Zaman: 01 Ağu 2014 12:47

Mırra Nasıl Yapılır?

  
Öğrenmek istediklerinizi , bugün veya özel günlerde ne pişireceğinizi bilmiyorsanız ; sorun , öğrenin. Sizde bildiğiniz tarifleri bizimle paylaşın.

Moderatörler: seyhan, SüperMod

Mesajgönderen Havutkaya » 15 Şub 2005 20:48

beliz haklı o daha kolay olur
Dün geçti bugünü düşünürüm,
Yarınsa var mı?
Gençliğe de güvenmem pek,
Ölenler hep ihtiyar mı?
Kullanıcı avatarı
Havutkaya
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1406
Yaş: 28
Kayıt: 11 May 2004 18:24
Konum: 381. metreden
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen Tormenta » 17 Şub 2005 15:37

Euhehueuuh
Moralim bugün çok bozuktu. İyi geldi böyle bir mesaj. Allah da sizi güldürsün :)

Ama belki içmeyceğim, belki satacağım.
Ayrıca oraya sadece mırra içmek için gidersem adamlar beni döverler ::):
Galiba yine iş başa düştü.
Yine biz bulacağız...
Yine de teşekkürler...
Bir Vikingli der ki;
Mutsuz ve huzursuzdur herkese çatan kişi,
Bilse ne iyi olurdu ki;
Asıl sorun kendisi.
Kullanıcı avatarı
Tormenta
O Buraların Adamı
O Buraların Adamı
 
Mesajlar: 101
Resimler: 1
Yaş:
Kayıt: 30 Tem 2002 15:28
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen BeLiz » 17 Şub 2005 16:14

Saol Tormenta saol cümlemizi :lol:
Ayrıca oraya sadece mırra içmek için gidersem adamlar beni döverler

Niye dövsünler yaw alala,madem dövecekler niye yapip satiyolar :)
YorGuNum...ÇünKü yorgunLuğumun yaşamak gibi bir anLamı var...
Yine de yaşamaktan duyduğum mutLuLuğun tadına düşmaNLarım uLaşamazLar...
Kullanıcı avatarı
BeLiz
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 3701
Yaş: 31
Kayıt: 20 Ara 2004 16:15
Konum: isTaNBuL
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen Tormenta » 18 Şub 2005 16:47

O işin geyik kısmı...
Neyse yine de teşekkürler...
Bir Vikingli der ki;
Mutsuz ve huzursuzdur herkese çatan kişi,
Bilse ne iyi olurdu ki;
Asıl sorun kendisi.
Kullanıcı avatarı
Tormenta
O Buraların Adamı
O Buraların Adamı
 
Mesajlar: 101
Resimler: 1
Yaş:
Kayıt: 30 Tem 2002 15:28
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen Tormenta » 18 Şub 2005 16:47

O işin geyik kısmı...
Neyse yine de teşekkürler...
Bir Vikingli der ki;
Mutsuz ve huzursuzdur herkese çatan kişi,
Bilse ne iyi olurdu ki;
Asıl sorun kendisi.
Kullanıcı avatarı
Tormenta
O Buraların Adamı
O Buraların Adamı
 
Mesajlar: 101
Resimler: 1
Yaş:
Kayıt: 30 Tem 2002 15:28
Konum: İstanbul
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen gokhan1966 » 09 Mar 2005 2:58

Mırra setinden bir de fotokopiyle çoğaltılmış kâğıtçık çıkıyor. Reçete. Üzerinde Tuğra Bakırcılık'ın logosu, adresi, e-mail'i, altında da 'Acı Kahve (Mırra) Tarifi':
"Çekirdek kahve yanmaz tavada koyu renk alıncaya kadar kavrulur. El değirmeninde irice çekilir. Cezve içerisinde bir bardak suya yarım bardak iri çekilmiş kahve ilave edildikten sonra 1/3 oranında buharlaşıncaya kadar kaynatılır. Kaynamış kahve posası tamamen dibe çökünceye kadar dinlenmeye bırakılır. Daha sonra başka bir cezveye dikkatlice süzülür ve alttaki posa atılır. Süzülen kahve tekrar 3-4 dakika kaynatılır. Kaynama esnasında 1 tatlı kaşığı Nescafe ilave edilir."
Kullanıcı avatarı
gokhan1966
Yeni üye
Yeni üye
 
Mesajlar: 3
Yaş:
Kayıt: 07 Nis 2004 1:19
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen mad_viper » 10 Mar 2005 17:42

Ya kardeşim gözün kesiyorsa kaçır ordan birini tehdit et al mırra tarifini. ::): ::):
Sizde Geleceğimiz Olan Çocukların Gözlerindeki O Işıltıyı Görmek İstiyorsanız...

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı
Kullanıcı avatarı
mad_viper
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1678
Yaş: 27
Kayıt: 26 Nis 2004 15:46
Konum: Ordan,Burdan,Şurdan,Her Yerden
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen mad_viper » 10 Mar 2005 17:46

İşte istediğn mırra google da aratsan hemen bulurdun yahu.BEnde yapımını bulunmaz hint kumaşı sandım.Aşağıda ki yazı inşallah işine yarar.



Doğu'nun bir kokusu olsa, herhalde buram buram kahve kokardı. Doğu'nun bir kimlik işareti kahve... Batı'ya doğru uzayan serüveninde türlü türlü biçimlere girdi. Geçtiği yollar boyunca konukseverlik ilkelerini ve bu ilkelerin ışığında günlük davranış biçimlerini, mekânlarını, simgelerini; sözün kısası 'her dem taze' bir kahve kültürü yarattı.

Kahvenin acısı 'mırra', yalnızca Güneydoğu yöresine özgü, özellikle de Urfa'ya. Mırra kelimesi Arapça'dan geliyor, acı anlamına gelen 'mur'dan türetilmiş. Mırra, günlük yaşamın önemli bir parçası bu yörede. Sokaklarda adımbaşı semaveriyle dolaşan kahvecilere rastlarsınız. Kahve mütevazıdır, bir köşede sessizce yudumlanır ama mırra farklıdır. Törenler eşliğinde sunulur. Konuk kabulünde, sıra gecelerinde, düğünlerde, eğlencelerde, dini nikâhta, taziye evlerinde, sünnetlerde, bayramlarda. Bir zamanlar zenginlerin konağında özel kahveci tutulur, konuklar öyle ağırlanırmış. Bugün bile özel günlerde kahve yapan 20-30 kahve ustası var Urfa'da. Kimi babadan oğula bu işi sürdürüyor.

Mırra, özel bir kahveden yapılmıyor. Her çeşit kahve uygun, ancak kaliteli olması şart. Ama en az üç kişi ister başına; biri suyu karıştıracak, biri içine ağır ağır kahve dökecek, diğeri de maniler okuyacak. Önce yeşil çekirdek kahve, büyükçe bir kahve tavasında iyiden iyiye kavruluyor. Hafif ateşte, uzun saplı özel bir kaşık ile durmadan karıştırılıyor bir yandan. Kahve habbesi tam pişince ustalar rengine bakıp öyle "Tamam" diyor. Kavurma işi bittikten sonra sıra kahvenin dövülmesine geliyor. Bunun için sert ağaçtan yapılan 'dibek' denen havanlar kullanılıyor. Kavrulmuş kahve, dibek kolu ile iyice dövülüyor. Kahvenin tanecikleri Türk kahvesinden biraz daha iri olmalı. Kahvenin dibekte dövüleni makbul, ama bugün dibek yerine kahveyi iri çeken değirmenlerle kahve makinesi de kullanılıyor. Mırra kıvamını buluncaya kadar defalarca köpürtülerek kaynatılıyor, emeğin âlâsı da kaynatma işinde. Kahve telve haline gelinceye kadar suyla kaynatıldıktan sonra arı su ile tekrar karıştırılarak bir şerbet hazırlanıyor.

Mırraya özel yapılmış, işlemelerle süslü bir güğüm yarısına kadar bu şerbetle dolduruluyor ve içine yine iki-üç kilo kadar kahve konulup tekrar kaynatılıyor. Taşmaması için ateşe yaklaştırılıp uzaklaştırılarak bir süre daha kaynayıp kıvama gelince ateşten alınıyor. Kahve, soğuduktan sonra dibine çöken çökelekle karışmasına meydan vermeden 'mutbak' denen ikinci bir güğüme aktarılıyor ve üzerine yeniden şerbet katılıyor. Bu karışım tekrar iyice kaynadıktan sonra tortusu ile karıştırılmadan mutbağa aktarılıyor. Mutbaktaki kahve bir müddet daha kaynatılıyor. Ateşten alınıp da iyice soğuduktan sonra farklı boylarda, mırraya özel, ağız kısımları kapaklı güğümlerin en büyük olanına boşaltılıyor. Son olarak da en büyük boydaki çinko cezveye. Cezveye boşaltılan pekmez katılığındaki mırra, içine konulduğu fincanın kenarını boyayacak hale geldiyse kıvamını bulmuş demektir. Bu işlemi eskiden kömür ateşinde tam yedi kez yapan kahveciler varmış. Mırra şeker istemiyor; 'Sarhoş ayıltan' diye anılması belki de bu yüzden.

Mırraya kimi zaman güzel koku versin diye zencefilgillerden ıtırlı bir bitki olan kakule de ekleniyor. Daha sonra mırra, özel sarı bakırdan üzeri işlemelerle süslü ibriğe ya da cezveye konup ısıtılıyor. Mırranın yapılışı kadar sunumu ve içimi de ayrı bir şölen. Kahvecinin bir elinde kahve fincanı diğer elinde kahve ibriği vardır. Boynunda veya cebinde de fincanları silecek mendiller. Büyükten küçüğe doğru, sıra ile tüm odadakilere ikişer defa ikram ediliyor. Sadece tek içimlik dolduruluyor fincana. Birinci içimden sonra kahveci aynı fincana aynı miktar mırrayı koyup tekrar uzatıyor. Kahve gibi yavaş içilirse soğuyor ve tadı kaçıyor; erken içilirse damağı yakıyor. Önce hafif damağa değdirilerek tadına bakıp; sonra iki-üç yudumda, fincanı kendi ekseni etrafında 45 derece döndürerek yavaş yavaş içmek gerek.

Ayrısı gayrısı yok, herkes aynı küçük kulpsuz, ters çevrilmiş kesik koni biçiminde fincanla içiyor mırrayı. İkram edenin mutlaka yüzüne bakılıyor, bir yudum alındıktan sonra fincan eline geri veriliyor. Yanılıp da fincanı yere koyan kabalık etmiş sayılıyor.

Ya fincanın derinliği kadar altın koyacaktır içine ya da ikram eden genci evlendirme sözü verecektir. Bu geleneğin nereden geldiği kesin değil, ama bir rivayet şöyle diyor: Bir ağanın odasında oturan zengin bir misafir ağanın kahvecisine bahşiş vermek istemiş. Fakat ağaya karşı ayıp olmasın diye bir bahane aramış. Mırrayı içtikten sonra fincanını kahvecinin eline değil, yere bırakmış. Kahveci de fincanı yerden almış. Misafir kahveciye "Kusura bakma unuttum, fincanı yerde bıraktım" deyip onun gönlünü almak için fincana altın doldurmuş. O gün bugündür, bu hikâyeyi duyan kahveciler fincan yere kondu mu "Ya fincanımı altın doldur, ya da beni evlendir" diye bahşiş ister olmuş.

Urfa geleneklerine gövre mırranın kuralları kesin. Bir ailenin konuklarına mırra sunması için de özel şartlar gerekiyor. Daha önce hiç mırra sunmamış bir ailenin çocuğu gün gelip de hali vakti yerine gelip de mırra vermek isterse usülüne uygun olarak komşu yörenin ileri gelenlerini evine davet etmek zorunda. Destur (izin) büyük bir yemek şöleniyle kutlanıyor.

Kaynak: Skylife 05/2002 Benan Kapucu, yazar
Sizde Geleceğimiz Olan Çocukların Gözlerindeki O Işıltıyı Görmek İstiyorsanız...

Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı
Kullanıcı avatarı
mad_viper
Bilgisiz Bilgin
Bilgisiz Bilgin
 
Mesajlar: 1678
Yaş: 27
Kayıt: 26 Nis 2004 15:46
Konum: Ordan,Burdan,Şurdan,Her Yerden
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen geda1975 » 20 Eki 2006 1:49

1.AŞAMA : Kendine has özel tavayla diri kahve,pişmiş kahve rengini alana kadar kavrulur.
2.AŞAMA : Kavrulan kahve,acı payamdan yapılmış Barak yöresine ait özel dibekte, un haline gelinceye kadar güzel bir şekilde dövülür. Dibekle dövme esnasında, ritim verilir ve Barak yöresine ait türküler, uzun havalar söylenir.
3.AŞAMA : Büyük ibrikler içerisinde bulunan kaynamış suyun içerisine, dibekte dövülüp, un haline getirilmiş kahve boşaltılır ve güzelce kaynatılır. Saatler süren bu kaynamadan sonra,dinledirilir ve diğer bir başka ibriğe boşaltılır. Süzme işlemi yapıldıktan sonra,tekrar başka bir ibriğe boşaltılır. Büyük ibriklerde beklemeye alınan (mırra)acı kahvemiz, küçük cezvelere konulup ısıtılır ve servise hazır hale getirilir.
4.AŞAMA: Dördüncü ve son aşama ise ikramdır. Yalnız ikram edilirken misafiri bekletmemek ve servisi daha hızlı yapmak için çift fincan kullanılır. Bu fincanlar kulpsuz olup,özel mırra fincanlarıdır. Misafir mırrasını içtikten sonra asla fincanı yere koymaz ve evsahibine uzatır. Yere koyduğu taktirde, ya evin bir gencini evlendirmek, ya da fincanın dolusu kadar altın vermek zorundadır.
Kullanıcı avatarı
geda1975
Yeni üye
Yeni üye
 
Mesajlar: 1
Yaş:
Kayıt: 20 Eki 2006 1:42
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 0 kere forum 0 Mesaj

Mesajgönderen rmzn » 27 Eki 2006 16:06

bir kere Urfa'da içmiştim. İçme adabını bilmeyene ceza veriyolarmış. Oyüzden garson nasıl içeceğimizi tarif etti. :)
Kullanıcı avatarı
rmzn
O Buraların Adamı
O Buraların Adamı
 
Mesajlar: 124
Yaş:
Kayıt: 27 Oca 2006 20:42
Teşekkür edildi: 0
Teşekkür alındı: 1 kere forum 1 Mesaj

ÖncekiSonraki


Benzer Başlıklar


Dön Yemek Tarifleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir