözünü ettiÄŸimiz dönemde ülkemizdeki dilbilimciler arasında ortaya çıkan "öztürkçe", "canlı ya da yaÅŸayan Türkçe" bölünmesi yatıyor. Öztürkçe’yi savunanlar genellikle birleÅŸik, "yaÅŸayan Türkçe"yi savunanlar ise ayrı yazımdan yanadır. Genel kural olarak, eÄŸer iki ayrı sözcük birleÅŸip yeni ve bambaÅŸka anlamlı bir sözcük oluÅŸturuyorsa birleÅŸik yazılmalıdır. ÖrneÄŸin, sivrisinek, anamuhalefet, karabasan, kardelen, tümdengelim, ortaokul, altyapı, üstgeçit, karadelik gibi...

GELİYİM Mİ, GELEYİM Mİ ?


Sık yapılan yanlışlardan biri de bu. Yani soru eklerindeki ilgeçlerin (edatların) yanlış kullanımı. Geliyim mi, söyliyeyim mi, ağlıyayım mı, başlıyayım mı, yatırıyım mı demek ya da yazmak yanlıştır. Doğrusu geleyim mi, söyleyeyim mi, ağlayayım mı, başlayayım mı, yatırayım mı olmalı...

ŞİİR VE NOKTALAMA İŞARETLERİ


Sık yapılan bir başka hata şiirlerde dize sonlarında virgül kullanılması. Yapısı gereği şiirde bir dize ya bir cümledir ya da alt dizelerde tamamlanacak olan bir cümlenin parçasıdır. Bir cümle olması halinde dize sonuna virgül değil nokta konulur. Ki bu da şiirin görselliği, estetiği ve anlatım kaygısı bakımından illa gerekmez. Ustaların noktalama işareti kullanmadan yazdığı pek çok güzel şiir olduğunu hatırlayın. Bir cümlenin parçası olması halinde ise her dizenin sonuna virgül koymak, bir yandan anlamı karmaşıklaştırır, söylemi zayıflatır, bir yandan da görselliği içinden çıkılmaz hale getirir. Eğer şiirde bölünmüş bir cümleden oluşan birden çok dize varsa, anlamı zayıflatmamak, söylem kaybının önüne geçmek amacıyla virgül kullanılabilir. Ama "bu dize bitti, cümle bitmedi, alt dize ya da dizelerde sürüyor" mantığıyla her dize sonuna virgül koyarsanız estetiktek, içerikten ve okuma kolaylığından ödün vermiş olursunuz.

BOL NOKTA BOL HATA


Türkçe imla kılavuzunda "yan yana iki nokta" şeklinde bir noktalama işareti yok. Ama "yan yana üç nokta" Türkçe imlasında yer alan bir noktalama işareti. Bunu unutmayın. Milli edebiyat akımının ilk dönemlerinde Latin alfabesine geçişin karmaşası içinde kimi yazarların kullandığı "yan yana iki nokta" yanlışı kısa sürede düzeltildi. Çoğu zaman düzyazıda, özellikle şiirde yapılan bir başka nokta hatası "yan yana üçten çok nokta" ya da "sıralı nokta" koymak. "Sıralı noktalar", kural olarak, bir metinde "bilerek ya da eksik bilgilenme nedeniyle" atlanan veya çıkarılan bölümleri belirtmekte kullanılır. Ya da bir yazının içine herhangi bir metinden bir bölüm alındığında, alınan bölüm metnin başından değil başka bir yerinden başlıyorsa, bunu belirtmek için "sıralı nokta" kullanılır. Siz, şiir ya da düzyazınızdaki cümlelerin sonuna "anlamı ve söylemi güçlendirme" kaygısıyla "üçten fazla" noktayı sıralarsanız, ortaya çıkan anlam budur: Yani kastınızdan çok uzak ve tümüyle yanlış bir anlam.

NİDÂ'YI NÂDİM ETMEYİN


Nidâ, bildiğiniz gibi, ünlem işareti. Bu tür düşünce, duygu ve fikirleri içeren cümlerin sonlarında korku, şaşkınlık, hayret, üzüntü benzeri güçlü duyguları belirtmek için konulur. Bağırma, haykırma, isyan etme, zafer düzeyindeki bir sevinci belirtme gibi güçlü duguysallık ve şiddet içeriği bulunan cümleler de ünlem işaretiyle bitirilir. Bilinmeyen, belirlenemeyen, anlam verilemeyen durumların ifade edildiği cümlelerin sonuna bunu vurgulamak amacıyla yine ünlem işareti konulur.

Sık yapılan bir hata, ya da yanlış anlama nedeniyle başvurulan bir yöntem, bu tür cümlelerde güya anlamı güçlendirmek, vurguyu artırmak amacıyla art arda ünlem işaretinin kullanılması. Oysa art arda iki ya da üç ya da dört ya da daha fazla ünlem işareti Türkçe'nin noktalama işaretleri arasında yer almaz. Ünlem işareti bir kez kullanılır ve istenilen vurguyu yapar. Eğer cümleniz zaten doğuştan vurgusuzsa sizin art arda ünlem işareti koymanız onu ne güçlendirir ne de kurtarır. Olsa olsa zayıflığını iyice ortaya çıkarır. Bir yandan da bu kadar kalabalık "nidâ" bir "nidâ"yı "nâdim" eder. Yani üzer.

Åžimdilik bu kadar. Kolay gelsin.
15 Oca 1962 - 04 May 2007

Ölümsüz Editör! Seni hep yaşatacağız...

BİB®
Türk insanı para gibidir;
ışığa tut, içinde
Atatürk yoksa sahtedir.
Kullanıcı avatarı
baharyeli
Editör
Editör
 
Mesajlar: 17387
YaÅŸ:
Kayıt: 28 Ara 2004 11:59
Konum: Bursa
Teşekkür edildi: 68
Teşekkür alındı: 42 kere forum 30 Mesajlar

Mesajgönderen elma » 10 May 2006 15:08

"hanım" ve "bey" sözcüklerinin baş harflerinin cümlede bulunduğu konuma göre yazmak...

Yazımda kullanılar "hanım" ve "bey" sözcüklerinin ilk harflerini bulundukları konuma göre iki şekilde de yazabiliriz. Yani hem küçük hem de büyük harfle başlatmak mümkün.

1-) Eğer bu sözcükler cümle içinde önünde bir isimle beraber kullanılıyorsa kesinlikle büyük harfle başlarlar.

Ör: Muzaffer Bey, Hülya Hanım, Ekrem Bey, Hasan Bey, Cevriye Hanım ... gibi.

2-) Eğer bu sözcükler tek başına, yani bir isimle beraber kullanılmıyorsa her zaman küçük harfle yazılırlar.

Ör: Şu gelen hanım bizim komşu değil mi?
Akşam olunca beyler toplanıp tiyatro kursuna gidiyor.

ayrıca unutmamak gerekir ki buna gelecek ekler hiç bir zaman kesme işareti ile ayrılmaz. Yani birleşik yazılırlar.

Ör: Kadir Beyin evinde, ablası Teslime Hanımı ve komşusu Necmettin Beyi de gördüm.


ARZ VE RİCA

Resmi kurum dilekçelerinde yazılan "arz ederim" ve "rica ederim"sözcüklerinin kullanımı;

Arz etmek , birilerine bildirme, haber verme amaçlı kullanılıyor. Dolayısıyla (gereğini) bilgilerinize arz ederim (... arz olunur) denmek zorundadır. Bu da yazan kişiden üst mevkideki kişilere yönelik yazımdır.

Rica etmek kullanımında ise birinden bir şeyi rica etmek olarak kullanılır. Burada ise üst makam alt makamdan veya dilekçe sahibi ile eş düzeydeki mevkiler arası yazım söz konusudur.

Türkçem benim ses bayrağım...

Ben nasıl unuturum seni Ali Babam...
Kullanıcı avatarı
elma
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 4528
YaÅŸ:
Kayıt: 17 Mar 2004 10:40
Konum: istanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen Cüneytt » 11 May 2006 12:47

oLdukça faydaLı biLgiLer (:
Kullanıcı avatarı
Cüneytt
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 8025
Resimler: 2
YaÅŸ:
Kayıt: 18 Oca 2005 12:44
Teşekkür edildi: 13
Teşekkür alındı: 31 kere forum 19 Mesajlar

Mesajgönderen elma » 11 May 2006 14:40

qUiCk yazdı:oLdukça faydaLı biLgiLer (:


öss ye hazırlanıyorsun sanırım,sana yardımcı olayım ben :)


-de,-da ayrımı

Eğer bir cümlede "de"yi kaldırdığımızda anlatım bozuluyor, cümlemiz mantıksız bir hal alıyorsa birleşik; anlatım bozulmuyor , mantıklı bir ifade veriyorsa ayrı yazılmak zorundadır.

örneğin:

Çocuklar bahçede oynuyor.

"de"yi yok sayarak okursak

Çocuklar bahçe.. oynuyor.
cümle bozuldu,mantıklı değil o halde birleşik yazmak zorundayız.

oysa şu örnekte;

Bugünde izin günüm.

-de ekini kaldırırsak

Bugün izin günüm. cümle bozulmadı o halde ayrı yazılmalıdır.
Bugün de izin günüm.

-----------------------------------------------------------------------------

SİMİTCİ mi? SİMİTÇi mi?

Dilimizdeki ünsüz harfler iki grupta toplanırlar. Her grup içinde yer alan harf kendisinden sonra yine aynı gruptan bir arkadaşını yanında görmek ister.

bu harfler ; (8 tane)

ç f h k p s ş t

Bunlara sert ünsüzler denir.

Burada kelimedenin sonundaki "t" harfi, sert ünsüzler arasında(ç f h k p s ş t ) mevcut. O halde bundan sonra gelecek olan ekin de o guruptan olması şarttır.Yani "C" değil "Ç" olmalıdır.

simitÇi

önemli o yüzden yazdım [:I] aklıma geldikçe yazarım.
Türkçem benim ses bayrağım...

Ben nasıl unuturum seni Ali Babam...
Kullanıcı avatarı
elma
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 4528
YaÅŸ:
Kayıt: 17 Mar 2004 10:40
Konum: istanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen elma » 11 May 2006 14:59

BaÄŸlaç Olan ki’nin Yazılışı

Bağlaç olan ki ayrı yazılır: demek ki, kaldı ki, bilmem ki.

Olmaz ki!

Böyle de yatılmaz ki! (Orhan Veli Kanık)

Ruşen Eşref Ünaydın'ın "Diyorlar ki" adlı eseri ne güzeldir!

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

Ki bağlacı, birkaç örnekte kalıplaşmış olduğu için bitişik yazılır: belki, çünkü, hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki. Bu örnekler­den çünkü sözünde ek aynı zamanda küçük ünlü uyumuna uymuştur.

Şüphe ve pekiştirme göreviyle kullanılan ki sözü de ayrı yazılır: Babam geldi mi ki? Başbakan konuşacak mı ki?

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil, şuurla işlen­sin.

(Mustafa Kemal Atatürk)
Türkçem benim ses bayrağım...

Ben nasıl unuturum seni Ali Babam...
Kullanıcı avatarı
elma
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 4528
YaÅŸ:
Kayıt: 17 Mar 2004 10:40
Konum: istanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen veleciropter » 12 May 2006 0:43

bende ekleyeyim :)

"b" "c" "d" "g" --------belki biliyorsunuz ama, bilmeyenler için, bu harflerle biten kelimeler türkçe değildir :)

"c" "g" "l" "r" "m" "v" "y" "z"------- bu harflerle başlayan kelimeler de türkçe değildir :) :gulegule:


ünv. aklımda kalan :) :gulegule:
ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
(Ataol BehramoÄŸlu)
Kullanıcı avatarı
veleciropter
Ölümsüz Editör!
Ölümsüz Editör!
 
Mesajlar: 5451
Resimler: 2
YaÅŸ:
Kayıt: 19 Kas 2002 18:49
Konum: antalya
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 1 kere forum 1 Mesaj

Mesajgönderen elma » 12 May 2006 9:13

ben de ekleyeyim :)

Türkçe kelimelerde kesinlikle aynı ses yan yana olamaz.

KU(V)(V)ET -->Türkçe bir kelime değildir.
Şİ(D)(D)ET -->Türkçe bir kelime değildir.
S(A)(A)T --> Türkçe bir kelime değildir.
V(A)(A)T --> Türkçe bir kelime değildir.

Burada istisna bir kelime varki,o da; "EÅžEK"tir.
Fakat EŞEK kelimesi "EŞŞEK" gibi telafuz edilir. Bunu karıştırmamak gerek.EŞEK kelimesi Türkçe bir kelimedir.

---------------------------------------------
Türkçe kelimelerin sadece ilk hecesinde "O" sesi yer alır.

Örneğin : Solak --> Türkçe bir kelimedir.
Soğan --> Türkçe bir kelimedir.
Salon --> Türkçe bir kelime değildir.
Türkçem benim ses bayrağım...

Ben nasıl unuturum seni Ali Babam...
Kullanıcı avatarı
elma
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 4528
YaÅŸ:
Kayıt: 17 Mar 2004 10:40
Konum: istanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen Cüneytt » 13 May 2006 15:05

hepsini az çok biLiyorum sağoLun yinede (: Burada pratik yapıyoz en azından (:
Kullanıcı avatarı
Cüneytt
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 8025
Resimler: 2
YaÅŸ:
Kayıt: 18 Oca 2005 12:44
Teşekkür edildi: 13
Teşekkür alındı: 31 kere forum 19 Mesajlar

Mesajgönderen veleciropter » 21 May 2006 19:55

evet pratik yapıyoruz, yaparken birşeyler öğreniyoruz :)

avrupa parası "euro"

her ülke çeşitli şekilde kullanıyor, "eyro", ero", "yuro" gibisinden :)

bizim TDK güzel yapıyor, bu kelimeyi türkçeleştirelim diyor ve "avro" olsun diyor :)

oda güzel :) avro güzel :???: bazı tv kanallarıda kullanıyor bunu (hiç olmamasından iyidir derim)

oysa, türkçenin kurallarında "o" harfi ilk hece dışında kullanılmaz, "yor" eki bunun dışındadır :)

"avro" kelimesini bulan TDK'ya alkış :alkis: :alkis:


pardon ya, TDK'ya kural öğretmek bize düşmez özür :( sayın profösörüm özür valla :gulegule:
ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
(Ataol BehramoÄŸlu)
Kullanıcı avatarı
veleciropter
Ölümsüz Editör!
Ölümsüz Editör!
 
Mesajlar: 5451
Resimler: 2
YaÅŸ:
Kayıt: 19 Kas 2002 18:49
Konum: antalya
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 1 kere forum 1 Mesaj

Mesajgönderen elma » 04 Tem 2006 9:52

Türkçe'de bazı sözcükler söylenişlerindeki kolaylık ve alışkanlığın yazı diline de yansıması sonucu yanlış yazılıyor.Örneğin;

Yanlız değil yalnız yazmalısınız

Yalnış değil yanlış yazmalısınız

Çünki değil çünkü yazmalısınız

Herkez değil herkes yazmalısınız

Kurdela değil kurdele yazmalısınız

Meyva değil meyve yazmalısınız

Makina değil makine yazmalısınız

Sarımsak değil sarmısak yazmalısınız (Kaynak TDK Türkçe Sözlük)

Fasulya değil fasulye yazmalısınız

Ambülans değil ambulans yazmalısınız

Akedemi değil akademi yazmalısınız

Deklerasyon deÄŸil deklarasyon

Papuç değil pabuç yazmalısınız

Otobos değil otobüs yazmalısınız

Orjinal değil orijinal yazmalısınız

Konservatuar değil konservatuvar yazmalısınız

Alimünyum ya da aliminyum değil alüminyum yazmalısınız

Sovan değil soğan yazmalısınız

Kapora değil kaparo yazmalısınız

Prosedir değil prosedür yazmalısınız

traş ve heykeltraş değil tıraş ve heykeltıraş yazmalısınız

dokuman değil doküman yazmalısınız

Labaratuvar veya labaratuar değil laboratuvar yazmalısınız

Acenta değil acente yazmalısınız
Türkçem benim ses bayrağım...

Ben nasıl unuturum seni Ali Babam...
Kullanıcı avatarı
elma
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 4528
YaÅŸ:
Kayıt: 17 Mar 2004 10:40
Konum: istanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Sonraki


Benzer Başlıklar


Dön Türk Dili ve Edebiyatı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

cron