Zaman: 30 Tem 2010 3:38

İsrail-İran-ABD haberleri

Haber niteliği taşıyan her türlü bilgiyi buraya yazarak tartışabilirsiniz.

Moderatörler: serdaris, SüperMod

Forum kuralları
Mesaj Panosu Kullanım Kuralları.

Sayın üyelerimiz,
Son zamanlarda ülkemizde ve dünyamızda gelişen olayların her habere bir başlık olacak şekilde paylaşımı nedeniyle takibi zorlaşmakta ve yorumsuz başlıklarla aşırı mesaj kirliliği olduğu tespit edilmiştir., paylaşmak istediğiniz Yeni ve çok önemli bir olayın içeren haber konuları dışındaki haberleri ilgili sabit başlığa devam ediniz.

ABD: Sabrımız kalmadı

Mesajgönderen serdaris » 24 Şub 2010 18:11

ABD: Sabrımız kalmadı

Beyaz Saray, İran'ı uyararak, ABD'nin sabrının sonuna geldiğini açıkladı.

Beyaz Saray sözcüsü Robert Gibbs, 'İran'dan ard arda gelen duyuru ve açıklamalar, bu ülkenin nükleer programının kesinlikle barışçı amaçlı olduğunu göstermek için uluslararası toplumun güvenini kazanmak gibi bir arzusu olmadığını ortaya koymaktadır' ifadesini kullandı.

Sözcü, 'Tıpkı müttefiklerimiz gibi ABD Başkanı Barack Obama da bu böyle devam ederse bunun olumsuz sonuçları olacağı konusunda uyarıda bulundu. Bu süreç işlemektedir. Zaman ve sabrın sonuna gelinmiştir' dedi.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 24 Şub 2010 21:05

İran hava saldırısına davetiye mi çıkartıyor ?

http://www.hurriyet.com.tr/planet/13881930.asp?gid=286

İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarının neredeyse tamamını yeraltı tesislerinden çıkararak göz önüne koyması, İslam Cumhuriyeti’nin niyetleri konusunda soru işaretleri oluşmasına neden oldu.


İRAN NÜKLEER TESİSLERİ - GRAFİK ANALİZ

http://www.hurriyet.com.tr/planet/13882770.asp?gid=360


Guardian gazetesinde Julian Borger imzasıyla yayımlanan analizde, Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (UAEK) İran’ın nükleer programı hakkındaki son raporunda en ilgi çekici kısım şuydu:
İran, 14 Şubat 2010 tarihinde, UAEK müfettişleri önünde yaklaşık 1950 kg düşük yoğunlukta zenginleştirilmiş uranyum heksaflorürü (UF6) zenginleştirilmiş yakıt tesislerinden (FEP), yakıt zenginleştirme deneme tesisinin (PFEP) besleme istasyonuna taşıdı. UAEK müfettişleri besleme istasyonuna gidecek olan materyali taşıyan silindiri mühürledi.”

İran böylece elindeki düşük yoğunlukta zenginleştirilmiş uranyumun yüzde 94’ünü Natanz’da bulunan devasa yer altı FEP’ten çıkarıp, şu an yüzde 20 zenginleştirilmiş uranyum ürettiği ve havadan rahatlıkla görülebilen açık alandaki PFEP’e taşımış oldu.

PROVOKATİF VE RİSKLİ

Borger’e göre İran’ın attığı bu adım hem provokatif hem de riskli. Hamle provokatif çünkü Tahran elindeki düşük yoğunluktaki uranyumu şu an bulunduğu yüzde 3,5 saflık seviyesinden yüzde 20’ye çıkaracağını duyurarak, nükleer silah üretebileceğinin sinyalini vermiş oldu.

Diğer yandan, bu riskli bir hamle çünkü İran “kraliyet mücevherlerini”, yani 2 ton düşük yoğunlukta zenginleştirilmiş uranyum stokunu İsrail savaş uçaklarının erişemeyeceği yeraltı tesislerinden çıkarıp açık hedef haline getirdi.

ÜÇ SEBEP

Borger, düşük yoğunlaştırılmış uranyumu hakkında son derece paranoyak olan İran’ın kendisini bu kadar zayıf duruma düşürecek bir hamle yapmasının tek sebebinin İsrail’i açıkça bir hava saldırısına davet etmek olduğunu öne sürdü.

İngiliz hükümetinin analistlerinin de benzer görüşler taşıdığını ifade eden Borger, Tahran’ın İsrail’in düzenleyeceği hava saldırısıyla doğacak krizi ülke içindeki muhalif seslerin üzerinde daha yoğun baskı kurmak için kullanmak istediğini belirtti.

Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü uzmanları ise ayrı bir sebep ortaya attı. Buna göre İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinecad’ın arzusunu en kısa sürede yerine getirmek isteyen İranlı mühendisler Natanz’daki küçük tankları kullanmaktansa zenginleştirilmiş uranyum heksaflorürü yer üstündeki tesise taşımayı tercih etti.

Üçüncü bir olasılık da İran’ın uluslararası kamuoyunu dize getirerek, geçtiğimiz Ekim ayında Cenevre’de kabul ettiği gibi Avrupa ülkelerine düşük yoğunlukta zenginleştirilmiş uranyum vermeksizin Tahran Araştırma Reaktörü’ne (TRR) yakıt sağlama isteğiyle böyle bir karar alması olabilir.

FELAKET GERÇEK OLABİLİR

Bu üç olasılık da eşit oranda mantıklı ve tehlikeli. İsrail’in yaptırımların nereye varacağını görmek istediği için kısa vadede bir hava saldırısı düzenlemeyi düşünmemesi, bu opsiyonun geçersiz olduğunu göstermiyor. İsrail, İran’ın Kum kentindeki gizli uranyum zenginleştirme tesisinin ortaya çıkarılmasının ardından ve Tahran’ın 10 yeni tesis inşa etme planını uygulamaya koymasından önce 2010’u bir fırsat yılı kabul edebilir.

Borger, bu çerçevede İsrail’in, santrifüj tesisleri için kaynakları azalmakta olan İran’ın stoklarını vurarak düşmanını programından senelerce geriye düşürmek isteyebileceğini vurguladı.

Ağır çelik muhafaza içinde tutulan iki ton düşük yoğunlukta zenginleştirilmiş uranyumu yok etmek için çok fazla sayıda bomba gerekiyor olabilir. Ancak son raporunun ardından, bu felaket senaryosu gerçekliğe biraz daha yaklaştı.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 07 Nis 2010 20:46

Hürriyet Gazetesi'nden Sedat ERGİN'in köşe yazısıdır:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/143 ... azarid=308


İran’ın nükleer hedefleri ve Ankara’da farklı sesler


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın önümüzdeki hafta başında ABD Başkanı Barack Obama’nın ev sahipliğinde Washington’da yapılacak olan Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katılacak olmasıyla, projektörlerimizi bir kez daha İran’ın nükleer hedeflerine ve bu dosyanın Türkiye’nin Batı dünyası ile ilişkilerinde yol açmakta olduğu sorunlara çeviriyoruz.

Erdoğan’ın Washington ziyareti, Obama Yönetimi’nin BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a karşı yaptırımlar içeren bir karar tasarısını geçirmek için uluslararası konsensüs oluşturma yönünde önemli mesafe almakta olduğu bir döneme denk geliyor.

İNGİLTERE’DEN ERDOĞAN’A AÇIK ÇAĞRI

Rusya’dan sonra Güvenlik Konseyi’nin bir diğer daimi üyesi Çin Halk Cumhuriyeti’nin de ABD’nin muhtemel bir tasarısına destek verme noktasına gelmiş olması, Başkan Obama açısından İran’a karşı muazzam bir kazanım oluşturuyor.

Bu noktada dikkatler Türkiye’ye, Türk hükümetinin Güvenlik Konseyi’nde kullanacağı oyun rengine dönüyor. Konsey’in bir başka daimi üyesi İngiltere’nin Dışişleri Bakanı David Miliband’ın 27 Mart tarihinde International Herald Tribune Gazetesi’nde yayımlanan makalesinde Türkiye’ye yaptığı kuvvetli çağrı, Ankara’ya doğru yönelmekte olan uluslararası hareketliliğe işaret etmesi bakımından oldukça fikir vericiydi.

Uluslararası camianın İran’a karşı baskının gerekliliği konusunda birlik olma zamanının geldiğini belirten Miliband, “Güvenlik Konseyi’nin yalnızca İngiltere ve Çin değil, Türkiye ve Brezilya gibi üyelerinin de bu konuda ciddi sorumluluk alması gerekiyor” diye yazdı.

Erdoğan, muhtemeldir ki, Miliband’ınkine benzer mesajları önümüzdeki hafta başında Washington’da ABD Başkanı Obama’dan da duyacaktır.

ERDOĞAN’A GÖRE HEPSİ DEDİKODU

Tam bu noktada İran’ın nükleer niyetlerinin okunması konusunda Ankara’daki önemli aktörler arasında artık üstü örtülemeyecek ölçülerde bir ikiliğin su yüzüne çıktığı gerçeğinin altını çizmemiz gerekiyor. Önce Başbakan Erdoğan’la başlayalım.

Erdoğan, son olarak 16 Mart tarihinde BBC’ye verdiği mülakatta, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın kendisine “nükleer enerjiyi sivil amaçlarla kullanmak istediklerini aktardığını” belirterek, “bu nedenle bu konuyu İran’ın nükleer silah elde etmek istediği şeklinde maniple etmenin doğru olmadığını” kaydetmiştir.

BBC muhabirinin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) Ahmedinejad’a inanmadığını hatırlatması üzerine Erdoğan’ın sarf etmiş olduğu şu sözlerin de altı çizilmelidir: “Atom Enerjisi Kurumu’nun ve istihbarat örgütlerinin kesin bir raporu bulunmuyor. Hepsi şu anda dedikodudur. Şu anda olmuş böyle bir şey yok. Olmadığına göre olmayanı konuşmanın da anlamı yok.”

GÜL İSE İRAN’IN NİYETLERİNİ BEĞENMİYOR

Buna karşılık, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül cephesinde daha farklı bir çizgi ve ton karşımıza çıkıyor. “Bölgemde bütün nükleer silahlara karşıyım. Hele komşumda hiç istemem, şüphesiz ki...” diye konuşmuştu geçen kasım başında Slovakya’ya giderken bize yaptığı açıklamada Gül ve eklemişti: “İran, Uluslararası Atom Ajansı’nın üyesi ve nükleer enerji konularında ajanstan faydalanıyor. Bunun karşılığı, tam bir şeffaflıkla ajansın denetimine girmektir. Faydalanmanın karşılığında sorumluluk vardır. İran’ın bu sorumluluğunun gereğini daha iyi yapması gerekiyor ajansla temas içinde. Daha şeffaf olmalı ki, bu kuşkuları gidersin.”

Gül’ün, 26 Mart tarihinde Forbes Dergisi’nde yayımlanan sözleri de yine bu çizgiyi destekliyor. Gül, 22 Mart’ta Forbes yazarı Claudia Rosett’i bir grup Amerikalı gazeteci ve yazarla birlikte kabul etmişti. Çankaya Köşkü, sonradan Gül’ün “bir mülakat vermediği” yolunda bir açıklama yaptıysa da, kendisine atfedilen bu sözlerin sarf edilmediğine ilişkin bir açıklama olmadı.

Bu çerçevede Gül’ün ağzından çıktığını kabul ettiğimiz Forbes’da yayımlanan sözleri şöyle: “İran’ın nükleer silah elde etmek istediği konusunda şüphem yok. Bu, İran’ın bundan önceki rejime, Şah zamanına kadar uzanan bir emelidir. Bugünkü rejime gelince, sonunda nükleer silaha sahip olmanın, bir milli gurur meselesi olarak onların da nihai hedefi olduğuna inanıyorum. Türkiye, İran’ın nükleer silaha sahip olmasına karşıdır. Çünkü bu Ortadoğu’da silahlanma yarışına yol açacaktır.”

Erdoğan’ın ve Gül’ün aktardığımız görüşleri arasında yapılabilecek bir karşılaştırmanın sonuçlarını okurlarımızın takdirine bırakıyoruz.

Peki, hangi çizgi Türkiye’nin ulusal çıkarları ve güvenlik ihtiyaçları bakımından daha isabetlidir? Bu soruya yarınki yazımızda yanıt arayalım.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 07 Nis 2010 23:45

İran saldırıya uğrarsa İsrail'e saldıracak!..

İran dini liderinin Devrim Muhafızları'ndaki temsilcisi, Batılı ülkelerin İran'a saldırması durumunda İsrail'in başkentini füzelerle hedef alacaklarını açıkladı.

İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi de, ABD'nin İran'a saldırmayacak kadar akıllı olduğunu, İsrail'in de sonunun geleceğini bildiği için böyle bir girişimde bulunamayacağını söyledi.

Fars Haber Ajansı'nın verdiği haber göre, İran dini liderinin devrim muhafızlarındaki temsilcisi Mücteba Zünnur, Kum şehrinde yaptığı bir açıklamada, Batılı ülkeler tarafından saldırıya uğradıkları takdirde İsrail'in başkenti Tel Aviv'i füzelerle vuracaklarını söyledi.

Zünnur, “Eğer düşman şansını denemek ister ve İran'a bir füze fırlatırsa, füzenin tozu kaybolmadan Tel Aviv'i toz duman ederiz" ifadesini kullandı.

"ABD İran'a saldırmayacak kadar akıllı" İran Savunma Bakanı Ahmed Vahidi de, ABD'nin İran'a saldırmayacak kadar akıllı olduğunu, İsrail'in de sonunun geleceğini bildiği için böyle bir girişimde bulunamayacağını söyledi.

Vahidi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik olası saldırıları ve Rusya'dan S-300 füzelerinin alımı konularında Mehr Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu.

ABD'nin yeni nesil nükleer bombalar ürettiğini ve İsrail'in de çok sayıda nükleer silaha, bombaya sahip olduğunu belirten Vahidi, nükleer enerji faaliyetlerinden dolayı İran'a yönelik baskı ve tehditleri "zorbalık ve sultacılık" olarak niteledi.

Vahidi, Washington yönetiminin, "Nükleer enerji faaliyetlerinden dolayı İran'a karşı askeri seçeneği gerektiğinde kullanabileceği" yönündeki açıklamalarını, "ABD, İran'a saldırmayacak kadar akıllı" sözleriyle değerlendirdi.

İsrail'in İran'a yönelik olası saldırısını da değerlendiren Vahidi, İsrail'in yeni bir savaşa girişebilecek güçten yoksun olduğunun bizzat onlarca da bilindiğini belirtti ve şunları söyledi: "Biz onların cevabını daha önce verdik, ama İran'a saldırırsa, siyonist rejimden geriye bir eser kalmaz." İranlı Bakan, S-300'lerin alımına ilişkin olarak da Rusya'nın taahhütlerine bağlı kalacağını ve S-300 hava savunma sistemlerini zamanında İran'a vereceğini söyledi.

İran'la ilgili anlaşma yok İran ve Batılı ülkeler İran'ın nükleer programı üzerinde bir anlaşmaya varmış değiller. Batılı ülkeler İran'a yönelik askeri operasyon seçeneğinin hala masada olduğunu vurgularken, İran Nükleer Programı'nın tamamen barışçıl ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) denetiminde olduğunu ve bu konuda asla taviz vermeyeceğini her fırsatta yineliyor.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 08 Nis 2010 10:14

Hürriyet Gazetesi'nden Sedat ERGİN'in köşe yazısına devam:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/143 ... azarid=308

İran’ın nükleer çabaları Türkiye’yi zora sokabilir

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’ın nükleer hedefleri konusunda izlemekte olduğu tutumun, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin başta ABD ile olmak üzere Batı dünyası ile ilişkilerinin tonunu şekillendirecek olması bakımından bir turnusol kağıdı işlevi göreceği söylenebilir.

Başbakan Erdoğan’ın İran’ın nükleer niyetlerinin masumiyeti konusunda Tahran’daki rejime kefil olan tutumunun tartışmaya açık noktalarını şu şekilde irdeleyebiliriz:

İRAN’IN ŞEFFAF OLMADIĞI DEDİKODU DEĞİL
Erdoğan, ısrarla İran’ın nükleer araştırmalarının barışçıl olduğunu belirterek, Tahran’ın nükleer bomba imal etme yeteneği kazanmak istediği yolundaki haberleri “dedikodu” olarak nitelendiriyor. Oysa bugünün tartışma konusu bomba üretimi değil, İran’ın nükleer enerji alanındaki denetim kurallarını ihlal ediyor olması. Tahran’ın nükleer silah peşinde olduğu yolundaki kuşkular bu ihlallerden kaynaklanıyor. İran’ın nükleer programının şeffaf olmadığı dedikodu değil, maddi kanıtlarla desteklenen bir gerçek.
Tahran, nükleer çalışmalarını uluslararası denetimden kaçırıyor ve her seferinde yakalanıyor. Örneğin, geçen sonbaharda Kum kenti civarında yeni bir nükleer tesisin inşa edildiği Batılı istihbarat servisleri tarafından ortaya çıkartılınca, İran makamları bu laboratuarın varlığını kabul etmek zorunda kaldı.
Burada önemli olan husus, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) vereceği rapor. IAEA, İran’ın nükleer çalışmalarını yalnızca barışçıl amaçlarla mı yürüttüğü yoksa bu çerçevenin dışına mı çıktığı hususunu kesin bir şekilde tespit edemediğini belirtiyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de belirttiği gibi, İran, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması’na (NPT) taraf olduğu için bu alandaki uluslararası yükümlülüklere dahil olmuş durumda. Sorun, bu yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanıyor.

NÜKLEER İRAN TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL GÜCÜNÜ AZALTIR
Başbakan Erdoğan’ın, “İran’a nükleer silah yapma diyenler, neden İsrail’in nükleer silahlarına ses çıkarmıyorlar” şeklindeki çıkışları bu noktada önemli bir dayanaktan yoksun kalıyor. Çünkü İsrail NPT’ye dahil olmadığından, bu rejimin uluslararası yükümlülükleri ile de bağlı değil. İran’a yönelen eleştiriler ise bu rejim içindeki taahhütlerini yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. NPT’ye taraf olmak, öncelikle nükleer silah yapmamak taahhüdünü içeriyor.
Konu, aslında Amerika’nın İran’a nasıl baktığı ya da İsrail’in ne yaptığından çok, Türkiye’nin ulusal çıkarları ve güvenlik ihtiyaçlarının neyi gerektirdiği. Asıl şu soruya yanıt aramalıyız: İran’ın böyle bir yeteneğe sahip olması Türkiye açısından ne anlama gelir?
Kendi başına geliştirdiği nükleer bombaya sahip olan bir İran’ın Türkiye karşısında büyük bir üstünlük sağlayacağı inkar edilemez. Türkiye’de hangi hükümet iş başında olursa olsun, bunu öncelikli tehdit değerlendirmeleri içine almak ve önlemini aramak durumunda kalacaktır.
Asıl mesele, İran’ın bu silahı Türkiye’ye karşı kullanıp kullanmayacağı sorusundan çok, İran’ın bu yeteneği kazanmasının Türkiye’nin bölgesel ağırlığı üzerinde icra edeceği olumsuz etkidir. Nükleer silah sahibi bir İran, Türkiye’nin bölgedeki nüfuzunu, gücünü önemli ölçüde aşağı çekecektir. İran, tarihi rekabetinde Türkiye karşısında kendisini daha güçlü bir konumda görecektir.

TÜRKİYE KENDİ BAŞINA ARAYIŞA GİRER Mİ ?
İran’ın nükleer güç haline gelmesi, bölgede barış ve huzur arayışlarını tümüyle sekteye uğratıp, büyük bir silahlanma yarışını davet edecek, başta Suudi Arabistan olmak üzere Arap ülkelerinin de benzer arayışlara girmelerine yol açabilecektir. Keza uluslararası denetim dışında kalan bir nükleer yeteneğin üçüncü ülkelere aktarılması, yani nükleer silahların deyim yerindeyse pazar yerine inmesi olasılığı, üzerinde yaşadığımız yerküreyi daha mı emniyetli bir hale getirecektir?
Bu olasılık, Türkiye’nin İran gibi nükleer yeteneğe sahip olmak için kendi başına arayışlara girmesi yönünde beklentileri de tetikleyebilir.

Peki, İncirlik Üssü’ndeki Amerikan nükleer başlıkları İran’ın nükleer bombasına karşı yeterince bir güvence oluşturmaz mı? Bu sorunun yanıtı da yarın...
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 09 Nis 2010 13:58

Hürriyet Gazetesi'nden Sedat ERGİN'in köşe yazısına devam:
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/143 ... azarid=308


Erdoğan İncirlik’teki atom bombalarını ne yapacak ?

İRAN günün birinde atom bombasına sahip olursa, Türkiye bu potansiyel tehdide karşı ne yapmalıdır? Kendi milli atom bombasını mı yapmalıdır, yoksa İncirlik Üssü’ndeki Amerikan nükleer başlıklarının sağladığı caydırıcılıkla yetinmeli midir? Bu başlıklar Türkiye’nin savunması için gerçek bir güvence midir?

Bir soru daha: Türkiye NATO üyesi olduğuna ve NATO’nun savunma stratejisi içinde nükleer seçenek de bulunduğuna göre, bu ittifakın “Bir müttefike yapılan saldırı bütün müttefikleri yapılmış sayılır” şeklindeki 5’inci maddesinin taşıdığı güvence, İran karşısında da yeterli olmaz mı?

İNCİRLİK’TEKİ 90 NÜKLEER BAŞLIK

En iyisi sonuncu sorudan başlamak. Evet, kâğıt üstünde Türkiye’nin nükleer bir tehdit karşısında dayanabileceği böyle bir güvence var. Ancak bu yönde bir NATO kararı bütün müttefiklerin oybirliği ile alınması gerektiğinden, İran’la potansiyel bir nükleer krizde 28 ülkenin ortak bir kararda buluşabileceğini düşünmek çok da gerçekçi gözükmüyor.
O zaman tek başına Amerikan faktörü devreye giriyor. Türkiye’nin nükleer envanterini 1990’lı yılların başına kadar Çorlu, İzmit ve Erzurum’daki kısa menzilli nükleer yetenekli top bataryaları ile 4 milli askeri havaalanındaki uçaklardan atılabilen ve çifte anahtar sistemiyle işleyen nükleer başlıklar ve İncirlik Üssü’ndeki tek anahtar sistemli nükleer bombalar oluşturuyordu.
Soğuk Savaş’ın bitimiyle birlikte dönemin ABD Başkanı George Bush, 1991 yılında Avrupa’daki bütün kısa menzilli başlıkları sökme kararı alınca, Türkiye’deki top bataryalarıyla atılan nükleer başlıkların hepsi imha edildi. Ardından 1990’lı yılların ortalarında önce Erhaç ve Eskişehir, ardından Balıkesir ve Mürted hava üslerinde Amerikalı askerlerin görev yaptığı nükleer depolar da kapatıldı. Türkiye’de halen yalnızca İncirlik Üssü’nde 90 dolayında nükleer başlık bulunuyor.
Bu başlıkların özelliği tek anahtar sistemine dayalı olması. Nükleer başlıkların depodan alınıp aktive edilmesi sürecinde bütün inisiyatif Amerikalıların elinde. Türk tarafı ise nükleer başlık deposunun fiziki güvenliğinden sorumlu ve bu başlığın yükleneceği uçağa kalkış izni verip vermeme yetkisine sahip. Bir başka anlatımla, başlıkların Türkiye’ye rağmen kullanılabilmesi imkânsız.

KULLANMAK İÇİN ABD BAŞKANI’NIN ONAYI GEREKİYOR

Her halükârda buradaki atom başlıklarının İran’ın nükleer yetenek kazanması halinde, bu güce karşı bir caydırıcılık yaratacağı varsayılabilir. Ancak bu başlıkların kullanılabilmesi iki tarafın da ortak iradesine, yani bir Türk-Amerikan ortak kararına bağlı. Türkiye talepte bulunsa bile, ABD Başkanı başlıkları harekete geçirecek yetki kodlarını İncirlik’e göndermediği sürece bu silahlar kimseye karşı kullanılamaz.
Bu noktada altı çizilmesi gereken teorik mesele şudur: ABD’nin kendi çıkarlarına da uygun olmadığı sürece İncirlik Üssü’ndeki atom silahlarının herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kullanılmasına onay vermesi düşünülemez.
Tam bu noktada gerek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgede nükleer silah istemediklerine ilişkin açıklamaları ile İncirlik’teki nükleer depoların varlığı arasındaki çelişkiye dikkate çekmek gerekiyor.
Gül ile Erdoğan İran’ın nükleer niyetlerinin okunmasında farklı düşüyorlar. Erdoğan İran’ın böyle bir niyetinin olmadığını düşünüyor; Gül ise aksi kanaatte. Ancak her ikisi de bölgenin nükleer silahlardan tümüyle arınması hedefinde aynı dalga boyunda buluşuyor.
Örneğin Başbakan Erdoğan, geçenlerde Der Spiegel Dergisi’ne verdiği mülakatta “Açıkça söylüyoruz. Biz bölgemizde hiçbir nükleer silah istemiyoruz” diyerek bu görüşünü bir kez daha kayda geçirmişti.

TÜRKİYE’NİN NÜKLEER ÇELİŞKİSİ

O zaman Erdoğan açısından şu soruya yanıt verilmesi gerekiyor. Madem Türkiye bölgede nükleer silahların bulunmasına karşı, o takdirde kendisinin bu silahlara ev sahipliği yapması açıkladığı siyasetle çok büyük bir çelişki oluşturmuyor mu?
Bu soruyu yöneltmemizin önemli bir nedeni, Radikal Gazetesi’nde dün yayımlanan Deniz Zeyrek’in bir haberi. Bilindiği gibi ABD Başkanı Barack Obama, hafta içinde ABD’nin yeni nükleer stratejisini açıklarken İran ve Kuzey Kore kaynaklı tehditler nedeniyle nükleer caydırıcılık politikasının devamına karar vermişti. Bu durumda ABD, Avrupa’da uçaklardan atılabilen nükleer başlıkların bir bölümünü muhafaza etmeye devam edecek.
Zeyrek, bu çok önemli haberinde ABD’nin nükleer stratejisini gözden geçirirken, Türkiye’nin de bugüne kadar izlediği politikasını sürdürerek İncirlik’teki başlıkların çekilmesi için Washington’dan özel bir talepte bulunmamak eğiliminde olduğunu yazdı.
Bu durumda Başbakan Erdoğan’ın İncirlik Üssü’ndeki nükleer güvenceyi her şeye rağmen korumak istediği sonucuna varabiliriz.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 10 Nis 2010 10:19

Ahmedinecad: İran nükleer güçtür, öyle kalacaktır

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, “hiçbir gücün, İran'ı barışçı nükleer enerji elde etme hakkından alıkoyamayacağını” söyledi.

Ahmedinejad, “Milli Nükleer Enerji Günü” töreninde yaptığı konuşmada, nükleer enerjide elde edilen başarıların sadece İran için değil, tüm bağımsız ülke ve milletleri için gurur kaynağı olduğunu bildirdi.

Bilim adamlarına teşekkür eden Ahmedinejad, “bu alanda tüm kalelerin fethedilmesini ve nükleer enerjiyi en kısa sürede diğer millet ve ülkelerin hizmetine sunacak duruma gelinmesini” istedi.

“Kendisine güvenen milletlerin ulaşamayacağı zirve olmadığını” belirten Ahmedinejad, “Hiçbir güç, İran'ı barışçı nükleer enerji elde etme hakkından alıkoyamayacak. İstesinler istemesinler İran, bugün nükleer bir güçtür ve öyle kalacaktır” dedi.

Ahmedinejad, fosil yakıtların küresel ısınma, çevre kirliliği ve ekosistemdeki olumsuz etkilerinin herkesçe bilindiğini, bunun aksine nükleer enerjinin çok temiz ve ucuz olduğunu ifade etti.

Nükleer enerjinin buna ilk sahip olanlar tarafından insani olmayan amaçlar için kullanıldığını belirten Ahmedinejad, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombalarını hatırlattı.

Nükleer silahlara sahip ülkelerin bu silahların imhasına yönelik açıklamalarının inandırıcı olmadığını savunan Ahmedinejad şunları söyledi: “Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi gerektiğini söylüyorlar, ama 60 yıldır yapılan bunun tam tersi oldu ve yeni nesil nükleer silahlar ürettiler.”

ATOM BOMBASINA SAHİP OLMAK SİYASİ AÇIDAN GERİ KALMIŞLIKTIR
Ahmedinejad, nükleer silahların “caydırıcı” ve “tehdit” unsuru olarak görülmesinin, “nükleer silahlanma yarışını artırdığını ve diğer milletleri de buna teşvik ettiğini” söyledi.

“Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi iddiaları büyük bir yalandır” diyen Ahmedinejad, “İran'ın birkaç yıl sonra bir atom bombası yapabileceği ihtimalini gündeme getiriyorlar. Eğer bir bomba bu kadar tehlikeliyse, ambarlarınızdaki 9 bin nükleer silah ne kadar tehlikeli?” diye sordu.

İran Cumhurbaşkanı, nükleer enerjinin nükleer silah olmadığını, ancak tam tersi yönde propaganda yapılarak insanlığa ihanet edildiğini ve çok yararlı bir enerjiden insanlığın mahrum bırakılmak istendiğini söyledi.

Ahmedinejad sözlerini şöyle sürdürdü: “Atom bombasına karşı olduğumuzu defalarca açıkladık. Atom bombasına sahip olmak siyasi açıdan geri kalmışlıktır. Onu nerede, kime karşı kullanacaksınız, kim buna cesaret eder, atom bombasının üstünlük sağladığı düşüncesi artık geride kaldı.”

“Silahı herşeyi olarak görenlerin günümüz dünyasında yeri olmadığını” belirten Ahmedinejad, “Etrafımızda sahte rejimler (İsrail) var, ki nükleer silah depolamışlar ve diğerleri tarafından da destekleniyor” diye konuştu.

“Nükleer silahların yok edilmesini savunuyoruz” diyen Ahmedinejad, “60 yıl önce kaç tane bombaları vardı şimdi ne kadar var. Önce kendi nükleer silahlarını imha etsinler” ifadesini kullandı.

Ahmedinejad, nükleer silahlara sahip ülkelerden bu silahları imha etmelerinin beklenemeyeceğini, bağımsız ülke ve milletlerin öncülüğünde bir örgütün kurulması ve tüm dünyanın ortak hareket etmesi gerektiğini söyledi.

Nükleer konuda müzakere ve işbirliğinden yana olduklarını yineleyen Ahmedinejad, “Sırça sarayda oturup silah göstererek, tehdit dilini kullanarak İran'ı yolundan alıkoyacağını sanıyorlarsa yanlış yapıyorlar, yanılıyorlar” dedi.

İran Cumhurbaşkanı, “Hiçbir güç İran halkını tehdit edemez. İran aleyhinde kaldırılacak her el daha ilk başta kırılacak” ifadesini kullandı.

Ahmedinejad, konuşmasından önce, üçüncü nesil yeni santrifüjler ile nükleer teknoloji alanındaki yeni donanımların sembolik olarak açılışını yaptı.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 12 Nis 2010 11:07

İran'dan orta menzilli yeni hava savunma sistemi

İran, orta menzilli hava savunma sistemlerinin seri üretimine başladı

Savunma Bakanı Ahmed Vahidi, "Mirsad" adlı orta menzilli hava savunma sistemlerinin seri üretimine başlandığını ve ilk partinin silahlı kuvvetlerin hizmetine verilmeye hazır olduğunu söyledi.

Yeni hava savunma sistemlerinin benzerlerinden birçok açıdan daha üstün özelliklere sahip olduğunu kaydeden Vahidi, alçak ve orta irtifadaki modern savaş uçaklarının bu sistemlerle rahatlıkla imha edilebileceğini belirtti.

Vahidi, savunma sistemlerinin, elektronik savaş ortamları için tasarlandığını ve bu alandaki ihtiyaca cevap verebildiğini ifade etti. İran, 6 Haziran 2009'da da "Şahin" adı verilen orta menzilli hava savunma sistemlerinin seri üretimine başlamıştı.

Yerli teknoloji ve İranlı uzmanlarca üretilen "Şahin" hava savunma sistemlerinin 40 kilometre ötedeki uçak ve helikopterleri etkisiz hale getirebildiği açıklanmıştı.

İran, 2007'de 700 milyon dolar karşılığında orta menzilli hava savunma sistemleri olan Tor-M1 füzelerini Rusya'dan satın almıştı. İran, ayrıca Rusya ile varılan anlaşma uyarınca S-300 gelişmiş hava savunma sistemlerinin bir an önce teslim edilmesini talep ediyor. Rusya, S-300'lerin tesliminin "teknik" sorunlar nedeniyle geciktiğini açıklasa da asıl gerekçenin bu konudaki ABD ve İsrail tarafından uygulanan baskılar olduğu ileri sürülüyor.

ABD ve İsrail'in, Orta Doğu'da dengeleri altüst edeceği endişesiyle S-300 füze savunma sistemlerini İran'a satmaması konusunda Rusya'ya çeşitli vaatlerde bulunduğu da basında yer almıştı.

Uzmanlar, İran'ın nükleer ve hassas tesislerine yönelik olası bir ABD ve İsrail saldırısının S-300'lerle önemli ölçüde bertaraf edilebileceği görüşünü dile getiriyor.

Yaklaşık 150 kilometre mesafeden Cruise füzeleri ile savaş uçaklarını etkisiz hale getirebilen S-300 füzeleri, hedefe doğru saniyede iki kilometre hızla hareket edebiliyor.

Avrupa ülkeleri ve ABD'nin askeri alanda da ambargo uyguladığı İran, son yıllarda yerli savunma sistemlerine ağırlık vererek, ordunun ihtiyaçlarını kendi imkanlarıyla karşılamaya çalışıyor.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 15 Nis 2010 9:50

Bomba beş yıl sonra hazır

İran’ın dün elindeki uranyumu yüksek derecede zenginleştirmeyi başardığını açıklaması Tahran’ın beş yıl içinde atom bombası üretebileceği yorumlarına neden oldu.

BBC: Bir yıl içinde uranyum, beş yıl içinde bomba

ABD ordusu İran’ın nükleer silahlarda kullanılmak için yeterli olacak düzeyde zenginleştirilmiş uranyumu bir yıl içinde üretebileceğini söyledi. Üst düzey iki generalin ABD Kongresine yaptığı açıklamada “kullanılabilir bir silah” üretmek için İran’ın üç ile beş yıl daha çalışması gerektiği ifade edildi.

Generallerin uyarıları İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum çalışmalarında ilk partiyi başarıyla tamamladığını açıklamasından sonra geldi. ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi’ne konuşan subaylar, eğer Tahran isterse bir yıl içinde tek bir nükleer silahta kullanmaya yetecek kadar yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum üretilebileceğini söyledi.

İran nükleer şefi Ali Ekber Salihi Çarşamba günü yaptığı açıklamada Natanz’daki tesislerde 5 kilogramlık uranyumu yüzde 3.5’ten yüzde 20 seviyesine çıkarmayı başardıklarını duyurmuştu.




Ali Ekber Salihi: Nükleer silah dinimize aykırı

Resim

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, ''İran aleyhindeki olası yaptırımların projelerini durduramayacağını'' belirtirken nükleer silahlarla ilgili ilginç bir açıklamada bulundu.

Salihi, CBS televizyonuna verdiği demeçte İran'ın nükleer enerji faaliyetleri ve olası yaptırımlar konularında açıklamalarda bulundu.

Nükleer enerji faaliyetlerinin barışçıl olduğunu yineleyen Salihi, ''Nükleer silahlar inançlarımıza, dinimize aykırıdır. Bunu Cumhurbaşkanı, dini lider defalarca beyan etti'' ifadesini kullandı.

Salihi, nükleer enerji faaliyetleriyle ilgili güven ortamı yarattıklarını, sıranın şimdi Batılı ülkelerde olduğunu söyledi.

Tahran'daki araştırma reaktöründe kullanılmak üzere yakıt taleplerinin hala masada olduğunu kaydeden Salihi, ''Batılılar, nükleer yakıt temin ederek ve müzakere masasına ön koşulsuz dönerek güven ortamı yaratabilirler'' diye konuştu.

İran aleyhinde yeni yaptırımlara karşı olduklarını ifade eden Salihi, ''Yaptırımlar tabii ki etkili olacak. Ancak bu, projelerimizi durdurmayacak, sadece geciktirecek'' dedi.

Salihi, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nı (NPT) imzaladıklarını hatırlattı ve ''nükleer silah peşinde oldukları'' iddialarını reddetti.


Kaynak : http://www.haber7.com/haber/20100413/Al ... aykiri.php
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

Re: İsrail-İran-ABD haberleri

Mesajgönderen serdaris » 22 Nis 2010 22:54

İran'dan yaptırıma karşı çifte hamle

ABD’nin Birleşmiş Milletler'den yeni bir yaptırım kararı çıkartmak için baskısı sürerken, İran buna iki karşı hamleyle cevap verdi. İran ordusu Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda askeri tatbikat başlatırken, Ahmedinejad da BM geçici üyeleri Uganda ve Nijerya'yı ziyaret için Afrika turuna çıktı.

İran bir yandan BM'den yaptırım kararı çıkmaması için Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad'ı şu anda BM'nin geçici üyeleri olan Uganda ve Nijerya'ya gönderirken, diğer taraftan dünya petrol nakliyatının yüzde 20'sinin yapıldığı Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda 3 günlük askeri tatbikat yapacağını açıkladı.

Wall Street Journal'da yer alan habere göre, İran sadece kara, hava ve deniz güçlerinin tatbikat yapmasıyla yetinmeyecek aynı zamanda orta ve kısa menzilli füze denemesinde de bulunacak. Tatbikata dini lider Ali Hamaney'e bağlı Devrim Muhafızları da katılıyor.

İran, "Büyük Peygamber 5" adını verdiği askeri tatbikatla Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamayı hedeflediğini belirtti. Ancak uzmanlar, ABD'nin de bölgede uluslararası sularda askeri güç bulundurduğunu belirterek, İran'ın bu tatbikatla bir bakıma "savaş oyunu" oynadığını ileri sürüyor.

İran bu hamleyle BM daimi üyesi 5 artı 1 ülkelerine şunu göstermek istiyor: Eğer kendisine karşı yaptırım kararı alınırsa, günlük dünya petrol ihtiyacının yüzde 20'sinin transit geçişinin yapıldığı Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda daha sıkı tedbirler alarak bir bakıma karşı yaptırım başlatacağı sinyalini veriyor.

Devrim Muhafızları Komutan vekili Tuğgeneral Hüseyin Selami de, tatbikatın asıl amacının bölgenin güvenliğini pekiştirmeye yönelik olduğunu belirtmiş, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nı, "enerji arzında dünya için önemli ve hassas nokta" olarak değerlendirmişti.

Uzmanlar İran'ın bu askeri tatbikatla "savaş oyunu" oynadığını ve dünyaya mesaj verdiğini ise şu teze dayandırıyor: Tatbikatta ordunun yanı sıra Devrim Muhafızları da yer alacak. Devrim Muhafızları düzenli bir ordu gibi görünmesine rağmen, paramiliter bir yapıya da sahip ve doğrudan dini lider Hamaney'e bağlı. Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nı güvenliğini deniz kuvvetleri ve Devrim Muhafızları birlikte gerçekleştiriliyor.

AHMEDİNEJAD AFRİKA TURUNA ÇIKTI

İran, bir yandan 3 günlük tatbikatla adeta askeri anlamda gözdağı verirken, diğer yandan da diplomasi atağına kalktı.

Ahmedinejad’ın Afrika gezisiyle ilgili yapılan resmi açıklamada, bu ülkelerle ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuların da ele alınacağı belirtildi. Ancak uzmanlar, Ahmedinejad'ın ziyaretinin arkasında BM'nin İran'a karşı alacağı olası yaptırımları engelleme amacının yattığını ifade ediyor.

İRAN'IN DENİZ TATBİKATI BAŞLADI

İran devlet televizyonu, Devrim Muhafızları kara, hava ve deniz kuvvetlerinin ortak tatbikatının ilk aşamasının başladığını duyurdu.

Deniz kuvvetlerine bağlı çeşitli türlerdeki savaş gemileri ve hücum botlarının düşman hedeflerini belirleme ve tahrip etme tatbikatını icra edeceği belirtildi.

3 gün sürecek tatbikatın sonraki aşamalarında ise kara ve hava kuvvetlerine bağlı unsurların da görev alacağı vurgulandı.

Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nda güvenliğin sağlanması, Devrim Muhafızları'nın görev alanı olarak belirlenmişti.




ABD: İran'a operasyon hala masada

Kül krizinin etkisinin geçmesiyle dünyada yeniden Ortadoğu gündem belirlemeye başladı :

YNET NEWS: ABD sözcüsü: İran’a askeri operasyon hala söz konusu
Pentagon’un basın sözcüsü İran’a karşı askeri çözüm uygulanmasının hala başkanın gündeminde olduğunu söyledi ve ABD’nin İran’ın füzelerini engelleyebilecek kapasitede olduğundan emin olduğunun altını çizdi.

Daha önce Pentagon’un kıdemli politika danışmanlarından Michele Flournoy, Singapur’da muhabirlere, İran’a yönelik bir askeri operasyonun “son çare” olduğunu ve şimdilik söz konusu olmadığını söylemişti.

Ancak Savunma Bakanlığı Başsözcüsü Geoff Morrell, “Elbette ki İran’la savaşa girmeyi tercih etmiyoruz. Ama Başkan’ın operasyon kararı alma seçeneği her zaman söz konusu” diyerek Flournoy’un ifadelerinin strateji değişikliği olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizdi.





İran'ın askeri gücü Türkiye ve İsrail'e yetmez

İsrail Yedioth Ahronot Gazetesi

ABD’nin CIA ve NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) ile birlikte en büyük istihbarat örgütlerinden biri olan ve askeri alanda istihbarat yapan Savunma İstihbarat Ajansı (DIA), yeni raporunda İran ordusunun Türkiye ve İsrail ile başa çıkamayacak kadar verimsiz ve donatımsız olduğunu savundu.

İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahronot gazetesi DIA’nın hazırladığı raporu ele geçirdi. Habere göre, Savunma İstihbarat Ajansı İran’ın askeri gücü hakkında hazırladığı raporu bu hafta başında Senato’ya sundu.

DHA’nın çevirisine göre raporda, “İran ordusu 20 milyona yakın asker gücüne rağmen, İsrail ve Türkiye gibi ülkelerin ordularıyla baş edemeyecek kadar etkisiz ve donatımsız” denildi.

İran ordusunun başlıca görevinin rejimi korumak ve ABD ile İsrail’i saldırıdan caydırmak olduğu ifade edilen raporda, İran’ın askeri stratejisinin caydırıcılık, asimetrik karşılık verme ve yıpratmaya dayandığı belirtildi.

Raporda, İran’ın nükleer programının da benzer şekilde caydırıcı amaçlı olduğu belirtilerek,

“İran’ın nükleer programı ve nükleer silah geliştirme kapısını açık tutma arzusu, caydırıcılık stratejisinin odak noktasını oluşturmaktadır” görüşüne yer verildi.

Rapora göre, İran’ın asker gücü oldukça büyük olmasına rağmen, iyi eğitilmiş ve gelişmiş silahlara sahip ABD ve müttefiklerinden gelebilecek doğrudan bir saldırıya karşı koyamayacak kadar verimsiz durumda. Buna göre, İran ordusu sadece zayıf komşularından gelebilecek tehditleri caydırabilecek ya da bu tehditlere karşı koyabilecek kapasitede.

Raporda İran ordusunun elinde bulunan tank, zırhlı personel taşıyıcı, savaş gemileri ve uçakların durumuna da yer verilerek, İran hava kuvvetlerinin 10 yıldan uzun bir zamandır tek bir yeni uçak almadığına dikkat çekildi.
ATAM...
DÜNYA DÜŞSE PEŞİMİZE,
YER YARILSA YERİNDEN,
NE SENDEN VAZ GEÇERİZ,
NE SENİN ESERİNDEN...
Kullanıcı avatarı
serdaris
Yönetici
Yönetici
 
Mesajlar: 10717
Resimler: 22
Yaş: 45
Kayıt: 27 Kas 2002 9:14
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 258
Teşekkür alındı: 90 kere forum 71 Mesajlar

ÖncekiSonraki


Benzer Başlıklar


Dön Haber ve Güncel olaylar

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron